İNGİLTERE’DEN… Çevre dostu yaşam mümkün mü?

İNGİLTERE’DEN… Çevre dostu yaşam mümkün mü?

0
PAYLAŞ

Dünyaya zarar vermeden bir yaşam mümkün mü?

İngiltere gündemini geçtiğimiz hafta “en yeşil kim?” sorusu oluşturdu. İktidardaki İşçi Partisi hükümetinin, iklim değişikliğiyle mücadeleyi yasal bir zemine oturtacak tasarıyı meclise sunmasıyla birlikte, İngiliz politikasının üç büyük partisi olan İşçi Partisi, Muhafazakar Parti ve Liberal Demokrat Parti  “çevre duyarlılığı” konusunda kıyasıya bir yarışa girdiler.

İngiltere Çevre Bakanı David Miliband’ın dünyada türünün ilk örneği olduğunu söylediği tasarıyla karbon emisyonlarının 2050 yılına kadar yüzde 60 oranında azaltılması hedefleniyor. 2020 yılına kadar belirlenen hedefse en az yüzde 26 oranında bir azalma gerçekleştirmek. Bu oranının yüzde 32’ye ulaşması da mümkün. Tasarının yasa haline gelmesi durumunda her beş yılda bir “karbon bütçeleri” hazırlanacak, bağımsız bir komisyon da sağlanan ilerlemeyi denetleyip her yıl parlamentoya konuyla ilgili bir rapor sunacak. Yasayla İngiltere’de tüketicilerden enerji tasarrufu yolunda adımlar atmaları istenecek, alternatij enerji kaynaklarına daha fazla yatırım yapılacak.

Tasarıya göre, eğer karbon emisyonları hedeflenen oranda azaltılmazsa gelecekte hükümetler aleyhine dava dahi açılabilecek. İngiltere’de muhalefetteki Muhafazakar Parti ve Liberal Demokrat Parti tasarıyı onaylayacaklarını açıkladılar Ancak iki parti de beş yıl yerine her yıl “karbon bütçeleri” hazırlanmasını talep ediyor. Henüz yasallaşması kesin olmayan tasarıyı yetersiz bulan çevreciler ise karbon emisyonlarında 2050’ye kadar yüzde 60 yerine yüzde 80 azalma sağlanmasını ve her yıl yüzde 3’lük bir azalmanın garanti edilmesini istiyor.

İngiltere’de son bir kaç yıl içinde halkın çevre sorunlarına karşı daha fazla ilgili oldukları bir gerçek. Bunda iklim değişikliğinin yol açtığı çevre felaketlerinin, her geçen gün büyüyerek dünyamızı tehdit eden bir tehlike haline gelmesindeki rolü büyük. İngiliz meteoroloji uzmanlarına göre, 2007 yılı, dünya genelinde kayıtların tutulmaya başlandığı son 150 yılın en sıcak yılı olabilir. Bu güne dek kaydedilen en sıcak yıl 1997-1998 yılları arasında yaşandı. Yaşanan doğa olayları sonucu 2 bin can kaybı meydana geldi ve faturası ise 20 milyar sterlin oldu. 

Bilim insanları, küresel iklim değişikliğinin yol açacağı faaliyetleri birbiri ardına açıklarken ve siyasetçiler gündemin en önemli sorunu konusunda seçmeni ikna çabalarına girişirken, gelecekten endişe etmeye başlayan insanlar da kendi çabalarıyla kendi çözüm yollarını bulmaya başladı bile. İklim değişimi tartışmalarına kulak verirken, “peki ama biz ne yapabiliriz?” sorusuna cevap arayan Ashton Hayes köylüleri bakın neler yapmışlar…  
İngiltere’de Cheshire bölgesinde, Chester şehrine 8 mil uzaklıkta bulunan Ashton Hayes köyünde yaşayan bin kişi, son bir yıldır ülkenin ilk karbonsuz köyü olmak için yoğun bir çabanın içine girmişler.

Amaç dünyaya zarar vermeden bir yaşam sürdürmek. Bu olağanüstü projenin fikir babası ise bu köyde yaşayan Garry Charnock isimli bir mühendis. Charnock bu fikre iki yıl önce katıldığı bir edebiyat toplantısından sonra varıyor. 

Katılımcılar, “herkes bu salondan çıkıp iklim değişimi hakkında birşey yapsa, büyük yol alırız” diye salondan ayrılınca, O da işe çocuklardan başlamış. Okulda onlara ‘geleceğin taşıtları’ diye bir proje yaptırma fikrini ortaya atmış. Daha sonra köyde yapılan toplantıya 400 kişi katılmış. Bu köydeki yetişkin nüfusun yüzde 75’ini oluşturuyormuş. İlk adım olarak Chester Üniversitesi’yle beş yıllık bir anlaşma yapılmış. Üniversiteden gelen uzmanlar Mayıs 2006’da köydeki 370 haneyi teker teker dolaşarak karbon üretimlerini hesaplamışlar ve herkese, bunu azaltmaları için kişisel planlar hazırlamışlar.

Köylülerden bazıları enerji tasarrufu sağlayan ampuller takarak, bazıları ise çift cam ve güneş panelleri taktırarak başlamış işe. Bu arada ısı kaçıran çatılar elden geçmiş. Evlere, okula güneş panelleri takılmış. Bütün gün fişte takılı durumda duran televizyonlar, müzik setleri, dvd çalarlar, bilgisayarlar ve benzeri diğer elektrikli makineler fişten çekilmiş.
Projeye herkes canı gönülden destek olmuş. Köyün pubından, bakkalına herkes üzerine düşeni yapmış. Mesela, köyün pubında sigara satan makineden, bira soğutucularına kadar herşey gözden bir daha geçirilip kullanılmayanlar kapatılarak elektrik faturasında ayda 250 sterlin tasarruf elde edilmiş. Araba yerine bisiklet tercih edilmiş. Çok yakıt yakan araçlar, az yakıt yakanlarla değiştirilmiş. Bir elektrik şirketiyle de, ilerde kendi elektriklerini üretmek üzere anlaşma yapılmış. 

Şu anda ise, rüzgar, biyo-yakıt ve benzeri alternatif enerji sistemleri üzerinde çalışma yapılıyor. Garry Charnock, en gurur duyduğu projesi sorulduğunda ise  “ben en fazla, köy halkının biraraya gelmesinden gurur duydum” diye yanıtlıyor.

Aslında çevre sorunları başta olmak üzere birçok soruna bu örnekte görüldüğü gibi köylerde, mahallelerde, semtlerde, insanlar komiteler kurarak neler yapabileceklerini tartışarak cevap bulabiliyor. 

Ashton Hayes’in farkı, kendilerine ‘ilk karbonsuz köy olma’ gibi bir hedef koymuş ve 7’den 70’e herkesi bu hedefe katılmaya ikna etmiş olmaları. Sonuçta belki hedeflerine ulaşıp ulaşamayacakları belli değil ama en azından bir fark yaratabilecekleri bir gerçek.

Dünyamız küresel ısınmadan dolayı her geçen gün daha büyük bir felakete doğru yol alırken, milyarlarca insan açlık ve yoksulluk çekerken, on binlerce insan savaşlardan, AIDS ve sıtma gibi önlenebilir hastalıklardan ölümden dolayı yok olurken, bu sorunların çözümü de, sorunun öncelikli sorumlularında değil, bu sorunları bire bir yaşayanlarda yatıyor. 

 

 

BİR CEVAP BIRAK