İNGİLTERE’DEN… ‘Küresel Eylem Günü’

Kanada’nın Montreal kentinde 28 Kasım – 9 Aralık tarihleri arasında Kyoto Sözleşmesi’ne taraf olan ülkelerin katılımıyla bir toplantı gerçekleşiyor. Böylece hepimizi ilgilendiren bu yaşamsal konu bir kez daha dünyanın gündemine oturuyor. Bu nedenle de, 3 Aralık 2005 “Küresel Eylem Günü” ilan edildi. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın önlenmesi için ortaya konulan Kyoto Protokolü’nü imzalamayı reddeden ABD ile Avustralya’yı protokole taraf olmaya çağırmak ve protesto etmek için dünyanın her yanında eylemler yapılacak. Sorun artık çok ciddi. Bunun herkes farkında. Çünkü, tüm canlılar küresel bir “yok oluş” tehditi altında. Son yıllarda peşpeşe yaşanan felaketler adeta gelecekte yaşanacak daha büyük felaketlerin de habercisi gibi. Katrina kasırgası New Orleans’ı yerle bir etti. 1 milyondan fazla insan göç etmek zorunda kaldı, yüzlercesi öldü. 2004 yılındaki su baskınları sonucunda Bangladeş’in yüzde 60’ı sular altında kaldı. 2003 yazını hepimiz biliyoruz. O yıl “çok sıcak” geçti ve bu sıcak hava dalgası sonucu 35 bin kişi yaşamını yitirdi… Bu örnekleri çogaltmak mümkün…

Bilindiği üzere, küresel ısınmanın kaynağı, öncelikle petrol, doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtların kullanımından kaynaklanan sera gazlarının atmosfere yoğun bir biçimde salınması ve bu nedenle de atmosferdeki karbondioksit oranını son 60 yıldır sürekli artış göstermesi. Bu oranın bugün endüstrileşme öncesinden yüzde 35 daha fazla olduğu söyleniyor. Bugün karbon miktarının yüzde 70-80 arasında düşürülmesi gerekiyor. Uzmanlar bu gidişatla ilgili hiçbir önlem alınmadığı takdirde atmosferdeki karbondioksit düzeyinin 2050 yılında endüstri-öncesi dönemin iki katına çıkacağına dikkat çekiyor.

Karbondioksit düzeylerinin ikiye katlanması ise dünyanın 1,4 ile 5.8 santigrat derece ısınmasını beraberinde getirecek. Buda insanlık tarihinde görülmüş en büyük ısı değişikliği olacak. Sıcaklık ölçüm kayıtlarına göre tüm dünyada son 150 yıldaki en sıcak yirmi yılın on dokuzu, 1980’den sonra ve bunların dördü de son yedi yılda gerçekleşti. Bu ısınma aynı seviyede devam ederek, 2050 yılına gelindiğinde dünyadaki ortalama sıcaklık artışı 2 Santigrat dereceyi geçerse, 3 milyar insan susuzluk, 250 milyon insan da sıtma riskiyle karşı karşıya olacak. Ayrıca, önümüzdeki 50 yıl içinde, türleri tehlike altında olan bazı memeli hayvanların yüzde 25’i ile kuşların yüzde 12’si küresel ısınma nedeniyle yok olabilir.

Bunlar olumsuz gelişmeler. Ama tüm bu gelişmelere karşı seçeneksiz de değiliz. Küresel ısınmanın en önemli nedeni olan mevcut enerji kaynakyarına karşı alternatif enerji kaynakları da hızla gelişiyor. Örnegin, rüzgar enerjisi, şimdiden dünyanın çesitli bölgelerinde önemli bir enerji kaynağı durumuna geldi bile. Rüzgar enerjisinin önümüzdeki 20 yıl içinde dünya elektriğinin yüzde 12’sini sağlayabileceği söyleniyor. Bir diğer alternatif enerji kaynağı olan güneş enerjisi kullanımı, dünyada yılda yüzde 33 oranında büyümekte. Araştırmalar, güneş endüstrisinin biraz da devlet desteğiyle, önümüzdeki 20 yılda 2 milyar kişiye elektrik sağlayabileceğini gösteriyor. Yani, güneş elektriğinin, 2040 yılına kadar dünya elektrik gereksiniminin yaklaşık yüzde 25’ini karşılayabıleceği belirtiliyor. Bu durumda, yılda 500 megawatt gücünde güneş elektriği panelleri üretilmesi halinde güneş enerjisinin, geleneksel fosil yakıtlarla rekabet edebilecek kadar ucuzlayacağını gösteriyor. İklim ve ozon tabakası için güvenli olan Greenfreeze, yeşil soğutucu teknolojisi, dünyada yaygınlaşan bir diğer alternatif enerji kaynağı; bu da özellikle maliyet ve verimliliğin öne çıktığı kalkınmakta olan ülkeler için ideal bir çözüm şekli oluşturuyor.

Tabii bu enerji kaynaklarının tüm dünyada yaygın biçimde kullanılmaya başlanması bazılarının hiç te işine yaramayacak. Yani kapitalist sistemin insanlığı yok oluşa götüren inadı kırılmadıkça, topluca yok olmaya doğru yol alıyoruz. Çocuklarımıza nefes alabilecekleri bir dünya bırakabilmek için küresel kapitalizmin bu tahribatına dur demek zorundayız. Kyoto protokolü gibi küresel ısınmayı engelleme yönündeki küçük bir adım bile ABD ve onunla ittifak kuran ülkeler tarafından görmezden gelinirken, görev yine biz dünya vatandaşlarına düşüyor.

3 Aralık 2005 günü dünyanın bir çok kentinde küresel ısınmaya karşi yürüyüşler ve mitingler gerçekleşecek. Hedef, dünya toplumunu olan bitenler karşisında bilgilendirmek, küresel şirketler karşısında sessiz kalmamak, kar hırsı ile yanıp tutuşan küçük azınlığa karşı büyük çoğunluğu harekete geçirebilmek.

Kyoto Anlaşması’nın imzalanması için 3 Aralık’ta tüm dünyayla birlikte bizlerde Londra sokaklarında olmalıyız. Küresel ısınmaya karşı, petrol uygarlığına karşı, büyük şirketlere karşı bizim de küresel bir şekilde diğer dünya halklarıyla aynı anda sokağa çıkmamiz öncelikle yine bize güç katacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.