İNGİLTERE’DEN… İkinci sınıf olmak istemiyoruz

İngiltere’de göçmenler her seçim öncesi süreçte sistemin güncel bir sorunu olarak öne çıkıyor.  Önümüzdeki Mayıs ayında yapılması planlanan genel seçimlerle birlikte göçmenler bir kez daha ülkenin önemli gündem konusu haline geldi.

Yaklaşan seçimlerle birlikte siyasi partilerin göçmenlerle ilgili politikaları da belirginleşti. Kamuoyunda genel kanı mülteci akınının son bulması. Bu yargıdan hareket eden siyasilerde “göçmenlik yasalarının sertleşmesi” konusunda hem fikir görünüyor. İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti göçmenlikle ilgili manifestolarında ‘sığınma hakkı’na darbe vurmaya hazırlanırken, Muhafazakar Parti, daha da ileri gidip, Avusturalya’da uygulanmakta olan ve insan hakları örgütleri tarafından büyük eleştirilere uğrayan ‘Puan Sistemi’ni getirmek istiyor. 

Liberal Demokratlar ise her konuda olduğu gibi göçmenlikle ilgili de fazla ses çıkarmamayı ve “liberal” kalmayı tercih ediyor. Göçmenlerle ilgili politikalarda aslında en açık davranan parti British National Parti (BNP).

Oy oranı çok düşük olmasına rağmen son dönemlerde bazı bölgelerde tehlike haline gelen İngilizlerin ırkçı partisi BNP tüm göçmenlerin beyaz İngilizlerden ayrılmış bölgelerde yaşaması ve kademeli olarak geri gönderilmesi konusunda açık bir politika yürütüyor. Muhafazakar Parti ve İşçi Partisi temsilcileri bir taraftan kendi toplumlarına yönelik olarak kullandıkları”göçmenlik düşmanı” mesajlarını dillerine dolarken, diğer taraftan da göçmen toplumlarla ilişkilerine bozmamak için onları da boş bırakmama çabası içindeler.

Savaş karşıtı görüşleri nedeniyle İşçi Partisi’nden ihraç edilen George Galloway ve savaş karşıtlarının kurdukları Respect ise göçmenlere en sempatik bakan parti durumunda görünüyor. Bu arada seçimler sürecinden önce göçmen mahallelerine pek uğramayan politikacılar da seçim kampanyalarının başlamasıyla birlikte göçmen derneklerinde ve toplum merkezlerinde boy göstermeye başladı.

Bu güne kadar yüzünü görmeye pek alışık olmadığımız çeşitli partilerden milletvekilleri, belediye meclis üyeleri ve diğer yetkililer birer birer göçmenlerin kapılarını çalıyor. Özellikle seçimlerde “mülteci kartını” sonuna kadar oynamaktan çekinmeyen Muhafazakar Parti bile bir taraftan oy deposu olarak gördükleri göçmenlere şirin gözükme politikasını yedekte tutuyor. Hatta bu yıl ilk defa olarak Muhafazakar Parti’den bir de Türk aday var. Ertan Hürer Türkiyeli toplumun yoğunlukta olarak yaşadığı Hackney Stoke Newington bölgesinde, İşçi Parti’nin ağır topu Diane Abbot’ta karşı aday gösterildi.

İşçi Partisi ise Türkiyeli ve Kıbrıslı topluma şirin gözükmek için, Kıbrıslı Türk Ayfer Orhan’ı Muhafazakarların çok güçlü olduğu bir bölge olan Cambridgeshire’da aday gösteriyor. Burada özellikle göçmen toplumları temsil etme durumunda olan kurumların ciddi olarak süreci nasıl değerlendirdiği önemli bir konu.

Türkiyeli ve Kıbrıslı Türk toplumunun İngiltere’deki seçmen nüfusu oranı henüz resmi olarak belirlenmemiş olsa da bu rakamın her geçen gün arttığı bir gerçek. Son yıllarda birçok kişinin İngiliz vatandaşlığına geçtiği gerçeği ve İngiltere’deki oy kullanma oranının düşüklüğü de göz önüne alınırsa aslında küçümsenmeyecek bir seçmen nüfusuna sahip olduğumuz düşünülebilir. Ancak kapitalist sistemin ucuz işgücü olarak  yıllardır zor koşullarda yaşam mücadelesi yürüten toplumumuzun nüfusu oranında yaşadıkları ülkenin siyasi süreçlerine katılmamaları oldukça düşündürücü.

Türkiyeli ve Kıbrıslı toplumun bugüne kadar parlamentoda bir temsilci bile çıkarmamış bulunmaması büyük bir eksiklik. Türkiyeli ve Kibrıslı göçmenler her ne kadar geldikleri ülkelerdeki politik iklimden kaynaklı olarak kendilerini politik arenada farklı yerlerde ifade etme durumunda olsalar da hepsini birleştiren ortak bir sorun var. Oda tüm göçmenlerin ‘foreigners’yani yabancı kategorisinde ele alınması.Durum böyle olunca da göçmenler siyasi bir ayrım gözetmeksizin politik hakların talebinde ortak bir ses oluşturma ihtiyacı hissediyor.

Bu alanda son sürece kadar gerekli çalışma yürütülmedi. Ancak son günlerde çeşitli kurumların biraraya gelerek oluşturdukları “Seçim Platformu” bu konuda bugüne kadar atılmış olan en önemli adım olsa gerek. İngiltere’de yaşayan Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk göçmenler ekonomik, sosyal ve politik haklarına sahip çıkmak, kölelik perdesini yırtmak, azınlık toplumlara yönelik ırkçı ve dışlayıcı politikalara sessiz kalmamak, yatırımlarda hak edilen payı alabilmek ve eşit koşullarda yaşayabilmek için seçme ve seçilme hakkının kullanılması ve politik arenada aktif olarak yer alınması yönünde biraraya gelerek bir ilki gerçekleştirdi.

Seçim Platforu’nda yer alan İngiltere Alevi Kültür Merkezi, Aziziye Türk İslam Derneği, Kıbrıs Türk Toplum Merkezi, Kürt Toplum Merkez, Tohum Kültür Merkezi gibi çeşitli kurum ve kuruluşlar, bireysel katılımcılar, herhangi bir siyasi ayrım gözetmeksizin biraraya geldi.’

Yaklaşık 300 bin Türkiyeli ve Kıbrsılı Türk adına konuşan Platform üyeleri ‘Seçimlerde kendi bölgelerimizde aday olan tüm milletvekili adaylarına taleplerimizi bildireceğiz. Türkiyeli ve Kıbrıslı Türk Göçmenlerin artık oy deposu olmayacaklarını söylemeliyiz. Bu ülkenin üretimene katkıda bulunan bizler artık ikinci sınıf vatandaş olmak değil siyasi ve ekonomik olarak eşit koşullarda yaşamak istiyoruz’ diyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here