İNGİLTERE’DEN… Kızıl Ken’e veda…

Büyük çekişmelere sahne olan Londra Belediye Başkanlığı seçimlerini ‘Türk kökenli’ olduğunu öne süren Muhafazakar Parti adayı Boris Johson kazandı. Önceki sabah saatlerinde başlayan seçimin sonuçları, dün gece yarısına kadar süren sayımın ardından açıklandı. 5.5 milyon secmenin sandık başına gittiği seçimlerde Boris Johnson, oyların 1,168,738’ini elde ederken, 8 yıldır Belediye Başkanlığı görevini yürüten Ken Livingston, oyların 1,028,966’sini elde etti. Boris Johson’un seçmenlerine teşekkür konuşması yaptığı sırada Livingston’un üzüntüsü yüzünden okunuyor, gözlerinde biriken yaşlar adeta parlıyordu.

Nam-ı diğer Kızıl Ken, 1945’te, Güney Londra’nın yoksul mahallelerinden birinde doğdu. Tulse Hill Ortaokulu’nu bitirdikten sonra Phillipa Fawcett Education Enstitüsü’nden mezun olarak öğretmenlik sertifikasını aldı. Babası hastalannınca,  çocuk denecek yaşta cam silicisi olarak çalışmaya başladı. Bu nedenle iyi bir eğitim alamadı. Bulabildiği bütün kitapları okuyordu. Boş vakitlerini kütüphanelerde, edebiyatçıların ve solcuların gittiği lokallerdeki seminerlerde geçiriyordu. Dönemin sol muhalif önderleriyle ve entelektüelleriyle de buralarda tanıştı. 1962’den 1970’e kadar hayatı bir yandan lokal toplantılarında bir yandan da teknisyen olarak çalıştığı Chester Beatty Kanser Araştırma Enstitüsü’nde geçti. Ken, hep güler yüzlü, mütevazi ve bildiğinden şaşmayan, sözünün eri bir adam olarak tanındı. Sabit fikirli olduğunu ise hiç görülmedi. İnançları uğruna, içinde yer aldığı dönemin İşçi Partisi başkanına, başbakana, kraliçeye kafa tutan, parada pulda gözü olmayan, kıt kanaat yaşayıp giden, gece gündüz çalışan, yoksulları, siyahları, Türk, Kürt ve diğer yabancıları kanatları altına alan bambaşka birisi oldu.

Kefenin cebinin olmadığını çok iyi  bilen Ken, hiç bir zaman yolsuzlukla suçlanmadı. Ne makam aracı ne de korumaları vardı.Sade bir vatandaş ve halktan biri gibi hep aramızda dolaştı. Bazen metro’da, bazen de bir otobüs durağında rastlamak mümkündü.

“Bir sabah uyandığımda Suudi ailesinin elektrik direklerine asılı olduğunu görürsem çok sevineceğim”, “İngilizlerin İrlanda’da son 800 sene içinde yaptıkları, Nazilerin Almanya’da Yahudilere yaptıklarından çok daha gaddarcadır” veya 2003’te George W. Bush’un Londra ziyareti sırasında yaptığı “Dünyadaki en tehlikeli adam” yakıştırması ise Kızıl Ken’in unutulmaz sözleri arasında yer alıyor.

“Antisemitizm, insanlığın bugüne kadar gördüğü en tehlikeli mikroptur” sözüyle Yahudi düşmanlığına karşı mücadele veren ve kökenlerinde Yahudilik olan Ken’in büyükannesi, 1888’de Rusya’dan göçen bir Yahudi ailesinin kızıydı. Kızıl’dı ve dünyadaki özgürlük savaşlarına da destek oluyordu. Güney Afrika’daki ırkçı beyaz iktidara karşı çıkan Nelson Mandela’nın en yakın dostu olan Ken, Filistin direnişine de sonuna kadar destek vermiş, Filistinli direniş önderlerini makamında ağırlamıştı.
Siyasetin yanında derin ve görkemli aşlarıyla da kendisinden bahsettiren Ken, 26 yaşındayken aşık olduğu Christine Pamela Chapman’la 1973’te evlenip, 1982’de boşandı. Boşandıktan bir müddet sonra Kate Allen’le birlikte yaşamaya başladı. Daha sonra Uluslararası Af Örgütü’nün başına geçen Allen’le, 20 yıllık ilişkileri boyunca sadece iki fotoğraf çektirdi. Hayat arkadaşı kendi işini, Livingstone kendi işini yaptı. Çocukları çok sevmesine rağmen ancak 57 yaşında baba oldu. Kate Allen’den olan oğlu Thomas, şimdi altı yaşında. Thomas’ın doğumundan kısa süre sonra ise ilişkileri sona erdi. Ken, daha sonra hayatına giren Emma Beal ise başının derde girdiği Evening Standard’ın idare müdürüydü. Şimdi dört yaşına gelen kızı Mia bu beraberliğinden oldu.


Ken, 8 yıldır başarıyla sürdürdüğü başkanlık görevini Boris’e devrederken bir tarih kapatıp, geride bırakıyordu…   


Siir

(…) Ey kir içinde yüzenler, herkesin atına binenler
Ey sürünenler, ey bölenler, bölünenler, herkesi birbirine düşürüp, sadistçe sevinenler, ey gençliğimi harcayanlar, ey kağıttan kaplanlar, zavallı sıçanlar.
Ey ciğeri beş para etmezler, ey sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar;
Ey darbe kaçkınları, orta yolcular, dönekler, sümüklü böcekler, ey ispiyoncular, bozguncular, medya çömezleri yüzü yırtılmış köçekler, ib..eler…

Beni tutmayın ulan burama geldi dayandı.
Beni tutmayın bozarım bu kirli numaranızı, yıllardır öyle çok sömürdünüz, öyle çok kan kusturdunuz ki ulan bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı! YH.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.