İNGİLTERE’DEN… BM, Darfur katliamına seyirci

İNGİLTERE’DEN… BM, Darfur katliamına seyirci

0
PAYLAŞ

Batı’nın çifte standartlarına hemen her gün tanık oluyoruz. BM ve diğer uluslararası kurumların Ruanda katliamında takındığı tavrı biliyoruz. Olaylar bitene kadar beklemişler ve yüz günde 1 Milyona yakın insan katledilmişti Ruanda’da. Tarihin en büyük soykırımının yaşandığı bu küçük Afrika ülkesi, sonrasında ise göç, açlık ve hastalık görüntüleri ile oturmuştu dünya gündemine.

Soykırımın yaşandığı sırada Ruanda’daki BM Barışgücü’nün komutanı olan Kanadalı General Romeo Dallaire, duruma el konulması için uluslararası toplum nezdinde birçok girişimde bulunmuştu. Ancak o zamanlarda BM Güvenlik Konseyi ülkedeki barış gücü sayısını arttırmak yerine azaltmayı seçmişti. Birleşmiş Milletler, Ruanda’daki katliamı hem seyretmişti hem de katliamı bir “iç savaş” olarak tanımlayarak, katliama göz yummuştu. Dünya kamuoyu ise Ruanda’da olup bitenleri tam anlamıyla ancak 10 yıl sonra ‘Hotel Rwanda’ isimli filmi izledikten sonra anlayabilmişti…

Bir süre önce aynı Birleşmiş Milletler’in İsrail’in Lübnan’da yaptığı bir başka katliama nasıl seyirci kaldığını da izledik. Yine bildik senaryo yaşanmıştı. İsrail işini bitirene kadar BM yavaş davranmış. Hiçbir yaptırım uygulamamış. Sadece birkaç açıklama yaparak göstermelik iyi niyet turları düzenlemiş ve iki yüzlü yüzünü bir kez daha göstermişti.
Darfur ise BM ve batının çifte standardının bir başka adı olsa gerek. Birleşmiş Milletler, burada yaşananları, ‘dünyanın en kötü insanlık felaketlerinden biri’ diye tanımlıyordu ancak buna rağmen  Darfur’da Şubat 2003’ten bu yana sayıları tam olarak bilinmese de yaklaşık 500 bin Afrikalı Müslüman’ın öldüğü söyleniyor. O dönemde kriz nedeniyle ABD, BM ve uluslar arası toplumun tepkisi ve krize karşı takındıkları tavır tam bir “skandal” olarak değerlendirilmişti.

Sudan hükümeti ve Arap milislerin bölgedeki Afrikalı nüfusa karşı geliştirdikleri saldırılar sonucu, binlerce kadın tecavüze uğradı, işkence gördü. Üç milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. 5 Mayıs 2006’da Darfur’da Barış Anlaşması imzalandı. Ancak  bu anlaşmaya rağmen çatışmalar durmadı ve özellikle Batı Sudan ile Darfur’un bazı bölgelerinde halen devam etmekte. 

Darfur bu günlerde yeni ve çok daha büyük bir krizin eşiğinde. Geçtiğimiz günlerde Sudan Hükümeti, Darfur’da BM barış gücü birliği konuşlandırılmasına izin vermeyeceğini açıkladı. Bu 30 Eylül’de görev süresi dolacak olan Afrika Birliği’ne bağlı barış gücü askerlerinin ülkeden ayrılmaları ve yerlerini BM askerlerinin almaması anlamına geliyor. Bölgede çalışma yürüten insan hakları örgütleri ve yardım kuruluşları bunun saldırıların yeniden başlaması ve sivil insanların yeniden katledilmesi anlamı taşıdığını söylüyor. 

Merkezi Londra’da bulunan “Protect Darfur” isimli organizasyon,  Darfur için 17 Eylül Pazar günü “Darfur’la Küresel Dayanışma Günü” adı altında uluslar arası bir gösteri düzenledi.  Londra’da da Darfur’daki katliamdan kurtulanlar ve Yahudi Soykırımı mağdurları sembolik olarak giydikleri ve BM Barış Gücü’nü temsil eden mavi şapkalarıyla birlikte Sudan konsolosluğu önünde “sivillerin soykırımına son” gösterisi yaptı. Grup daha sonra da buradan Lordlar Kamarası binasına doğru yürüyüşe geçti. Aynı gün Müslüman, Hristiyan ve değişik dinlerden temsilciler Başbakan Tony Blair’in evinin önünde bir araya gelerek “Dünya ve BM Ruanda’ya seyirci kaldı buna da kalmasın” diyerek ortak bir ayin düzenledi.
Darfur’la Dayanışma Günü’nde New York’ta Central Park’ta da 20 bin kişi toplanarak BM’e ‘Darfur’da yeni bir katliama seyirci kalmama’ çağrısı yaptı.  Aynı gün Abuja, Banjul, Berlin, Bonn, Brüksel, Budapeşte, Dakar, Dubai, Dublin, Kopenhag, Kahire, Melbourne, Montreal, Nairobi, New York, Oslo, Paris, Rio, Seul, Stokolm, Toronto ve daha birçok şehirde benzer gösteriler yapıldı.

Tüm çağrılara ve gösterilere rağmen Darfur’da BM, şu ana kadar ağırdan almaya devam ediyor. Bu da katliamcılara zaman veriyor

Sanırım dünya nüfusunun geri kalanının “vay be vah! vah! gercekten olmuş mu bunlar?! İnanılır gibi değil!” diyebilmesi için her şeyin olup bitmesi, aradan 10 yıl gibi bir zaman dilimi geçmesi ve sonra da ‘Hotel Rwanda’ benzeri bir filmi çekilmesi gerekecek. Tabi ki yetersiz ama sizler de benim gibi biraz bilgilenmek ve belki de birşeyler yapmış olmak için; www.protectdarfur.org ile www.savedarfur.org  web sitelerine bir göz atabilirsiniz.

 

 

BİR CEVAP BIRAK