İNGİLTERE’DEN… Burma ve İngiltere’nin çifte standartı

Burma halkı sonunda yıllarca süren zalim diktatörlüğe başkaldırdı. 27 Eylül 2007 Perşembe günü, Yangon’da 100 bin, ülkenin diğer kesimlerinde ise yüzbinlerce insan, cunta yönetimin sona ermesi ve özgürlük için sokaklara döküldü. Askerler gösterici gruplara ateş açarak saldırdı. 1962’den beri askeri diktatörlükle yönetilen Burma’nın başında son 15 yıldır General Than Shwe var. Ülke yokluk içinde sızlanıyor. Halkın yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Kişi başına düşen milli gelir 230 dolar. Halk yoksul, halk sıkıntı içinde, halk aç, halk yönetimden memnun değil ve artık bu yönetimin değişmesini istiyor. Peki, bunlar General Than Shwe’yi etkiliyor mu? Pek umurunda değil! O’nun için önemli olan sadece koltuğu…6 Ekim Burma halkıyla dayanışma ve uluslararası eylem günü ilan edildi. Tüm dünyanın yüreği Burma halkı için atacak…

Bu arada Burma’daki gösterilerde askerin sert tutumu, demokrasinin beşiği İngiltere’de de son dönemlerde göstericilere karşı polisin kullandığı sert yöntemleri akla getirdi. Öyle ya; biri faşist cunta devleti Burma, diğeri ‘demokrasinin beşiği’ İngiltere.  “Burma’da silahsız göstericilere karşı askerin kullandığı her türlü şiddete rağmen Burma halkı cesur bir şekilde barışçıl protesto hakkını kullanıyor ve demokrasiyi savunuyor” diye konuştu Başbakan Gordon Brown. Brown’un bu açıklamayı yaptığı 28 Eylül tarihinden birkaç gün sonra 1 Ekim günü İskoçya’da, Clyde yakınlarında Faslane Nükleer Santrali önünde gösteri yapan protestoculardan 100’den fazlası tutuklanmıştı. Göstericilerin bildirdiğine göre, polis protestoculara karşı oldukça sert davranmış ve birçoğunu yaka paça sürükleyerek, gösteri yerinden uzaklaştırmış. Gösterinin amacı Faslane Nükleer Santrali’nin kapatılması idi.
Yine 20 Eylül tarihinde Heathrow’da çevrecilerin yaptığı gösteriye İngiliz polisinin sert tutumu gözlerden kaçmamıştı. Gösterilere katılan protestocu sayısı 1000’i bulmazken, göstericilere karşı 2000’e yakın polis görev almış ve 40 gösterici tutuklanmıştı. Bu gösterinin amacı ise küresel ısınmaya dikkat çekmekti.

İngiliz polisinin yetkilerini kullanarak demokrasiyi sekteye uğratmasına son örnek, önümüzdeki günlerde yapılması planlanan savaş karşıtı gösteriyle ilgili oldu. Polis, İngiltere Parlamentosu çevresinde 1mil olarak belirlenen ‘gösteriye yasak bölge’ için de, 8 Ekim tarihinde yapılması planlanan savaş karşıtı gösteriye izin vermediğini bildirdi. Karar, gösterinin planlayıcısı olan ‘Savaş Karşıtı Koalisyon’un tepkisini çekti. Koalisyon, “İngiltere bir yandan, Burma’da halkının gösteri hakkını savunuyor, diğer yandan kendi ülkesindeki vatandaşların demokratik hakkını engelliyor” diyerek, İngiltere’nin çifte standardını teşhir etti. 

Oysa Tony Blair, 7 Nisan 2002 tarihinde, George Bush’u ziyareti sırasında yaptığı konuşmada, “hergün Downing Strett’in önünde geçerken protestocuları görüyorum. Bu göstericilerin birçoğuyla aynı fikirde değilim ve bana söyledikleri bazı şeyler hiçte hoşuma gitmiyor. Ama tanrıya şükürler olsun ki bunu yapabiliyorlar. Buna özgürlük denir” diyordu. Ve aradan üç yıl geçti. Demokrasi ve özgürlükler alanında dünyanın en töleranslı ülkelerinden biri olarak gösterilen İngiltere; tarihinin en önemli yasaklamalarından birini getirdi. Halkın gösteri ve yürüyüş hakkı kısıtlandı.

2005 yılı Ağustos ayında çıkartılan Organize suçlar ve Polis Yasası’nın 132. maddesiyle Parlamentoya 1mil mesafe içinde izinsiz gösteri ve yürüyüş yapılması yasaklandı. Yasanın yürürlüğe girdiği 1 Ağustos 2005’ten bu yana yüzlerce kişi parlamento çevresinde gözaltına alındı ve bunlardan bazıları çeşitli cezalara çarptırıldı. Gösterilerin büyük bir çoğunluğu İngiltere’nin Irak işgali ve Afganistan işgalini protesto eylemleriydi.

İşte polis bu yasayı kullanarak 8 Ekim tarihinde yapılması planlanan savaş karşıtı gösteriyi de yasakladığını ilan etti. İngiltere’de hükümette olan İşçi Partisi bir taraftan “özgürlükçü” olduğunu söylüyor… İnsan haklarından yana olduğunu söylüyor… Burma, İran, Kore, gibi ülkeleri insan hakları ihlallerinden dolayı kınıyor… Diğer yandan kendi ülkesinde, en sıradan, en demokratik gösterilere bile göz yummuyor. Parlamentodaki politikacılar, her gün polise daha fazla yetki ve haklar nasıl verileceğini tartışıyor.

Tüm yasaklamalara rağmen, “Savaş Karşıtı Koalisyon” 8 Ekim tarihinde Irak işgaliyle ilgili protestoyu gerçekleştireceğini açıkladı. Aralarında Tony Benn, Mark Thomas, Lindsey German’ın bulunduğu koalisyon, sendikalardan, dini organizasyonlardan, sosyalistlerden ve çevrecilerden oluşan bir bileşen. Yaşadığımız ülkede insan hakları ve demokrasinin temel taşı olan ‘gösteri ve muhalefet hakkı’na sahip çıkma adına koalisyona destek olmak için 8 Ekim’de Trafalgar Square’de olalım.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × four =