İNGİLTERE’DEN… Kolombiya gerçeği

Geçenlerde Kolombiya devlet güçleri, bölgenin en büyük gerilla gruplarından olan Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri FARC örgütüne yönelik örgütün Ekvador’daki bir kampına büyük bir baskın düzenledi ve örgütün liderlerinden Raul Reyes ile örgütün 17 üyesini öldürdü. Askeri güçler operasyondan sonra geri döndü. Ancak  operasyonla birlikte bölgede tansiyon da yükseldi, Önce Ekvador ve Venezuela Kolombiya’yla ilişkilerini kestiklerini açıkladı. Sonra ABD bu ülkelerin tepkilerini anlamsız bulduğunu açıkladı. Chavez bununla yetinmeyip, Kolombiya sınırına 6 bin asker ve savaş uçakları yollayarak, Bogota’daki elçiliğini kapatıp diplomatik personeli geri çekti. Venezüella’daki Kolombiyalı diplomatları da sınır dışı etti.  Kolombiya’nın Ekvator sınırlarını ihlal eden operasyonu ve sonrasında bölge ülkelerine meydan okuyuşu, Kolombiya’nın onlarca yıldır görmezden gelinen insan hakları ihlallerini de gündeme getirdi.

Londra’da sürgünde yaşayan Kolombiyalı insan hakları savunucusu Luis Jimenes Diyarbakır’da düzenlenen Gözaltında Kayıplar Kurultayı’nda Kolombiya gerçekliğini anlatırken; “Ben Kolombiya’da işçi ve köylülerin çıkarlarını savunan bir avukattım. Kolombiya halkının mücadelesini terör yoluyla bastırmak isteyen rejim, mücadele eden bir kardeşimi gözaltına aldı ve daha sonra onu kaybetti. Ardından diğer kardeşim faili meçhul bir cinayete kurban gitti. Bütün bu acılar babamın kalp krizi geçirmesine ve ölmesine neden oldu. Politik faaliyetlerim nedeniyle ben de silahlı saldırıya uğradım ve ağır yaralandım. Bu saldırının ardından Londra’ya sürgün oldum ve hala sürgün hayatı yaşıyorum” diye konuşuyordu. Jimenes, daha sonra BM İnsan Hakları Komitesi’ne başvurarak Kolombiya’yı mahküm ettirdi. Ancak Kolombiya devleti tüm bu saldırıları paramiliter grupların gerçekleştirdiğini söyleyerek sorumluluk kabul etmedi. Jimenes, “Kolombiya’da yalnızca devrimciler, gerillalar kaybedilmiyor, aynı zamanda sıradan insanlar da kaybediliyor. Örneğin gerillaları katleden asker ve polislerin ödüllendirilmesi üzerine asker ve polisler, köylüleri katlederek gerilla gibi sunuyor” diyerek ülkesindeki vahim duruma dikkat çekiyordu.

“Paramilitar güçler ve devlet güçleri ortak çalışarak, sendika yöneticileri, işçiler, öğrenciler ve ilericiler üzerinde terör estirmekte. Ben bizzat bu terörün kurbanlarından biri oldum. 2003 yılında 5 Mayıs günü üniversitede öğrenciyken gözaltına alındım ve 10 gün boyunca sürekli fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldım. Ülkemde benim gibi yüzlerce genç her gün bu tür tacizlerin ve insan hakları ihlallerinin kurbanı olmaya devam ediyor. 2003-2004 yılları arasında bazılarını benim de tanıdığım 47 öğrenci gözaltına alındı ve kaybedildi, aynı dönem içinde 35 üniversite çalışanı ve öğretim görevlisi ise paramiliter güçler tarafından öldürüldü.”   Bunlar ise ICAD tarafından Londra’da düzenlenen insan hakları konulu bir panelde konuşmacı olan Kolombiyalı bir gence ait sözlerdi. Marlon Mina Gambi isimli genç gözaltına alındığında Kolombiya Cali’de, Javeriana Üniversitesi’nde öğrenciydi. Babası Yesid Mina, Cartenaga’da Ecopetrol rafinerisinde işçi ve Kolombiya Petrol İşçileri Sendikası’nın (USO) aktif üyesiydi. O günlerde Minanın gözaltına alınmasıyla ilgili basın açıklaması yapan  USO’ya göre, Mina’nın hedef seçilmesi tamamen babasının sendikal faaliyetleriyle bağlantılıydı. Kolombiya devlet güçleri uzun süre Mina’nın gözaltında olduğu gerçeğini kabul etmedi. Tüm dünyada olduğu gibi o yıllarda Kolombiya’da da devlet kaynakları birer birer özelleştiriliyor ve daha çok da Amerika’nın başını çektiği çok uluslu şirketlere satılıyordu. Marlon Mina Gambi’nin babası Yesid Mina, Kolombiya petrollerinin özelleştirilmesine karşı mücadele verdi ve bu nedenle de sendikanın diğer yüzlerce üyesi gibi gözaltına alındı, tehdit edildi, işkence gördü.

“Kolombiya bölgenin İsrail’i”

Operasyon, bir süre önce görevden ayrılan Fidel Castro’nun “ABD bölgeyi karıştırmak isteyebilir” sözlerini gündeme getirdi. ABD, Kolombiya’nın en büyük müttefiki durumunda ve ABD Başkanı George Bush Mart 2007’de Kolombiya’yı ziyaretinde Kolombiya’nın sağcı Cumhurbaşkanı Uribe’ye kişisel destek vermişti. O günlerde sağcı militan grubun ölüm timleriyle kendi hükümeti arasında ortaya çıkan bağlantılar nedeniyle ülkesinde zor günler yaşayan Uribe’yi “dostum” diye nitelendirmiş ve Kolombiya’yı stratejik bir müttefik olarak gördüğünü söylemişti. ABD her yıl Kolombiya’ya 600 milyon doları aşkın yardım yapıyor. ABD Kolombiya’nın hem askeri hem de ekonomik olarak en büyük destekçisi durumunda. Kolombiya’nın Ekvator’a girerek 16 FARC gerillasyla birlikte Reyes’i öldürmesine en sert tepkiyi daha önce FARC’ın elindeki dört rehinenin bırakılmasını sağlamış olan Chavez verirken, Kolombiya’nın bölgedeki misyonunu da şu sözlerle ortaya koyuyordu: “Bu çıkış Güney Amerika’da savaşın başlangıcı olabilirdi. Bizler savaş istemiyoruz ama emperyalistin (ABD) ya da onun fino köpeği Uribe’nin bizi bölüp, güçsüzleştirmek istemesine de izin vermeyeceğiz. Uribe suçlu, sadece yalancı değil, aynı zamanda bir mafya üyesi, terörist ülkeye liderlik eden bir milis. O’nun sayesinde Kolombiya Latin Amerika’nın İsrail’i oldu.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.