İNGİLTERE’DEN… Fransa’nın Fransızlığı…

Aslında AİHM’in kararını yazacaktım ama bir iki paragrafta geçeyim… AİHM usülden bozdu, Türkiye bu eksikliği tamamlayacak. Her konuda olduğu gibi şövenizmi körüklemek isteyenlere, anti-AB’cilere gün doğdu yine… Neyse Devlet Bakanı Abdüllatif Şener (okuldan arkadaşımdır kendisi), AİHM kararı öncesinde attı tuttu, karar sonrasında Başbakan Tayyip Erdoğan bu iş hükümeti değil yargıyı ilgilendirir deyip hem temelsiz demeçleri bağladı hem de Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması için gerekenin yapılacağı sinyalini verdi. AİHM Kararı’nın büyütülecek bir yanı yok.

***

Masamda ABD’nin şu ünlü Time Dergisi’nin eski sayılarından biri var. Kapakta da ABD’li biyolog Dean Hamer’ın, “Tanrıya inanç genini buldum” açıklaması… Hamer, dergiye 6 yıl boyunca sürdürdüğü DNA çalışmalarının sonunda “VMAT2” geninin inanç kavramını yönlendirdiğini açıklamış.

Neyse bizim işimiz inançla değil, bilinçle… Kendinizden bilirsiniz, “Ya sen hiç bir şeye inanmıyor musun?” diye çok soran (ya da sorduğunuz) olur. İnanç ve bilinç çok farklı. Biri dogmatik, diğeri bilim… Biri metafizik, diğeri meteryalizm… Ben komşunun bahçesindeki elmayı, “Haram olur, cehennemde yanarım” diye cehennem korkusundan değil, “Komşu emek verdi. İzinsiz alırsam emeğe saygısızlık olur” diye almam…

İnanç bilinç olayı Türkiye’nin AB üyeliğinde de tartışılıyor. AB Komisyon Raporu’nda Türkiye’ye şartlı yeşil ışıktan sonra bu konuda yabancı basın ve tv programlarını izledim. Yapımcılar bu inanç ve bilinç kavramlarını çorbaya çevirdiler.

Fransa’da sokaktan geçene sorulurken AB’nin ve Türkiye’nin getiri götürüsü sorgulanmadan “Türkiye müslümandır. Bizim Hiristolara uyum sağlayamaz” görüşünün baskın olması şaşırtıcıydı. Asıl şaşırtıcı mikrofonların sürekli tutulduğu ağızlar tabi. Bu arada dini bütün Müslüman Başbakan Tayyip Erdoğan da bu teze sığınıyor; “Hiristiyan Kulübü değilseniz bizi alın. Hem de o korkulan kültürler çatışması olmasın” diyor.

Fransa, sivil toplum örgütleriyle Avrupa’nın en sağ duyulu ülkesi. Bugün sosyalizasyondan, insan ve hayvan haklarından söz edebiliyorsak bu şanlı 1789 Fransız Devrimi’ndendir… Fransa’nın işimize gelmese de Türkiye’nin AB’liğinde ikircikli kalması sokaktaki insanın Müslüman karşıtı inancından değil sivil toplum örgütlerinin yapı taşını oluşturan demokratlığındandır. Bunları söylerken Fransa’nın devlet olarak nükleerci emperyalist bir ülke olduğunu unutmuyoruz tabii. Fransa’daki güçlü, demokrat sivil toplum örgütleri ve ABD emperyalizmiyle çelişen devlet yapısı “küreselleşme canavarı” karşıtlarının da işine geliyor. Fransa’nın Kürtlere ve Kürt  kültürüne sahip çıkması da bu kokteyl yapısındandır. Şimdi aynı yapı Türkiye’nin AB üyeliğinde pek kaygılı. Neden mi?

AB içinde iki ana klik sürekli çatışma halinde. Biri başını AB destekli İngiltere’nin çektiği şahinler grubu. Diğeri de Fransa’nın önderlik ettiği daha ılımlı anti ABD’ci güvercinler…

AB’nin tartışmalı anayasasında ülkelerin nüfus ağırlığı geçerli sayıldığında 70 milyon nüfusla Türkiye’nin AB’nin karar mekanizmasında (sanırım) ilk 5 ülke arasına girebilecek (Türkiye, 2050’de de Avrupa’nın en kalabalık nüfusu olacak). Haklı olarak Türkiye’nin İngiltere’nin kuyruğuna takılacağını düşünen Fransa, AB’deki dengelerin, AB dışından gazel okuyan ABD’nin lehine gelişeceğinden kaygı duyuyor…

Ha bakın, “Cezayir yenilgisinden sonra Müslüman nüfusa temkinli”ya da “İkinci dili İngilizce olan bir başka topluma sıcak bakamıyor” öngörülerine de hak verilebilir ama asıl  olarak Fransa Türkiye’nin dininden çok ABD’ciliğinden korkuyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan da (Son derece yanlış bir taktik olarak) Türkiye’deki NATO toplantısında ABD Başkanı George W. Bush’tan AB için destek mesajı verdirmişti. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ın bu demece kızması da aslında, AB’deki klik çatışmasının su yüzüne çıkmasıydı.

Neyse efendim, özetlersek: Fransa’nın 70 milyonluk Türkiye’ye karşı “Fransız kalması” mümkün değil. Fransa’nın Türkiye kaygıları “inanç genleri”nden değil, bilinçli hesaplarından…

Dediğimiz gibi “Tayyip Bey’in müslümanlığından çok ABD’ciliği, Fransızları korkutuyor” denilebilir…

________________

* Doç. Dr. Cambridge

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here