İNGİLTERE'DEN… Koca bir çınardı Sami Şirolu

Hani Nazım'ın "hoşgeldin bebek" şiirini bilirsiniz. Şiirde yolumuzu gözler kuşpalazından yürek enfarktına, iş kazasından hapishane kapısına pek çok şey…

Yaşınız ilerlediğinde bütün bu tuzakları aşma şansı yakaladığınız için şükredersiniz. Sizin kadar şanslı olamayan eş ve dostlarınız için de üzülürsünüz. Yaşınız daha ilerleyince acı haberler de çoklaşır, yalnızlaşırsınız. Yitirdiğiniz her yakınınız aslında sizden giden bir parçadır…

Gençlik arkadaşım, hemşehrim, dünürüm Avukat Sami Şirolu'nu 15 Ağustos günü İstanbul'da yitirdik. Sami Bey her zaman "Elden ayaktan düşmeden, sizleri üzmeden ölmek isterim" derdi. Öyle de oldu… Karpuz keserken ansızın düşerek son nefesini verdi. Büyük şair Nazım da dilediği gibi yürek enfarktı geçirdiğinde merdivenlerdeydi… "Hani öyle ölmeli" diyorum, "Bir iş yaparken ve içinizde sevinç varken…"

Dünyanın neresinde olursa olayım her sabah Sami Bey ile mutlaka telefonla sohbet eder "n'olacak bu dünyanın hali?"ni sorgular, ailede olup bitenler hakkında bilgi alış verişinde bulunurduk… Sami Bey'e, son anına 1saat kala torunumuz Yunus Emre'nin istediği üniversiteye kabul edildiğini söylemiştim…

Sami Bey, Malatya'nın ilk sanayicisi aynı zamanda pek çok üyesi hukukcu olan bir aileden geliyordu. Onu anlatmak çok zor. O gerçekten Malatya'nın köklü ve dev bir çınarıydı. İyiydi, alçak gönüllüydü, vefalıydı, barışseverdi… Halden anlar, yardım etmeyi sever, acıyı ve sevinci paylaşmasını bilirdi…

Sami Bey, iyi bir işadamı ve iyi bir hukukcu olmanın yanısıra iyi de bir siyasetciydi de. Bir dönem Malatya CHP il başkanlığını yapmasına karşın asla partizanlık, ayrımcılık yapmaz, yapanlara da karşı çıkardı. Şiddet, kabalık ve bayalığı sevmezdi. Onun gözünde bütün insanlar eşitti… Bütün düğümleri tatlı diliyle çözer, karşısındakine huzur ve güven verirdi…

Hani derler ya "Adam gibi adam" diye… İşte Sami Bey öyleydi… Bu tanımı en yakını olarak yalnız ben değil, onu ilk kez tanıyan, dilini ve kültürünü bilmeyen bir yabancı bile yapmıştı. 1990'larda Londra'da ikinci kez açık kalp ameliyatı olduğunda dönemin dünyaca ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Reeds, Sami Bey'in sağlık raporunun üstüne "Bugüne kadar tanıdığım en centilmen, en hümanist ve en iyi hastamdı" diye not düşmüştü. Prof. Dr. Reeds hayatında ilk kez böyle bir değerlendirme yaptığını söyleme inceliğinde de bulunmuştu.

Sami Bey onca maddi zenginliğine karşın Nazım Hikmet'in "Basit yaşayacaksın, basit. Mesela susayınca su içecek kadar basit…" dediği gibi basit yaşadı.

Yine Nazım'ın bir başka şiirinde dediği gibi yaşamı ciddiye de alarak yaşadı… Hani büyük şair demişti ya, "Yani, nasıl ve nerde olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…" İşte öyle yaşadı Sami Bey…

Dostlarım acım gerçekten büyük… Sizleri hüzünlendirdiysem özür dilerim. Sami Bey'i sizinle paylaşmak istedim. Sami Bey dünyamız için bir renkti, bir zenginlikti… Her ölüm erkendir. Sami Bey için çok erkendi…

Bir karanlıktan diğerine yolculukta Sami Bey'i tanımayı bir mutluluk, bir şans olarak görüyorum. Dostlar tanısaydınız bana hak verirdiniz…

Yazımı Nazım'ın "Ölüme Dair" şiirinin son dörtlüğüyle bitirmek istiyorum.

"Bir eski Acem şairi…
Dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?"

_______________

* London Capital Markets Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası´nın Avrupa – Türkiye İlişkilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olan Akşahin¸ aynı zamanda Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu 3´ncü Başkanı ve İngiltere¸ Türkiye ve Türki Cumhuriyetler Sorumlusu. Aynı zamanda da Açık Gazete Danışma Kurulu üyesi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.