İNGİLTERE’DEN… Kadının adı hiçbir yerde yok

PAYLAŞ

13 Aralık 2006 tarihinde İngiltere’deki hemen hemen bütün gazetelerin ilk sayfalarında 5 genç kadının fotoğrafı vardı. Bunlar, ülkenin doğusundaki Ipswich kentinde, 10 gün içinde benzer yöntemlerle öldürülen 5 hayat kadınının resimleriydi.

Hepsinin, cesetleri ormanlık bir alanda bulundu. Oraya getirilip atılmadan önce ise, müşteri bekledikleri yoldan bir seri katil tarafından arabaya alındıkları tahmin ediliyordu. Bölgedeki hayat kadınları, toplu olarak tecavüze uğramak ve içlerinden birinin boğazının kesilmesi üzerine, polise başvurarak güvenli bir şekilde çalışabilecekleri bir yer talep ettiler. Ancak bu talep kabul edilmediği gibi, kendilerini daha güvende hissettikleri için gruplar halinde dolaşıp çalışmalarına da izin verilmedi.

İpswisch’li seks işçilerinin hikayesi “Karın Deşen Jack” filmiyle büyük benzerlik gösteriyordu. Film yaklaşık yüz yıl önce yaşanan ve  Londra’da 6 hafta içinde öldürülen 5 kadının hikayesini anlatıyordu. Onlar da hayat kadınıydı…

Bugün tüm dünyada 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanıyor.  Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak için başlattıkları mücadelenin temsili başlangıcı sayılan 8 Mart 1857’den bu yana tam 150 yıl geçti. O gün Amerika’nın New York kentinde on binlerce konfeksiyon ve tekstil işçisinin, insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitmişti. Olaylardan sonra çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine yüz binlerce kişi katıldı. Daha sonra 1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2.Enternasyonal’e bağlı kadınlar toplantısında, bu saldırıda yaşamını yitirenler anısına 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasına karar verildi.

Aradan yıllar geçti… Ama kadınlar hala baskı görmeye devam ediyor. Kadınlar hala çalışma yaşamında erkeklerle eşit sayılmıyor. Kadınlar hala sözlü ve fiziksel şiddet uğruyor. Kadınlar hala erkek egemen dünyada cinsel sömürüyü yaşıyor ve kadınlar hala seks işçisi olarak kullanılıyor. Günümüzde kadının durumunu gözler önüne seren çok sayıda çalışma var. Bunlar arasında Uluslararası Af Örgütü’nün hazırladığı bir rapora göre, dünyada her üç kadından biri dövülüyor, seks yapmaya zorlanıyor, taciz ediliyor veya şiddetin bir başka şeklini yaşamaya mahkum bırakılıyor.  Bu rakam tam bir milyar kadına tekabül ediyor.
Rapora göre bu şiddeti yaratanlar da genellikle kadının yakınındaki erkek veya bireyler oluyor. Af Örgütü’nün raporunda kadına yönelik şiddetin boyutları gözler önüne serilirken, rapora göre her 15 saniyede bir kadın sevgilisi veya eşi tarafından şiddete uğruyor. Raporda dünyanın her ülkesinde dayak yiyen kadının olduğu da oldukça çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor.

Mesela, Zambiya’da her hafta 5 kadın eşi, sevgilisi yada aile üyeleri tarafından öldürülüyor, dünya genelinde ise her beş kadından biri yaşamında tecavüze uğrarken, sekse zorlanıyor. Raporda kadınlar şiddeti sokakta, yatak odasında, savaş alanlarında, iş yerlerinde, kısaca hayatın her alanında yaşıyor.

Aynı rapora göre, dünyada her yıl yaşları 5 ile 15 arasında değişen 2 milyona yakın kız çocuğu seks işçiliğine zorlanıyor. Kadınların fuhuşa zorlanmasıyla ortaya çıkan ticaretin boyutu ise 7 milyar dolarla açıklanıyor. Dünyanın en ileri sayılan ülkeleri ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve benzeri ülkelerde bile kadınlar hala dövülüyor, tecavüze uğruyor ve sömürülüyor. ABD’de her 15 saniyede bir kadının eşi ve sevgilisi tarafından dövülüyor olması ve her 90 saniyede bir kadının tecavüze uğruyor olması oldukça çarpıcı. Fransa’da ise tecavüze uğrayan kadın sayısı yılda 2 bin 500.

Kadın cinsi şiddete sadece doğduktan sonra değil, doğmadan önce de maruz kalabiliyor. Çin, Tayvan, Güney Kore, Hindistan ve Orta Afrika ülkelerinde kız bebekler gerekli teknoloji koşulları varsa doğmadan önce, yoksa doğduktan hemen sonra yok ediliyorlar. Bu şekilde dünyada yaklaşık 100 milyon kız bebeğin doğumdan sonra kaybolduğu belirlenmiş bir gerçek. Bu duruma en çarpıcı örnek olarak ise Güney Kore gösteriliyor. Ülkede erkek bebeklerin rakamı kızların neredeyse iki katına ulaşıyor. 

Dünyamız bir 8 Mart’a daha, açlık, yoksulluk, işsizlik, savaş ve ekonomik krizle giriyor.  Ordulara ayrılan bütçeler, kesilen sosyal haklar öncelikle kadını etkiliyor. 8 Mart 2007’de kadın hayatın her devresinde birçok sorun yaşamaya devam ediyor…

Dünyamızı yönetenler her ne kadar 21. yüzyılı gelişme, teknoloji, bilim çağı olarak lanse etse de,  kadınlar için söz konusu “medeniyet ve gelişme” hala çok uzak. 

Çocuk yaştaki genç kızlara tecavüz edilmediği, genç insanların hayatının baharında öldürülmediği, kadınların cinsel olarak sömürülmediği, şiddete maruz kalmadığı, iş alanlarında ayrım görmediği ve erkeklerle eşit bir dünyada yaşadığı 8 Mart’lara kavuşmak dileğiyle, tüm kadınların 8 Mart’ı kutlu olsun!

EDİTÖR’DEN: SAYIN OKUYUCULAR, ŞİMDİYE KADAR YALNIZCA HAKARET İÇERMEYEN YORUMLARI YAYINLIYORDUK… BUNDAN SONRA İSİM VE SOYAD BELİRTİLMEYEN YORUMLAR DA YAYINLANMAYACAKTIR…

 

 

CEVAP VER