İNGİLTERE’DEN… Dil Şöleni’nden notlar

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba… Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde 5-6 Mayıs tarihinde Ankara’da TOBB, Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde yapılan ‘II. Avrupa’da Türk Dili Bilgi Şöleni’ne İngiltere’den de ben katılmıştım.   

Her yıl düzenli olarak gerçekleştirilecek bu organizasyon, bu yıl Avrupa Türkleri Birliği (ETU), Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu (TİDAF) Türkiye şubesi tarafından organize edildi. Pek çok medya kuruluşu başta olmak üzere, TOBB, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, TİKA, TÖMER, üniversiteler ve özel sektör temsilcileri de destek verdi…

Avrupa’da Türk kültürünün asimile olmasının önüne geçmek için başta dil olmak üzere kültürümüzü unutmamak gerektiğini ve bu konuda Şölen’in kurumsal bir adım attığını daha önceki yazılarımda da söz etmiştim… Avrupa’daki her ülkeden de en az bir temsilcinin yer aldığı Şölen’in asıl amacına ulaştığını söyleyebilirim…
 
Bugün Avrupa’da sayıları 5 milyonu aşan soydaşımızın en önemli ortak paydası, güzel Türkçemizdir. Ancak, Avrupa’da üçüncü kuşak çocuklarımız, dilimizi öğrenme, konuşma ve kullanma konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Bu konuda bir şeyler yapmak amacıyla, 2005’de Frankfurt’ta ve Avrupa’da faaliyet gösteren 19 federasyon bir araya gelerek kolları sıvadı. “Avrupa’da Türk Dili Bilgi Şöleni” böylece doğmuş oldu…

İkincisi Ankara’da yapılan Dil Şöleni, cumhurbaşkanlığı tartışmalarının gündeme damgasını vurduğu günlere denk düşmesine karşın yine de siyasiler ve basının ilgi odağı olmayı başardı. Şölen’de alınan sonuçları burada yalnızca başlıklar halinde özetle aktarmak istiyorum:

– AB’de dil ile ilgili pek çok haklarımız var. Ne yazık ki söz konusu hakların kullanılması konusunda siyasetçilerimiz ve teknokratlarımız bilgi sahibi değil.
– UNESCO, 20 yıllık çalışma sonrasında hazırladığı Almanya raporunda, bu ülkede Almanca’dan başka Türkçe’yi en çok konuşulan dil olarak saptadı. Oysa Almanya’da bazı eyaletler resmi raporlara sümen altı ederek Türkçe karşıtı kararlar alabiliyor… Onlara karşı sözkonusu raporları öne sürmek gerekir.
– AB içinde Türkçe konuşan toplum olarak dil konusunda var olan hakların öğretilmesi, toplum içinde bilgi paylaşımının gerçekleşmesi ve ortak mücadele stratejisinin saptanması gerekmektedir…

Şölen’de İsveç örneği ele alınarak azınlık toplumu çocuklarının 3-7 yaş döneminde anadillerinde eğitim yapılmasının önemine değinildi. Fransa’da yapılan bilimsel araştırmalara göre iki dilli yetiştirilen çocuklar daha başarılı. Bu başarıdan hem azınlık toplumu hem de uyum sağlanılması istenen ülke için çok önemli bir fayda sağlayacaktır.. Toplantılarda İsveç örneğinin AB ülkeleri içinde örnek olarak gösterilmesi ve bu uygulamanın yaygınlaştırılması istendi.

Şölen’de kısa dönemde atılması gereken adımlar da şöyle saptandı:

– Şölen boyunca dil bilimcilerince sunulan öneriler bir kitapçık olarak yayınlanacak
– Avrupalı Türklere yönelik Türkçe eğitimi amaçlayan bir web sitesi yayına sokulacak
– Avrupa’ya gönderilen Türkçe öğretmenlerinin nitelikli olması için yeni bir yöntem saptanacak
– Bir yıl Türkiye ve bir yıl Avrupa’nın bir başkentinde gerçekleşek şölene gelecek yıl Köhln evsahipliği yapacak…

Avrupa’daki azınlık Türklerin genelde bütün kültürel ve özelde dil konusundaki haklarının uygulanmasını isterken, madalyonun öbür yüzünde de Türkiye’deki azınlık ya da resmi olarak “azınlık” olarak nitelendirilen halkların da aynı hakları kullanmalarının sağlanması gerekmektedir… Bu sosyal hukuk devleti olması uğraşısındaki Türkiye’nin attığı önemli bir adım olacaktır.

Küreselleşmeye karşı herkesin mozayikteki renklerin solmaması için herkes elinden geleni yapmalıdır…

***

Türkiye gündemi seçimlere kilitlendi. DYP ve ANAP’ın birleşmesi ile CHP ve  DSP’nin seçim işbirliği kısır siyaset döngüsünde yeni bir sayfa açıldığı izlenimi veriyor…

Sosyal demokrat partideki seçim işbirliği çeperini, benzer çizgideki diğer partilere de açmalıdır. İtalya örneği bu açıdan merçek altına almaya değer… Ayrıca bazıları DSP lideri Zeki Sezer’in milletvekilliğine aday olmamasını “vizyonsuz”lukla suçlasa da ben koltuk sevdalısı görünümündeki Deniz Baykal’a ciddi bir mesaj olduğu kanısındayım.

Bütün sosyal demokratlar yeni ve saygın bir genel başkanın tuttuğu şemsiyenin altında biraraya gelmeliydi. Ancak o zaman AK Parti iktidardan uzaklaştırılabilirdi… Bu konuda da “İngiltere örneği iyice incelenmeli” derim…

İşçi Partisi şemsiyesinde Troçkistinden Muhafazakar Parti’yi aratmayan sağ kanadına pek çok kesimin bir çatıda yer alabilme sırrı araştırılmalı…

Ayrıca İngiltere’de partisine oy kaybettirmesine karşın 3 dönem seçimleri kazanma başarısı gösteren İşçi Partisi lideri ve başbakan Tony Blair’in koltuklarını bırakmasını Sayın Baykal nasıl değerlendiriyor çok merak ediyorum. Umarım Blair için “enayi” demiyordur…

***

Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası’nın 18 Mayıs’ta geleneksel balosu yapıldı. Bu yılki balonun özelliği benim de aralarında bulunduğum bir grup işadamı tarafından kurulan Oda’nın 27’nci yıl dönümünün de kutlanmasıydı.

TBCCI’ın yıllık geleneksel balosuna Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklığolu, İşçi Partisi Grup Başkanı ve Devlet Bakanı Hazel Blears, İşçi Partisi’nin Türkler’in yoğun olarak yaşadıkları Enfield bölgesi milletvekili Joan Ryan, Lordlar Kamarası’nın Müslüman üyesi ve Türk dostu olarak tanınan Lord Ahmet, Enfield ilçesinin Muhafazakar Partili Türk Belediye Başkanı Doğan Delman ve Harringey bölgesi belediye meclis üyesi Nilgün Canver ile Kıbrıs Türk Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Durmuş da göze çarpan konuklar arasındaydı…

Balo’da Sayın Hisarcıklıoğlu ile de ayaküstü sohbet olanağı buldum. Sayın Hisarcıklıoğlu’nun her ülkede ikili ekonomik ve sosyal faaliyetleri organize edecek Türkevleri’nin kurulmasına sıcak baktığını duymaktan mutlu oldum.

Genellikle biz işadamları işlerimizi başkasına havale etmeden kendimiz yapmak taraftarıyız. Türkevlerinin finansman kaynağı için de şimdilik ihracat gelirlerinden % 0.5 gibi küçük bir kaynak ayırılması düşünülüyor. Eğer bu düşünce gerçekleşebilirse ekilenden çok daha fazla biçileceği bir gerçektir.

Size gelişmeleri büyük bir zevkle aktaracağım… İyi haberlerde buluşmak üzere…

_______________

* London Capital Markets Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası’nın Avrupa – Türkiye İlişkilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olan Akşahin, aynı zamanda Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu 3’ncü Başkanı ve İngiltere, Türkiye ve Türki Cumhuriyetler Sorumlusu. Aynı zamanda da Açık Gazete Danışma Kurulu üyesi…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.