İNGİLTERE’DEN… Genç Siviller…

Kürtler ve Türkler bir arada yaşayamayacaksa batsın bu dünya!

Bu yazıyı okuduğunuzda muhtemelen tezkere meclisten geçmiş ve askerler yeni bir sınır ötesi operasyon için hazırlanıyor olacak. Genel Kurmay hava destekli bir operasyondan söz ediyor. Operasyonda Uh-60 Karaşahinler kullanılacak. Helikopteri üreten firmanın adı Sikorsky Aircraft Company. Sikorsky bir Amerikan şirketi. Bir Sikorsky helikopterin fiyatı 20 bin dolar. Öte yandan Amerikan’ın sınır ötesi operasyona karşı çıktığı söyleniyor. Diğer yandan ise Türkiye’deki Şahinler, Türkiye’nin son gelişmelerden sonra (Ermeni Soykırımı Tasarısı), Türkiye’nin Amerika’ya bir ders vermesi gerektiğinden bahsediyorlar. Amerika’ya ders vermek için Türkiye sınır ötesi operasyona Amerika’dan satın aldığı helikopterlerle çıkacak. Bu sizce de biraz tezat değil mi?

Bir süre önce Amerikan Temsilciler Meclisi’nin Dış İlişkiler Komitesi’nde Amerika-Türkiye ilişkileri konusunda bir oturum düzenlenmişti.

Toplantıda üyelerin önüne Türkiye ile ilgili bir rapor konmuş. Raporda Türk ordusunun ABD’nin can damarı olduğu gözler önüne seriliyor. Rapordan bazı örnekler:
-Türkiye Joint Strike Fighter projesinin ortağı. 175 milyon dolar yatırım yaptı. 106 jet alma sözü verdi. Toplam kontrat 10 milyar doları bulacak.
-1.65 milyar dolar değerinde 30 F-16 almak için müzakere ediyor.
-200 F-16 uçağını 1.6 milyar dolara yenileniyor.
-2007 yılında 1.3 milyar dolara hava savunma sistemleri ihalesi açacak. Patriot PAC III sistemi de bu ihalede başa oynayacak.
-Türk ordusu PKK ile savaş, arama-kurtarma ve yangınla mücadele operasyonları için yeniden 52 helikopter almak istiyor. Sikorsky Black Hawk’lar da seçenekler arasında.
-Türkiye, Irak’tan kendi topraklarına terörist sızmaları önlemek amacıyla 21-26 milyon dolar değerinde zeplin almak için başvuru yaptı.
-General Electric, Türk Hava Kuvvetleri’ndeki 1200 uçağa motor sağlıyor.  Savaş çığırtkanlığı yapanlara duyurulur. Bütün savaşlarda karlı çıkanlar, sadece silah satıcıları ve para babaları olmuştur…

Genç Siviller Hareketi’ni  duymuşsunuzdur. Orta Doğu Teknik Üniversitesi kökenli bir sivil toplum hareketi. Anti militarist, özgürlükçü, eşitliği ve demokrasiyi savunan bir grup genç tarafından 2003’te kurulmuş, özellikle internet ortamında etkinlik gösteren grup, sanal ortamı kullanarak, yeni tip siyasi örgütlenmelerin Türkiye’deki örneklerinden biri.
Son gerginlikten sonra Genç Kürt Siviller adıyla bir bildiri yayınlayarak basın kuruluşlarına gönderdiler. Bir de onlara kulak verelim:   “Havva Ana’nın dünkü çocuk sayıldığı bu topraklarda doğduk. Üç gün aç kaldık, üç gün meme vermediler bize. Hasta düşmeyelim diye. 90’lı yıllarda çocuk olduk. Gözümüzün önünde yaşananlar ağır geldi bize. Biz kim miyiz? Biz bu coğrafyanın Kürt gençleriyiz. Şiddetle tek ilgimiz onun mağdurları olmamız. Türk gençlerden tek farkımız onlardan ayrı olarak sadece okuma- yazmayı değil Türkçe konuşmayı da ilkokulda öğrenmemiz. Yoksa ne kadar yoksulluğu varsa bu memleketin biz de çektik. 

Biz de Sezen Aksu’ya, Neşet Ertaş’a ağladık. Farkımız Şivan Perwer’e, Aynur Doğan’a da ağlamamız.  Biz buraların Kürt gençleriyiz. Köylerimiz yakıldı. Küsmedik. Göç ettik, en kötü yerlerde yaşadık, en kötü işleri yaptık. İsyan etmedik. Akrabalarımız faili meçhul cinayetlere kurban gitti, intikam peşinde koşmadık. Üzerimize bombalar atıldı, hukuktan başka bir şey istemedik.  Biz buraların Genç Kürt Sivilleriyiz. Siz acının sadece bir tarafını biliyorsunuz. Biz her tarafını…  Bir taraftan en büyük asker bizim asker tezahüratları ile havaya atılan gençlerin tabutları dönerken evlerine, bir taraftan da evinden çıkalı yıllar olan, bir gece yarısı sessiz sedasız gömülen gencecik insanların hayatları tükenirken bu bayram arifesinde, bizim geleceğimiz için gencecik insanları öldürme emri verenlere bizim de söyleyecek bir çift lafımız var. Bu tavırlarınız hangi akla, hangi mantığa, hangi vicdana ve de en önemlisi hangi ahlaka sığıyor.

Bu ülkede yaşayan ve barış isteyenlerin elini yine yeniden zayıflatmaktan başka hiçbir anlamı olmayan bu hareketinizi bizim özgürlüğümüz için mi yaptığınızı düşünüyorsunuz. Kürtlerin geleceği için karanlık ilişkilere mi dalıyorsunuz?

Siyasetin havası esecekken bu ülkede, mecliste iken temsilcilerimiz, üstlerinde hükümetten, askerden, derin devletten, ya sev ya terk et diyenlerden baskı olsa da biz arkalarında duruyorduk kendi fikirlerimizle, kalemlerimizle; konuşarak, dokunarak, değerek.
En son Beytüşşebap’ta neler olduğunu bu ülkede aklıselim insanlar tam da öğrenecekken ve buna karşı bir duruş gösterecekken, silahtan başka çözüm istemeyenlerin, güçlerini kandan, gencecik askerlerin kanından alanların eline çok güzel fırsat geçti sayenizde. Kararttığınız sadece 13 hayat değil ayrıca bu ülkede açığa çıkmayı bekleyen derin devletin ve savaş güçlerinin çıkış yolunu da kararttınız.

Kürtçe ve Türkçe ağıtlar yakan analarımızın göz pınarlarını kuruttunuz bu bayram arefesinde.

Mağdur insanlar zalimleşmeye başladığında o zaman yeni mağdurlar yaratacaktır değil mi? Siz de biz Kürtlerden zalimleşmemizi mi istiyorsunuz? Bu mu bu ülkedeki derin güçlerle ortak paydanız.

Ne Beytüşşebap’taki karanlık katliamı unutacağız ne Şırnak’taki o askerleri. Aynı Şemdinli’yi ve terörist diye adlandırılan Diyarbakır çocuklarını unutmadığımız gibi. Biz zalimleşmeyeceğiz. Ne mutlu Türküm demeyenlerin de mutlu olabileceği bir Türkiye için bizlerden beklenen sağduyuyu göstereceğiz.

Tercihimizi yaptık. İlle de beraber yaşayacağız! İlle de bir arada yaşayacağız! Çünkü biz biliyoruz ki bu hayat ne Kürtlük ile geçer ne de Türklük ile.

Sözün bittiği yerde değil başladığı yerdeyiz. İnsanların yaşadığı yerde söz bitmez çünkü.
Ölmek değil, yaşamak istiyoruz.

Susmak değil konuşmak istiyoruz.

Birileri bu ülkede, adaleti, vicdanı ve insanlığı ayaklar altına alarak çevremizi kirletebilirler ama biz Genç Kürt Siviller kendi kapımızın önünü her zaman temiz tutacağız. Zaten bu ülkede Kürtler ile Türkler birlikte yaşayamayacaksa batsın bu dünya!”

 

 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − 10 =