İNGİLTERE’DEN… Hayır’cıların hayrı

Fransa ve Hollanda’da AB Anayasası’na ‘Hayır’ denildi. Bir anlamda İngilizlerin savunduğu “Avrupalı olmak istiyoruz ama Avrupa tarafından yönlendirilmek istemiyoruz” görüşü ağır bastı. AB’den AET’ye bir dönüş eğiliminden söz edilebilir… Avrupa’nın ulusal değerlerini bir potada eritmeye hazır olmadığı söylenebilir belki…

Hayır diyenlerin bir kısmı da bu kaygılardan farklı küreselleşme karşıtlarıydı. Evrensel değerlere ve her kültürün yaşamasına sahip çıkan küreselleşme karşıtları, baskın emperyalist bir kültürün diğerlerini ezip yok etmesine “Hayır” diyecekti elbetle… ABD’den sonra yeni bir güç olarak doğan AB’nin dünyanın kalan yarısına yani Latin Amerika’ya, Afrika’ya, Ortadoğu’ya Asya’ya karşı bir güç olduğu unutulmamalıdır. Saydığımız bölgelerdeki mazlum halklar ve demokrasilerini yeşertmeye çalışan ülkeler adına ikinci süper gücün kendi kendini de olsa frenlenmesi sevindirici sayılabilir…

***

Türkiye’nin ‘Hayır’a hazırlanmadığı ortaya çıktı. Dikkat etmişseniz Abdullah Gül Dışişleri Bakanı olarak böylesi bir önemli bir karar karşısında “İnşallah bizi etkilemez” diyeceğine “Bizi etkilemez” kesin cümlesini kullanmayı tercih etti. Başbakan Tayyip Erdoğan da Avrupalı liderlerin tersine “Hayal kırıklığına uğradıklarını” söyledi. Türkiye’nin dış politikası yanlışlıklarla yoğrulduğu için “Hayır”a karşı yine B, C planları olmadığı ortaya çıktı…

Türkiye AB’ye eninde sonunda girecek tabii. AB’nin konsebti değişecek belki ama Türkiye AB üyesi olacak… Kimbilir sosyal bilimler sürprizi sever. Sanayi devrimini kaçıran ülkeler doğalarını korudukları için daha şanslı çıkmadılar mı?

***

Türkiye “Hayır”ı iyi tahlil etmeli. Türkiye’nin uzun dönem çıkarı yer küreninkilerle örtüşür. Türkiye, öz kültürünü, doğasını hazırlıksız olarak baskın haçlı kapitalist kültürün dişlerine teslim etmektense, küreselleşme karşıtı “Hayır”cıların kaygılarıyla AB’ye girmeli.

Türkiye elindeki kartların gücüne güvenerek derin bir soluk alıp, göğsünü gererek “Mösyö Chirac biz de tıpkı İngilizler’in dediği gibi, ya da sizin ‘Hayırcılar’ gibi, Avrupalı olmak istiyoruz ama Avrupa tarafından yönlendirilmek istemiyoruz” diyebilmeli.

“Sonra Mösyö” diye devam edip, “Biz evrensel değerlere sahip çıkılması ve ulusal kültürümüzün heyelana uğramaması koşuluyla sizinle birlikteyiz” demeli…

Türkiye evrensel sorunlardan kendisini koparıp ille de Türkiye’nin çıkarı diye öne çıkars,a çerçevenin tamamını görememiş olur. Türkiye’nin çıkarları kısa dönem faydacı anlayışla korunamaz…

Hayır’ın altından yeni bir yapılanma ve yeni bir oluşumun çıkacağını sanıyorum. En azından bu oluşumun küreselleşmenin yok edici dişlerini şimdilik körelteceğini umuyorum. Çok boyutlu düşünme yeteneği geliştirilmeli. Ne yazık ki hükümetin açıklamalarından anladığımızca bu konuda da çuvalladılar gibi…

___________

* Akşahin: BABİK Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası’nın Avrupa – Türkiye İlişkilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi, Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu Başkan Yardımcısı ve İngiltere Temsilcisi, Açık Gazete Danışma Kurulu üyesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.