İNGİLTERE'DEN… Önce yeryüzü

Adı Brian Evans. Doğu Londra’da Hackney bölgesinde yaşayan bir İngiliz’den söz ediyorum. Ara sıra Hackney Millfields’ta bulunan o muhteşem parka koşu yapmaya geldiği günlerin birinde tanışmıştım onunla. Yanında küçük oğlu ve köpeğiyle gelmişti bu kez. Brian için tam  bir İngiliz diyebiliriz. Çünkü; her İngiliz gibi akşamları iş çıkışında puba gidip, birkaç bira içiyor, Arsenal’ın maçlarını kaçırmıyor, Tesco’da alışveriş yapıyor ve sabahları ‘fried egg, beans, chips’ (kızarmış yumurta, fasulye ve patates kızartması) yemeden de asla güne başlamıyor… Yaptığı işe gelince. Bir vakıfta fon geliştirme görevlisi. Çok iyi kazandığı söylenemez. Ama part time öğretmen olan eşiyle birlikte mortgage ödedikleri evlerinde kır kanaat geçinmeyi beceriyorlar. 

Ama sıradan bir İngiliz gibi görünen Brian’ı diğer İngilizlerden ayıran bir özelliği var. Brian kendini çevre hareketine adamış bir aktivist. Henüz öğrenciyken, Londra’da  ‘Önce Yeryüzü’ (Earth First) isimli bir grupla  tanışan Brian’ın o günden bu yana hayatı değişmiş. Tüm çevreci eylemler içinde yer alıyor. Yerel  bölge milletvekiline İngiltere’nin karbon salımında Kyoto Anlaşması’na uyması için baskı yapıyor. Eylemler örgütlüyor. Heathrow’da yeni terminalin yapımını engellemek için protestolara katılıyor. Nükleer santrallerin kapatılması için İskoçya’ya gidiyor. Alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması için kampanyalar yürütüyor… Brian İngiltere’nin değişik bölgelerinde gelen yüzlerce aktivistle birlikte Kent yakınlarında kurulan ‘Kingsnorth  İklim Kampı’na katılmaya hazırlanıyordu son görüştüğümüzde. Kampın amacı E.ON şirketi tarafından bölgede yapılması planlanan ve kömür ateşlemesiyle çalışacak olan  elektrik santraline engel olmak.

Peki milyonlarca kişiye elektrik sağlayacak olan bir santrale neden engel olmak istesin çevreciler? Gülümseyerek cevap veriyor Brian:

“E.ON ve hükümetin de tek dayanağı bölgede milyonlarca kişinin elektrik gereksinimini karşılamak. Çok masum gibi görünüyor. Ancak hükümet bu ihtiyacı karşılayabilecek olan  alternatif enerji kaynaklarına yatırım yapmayı redderken,  yılda 8 milyon ton karbondioksit açığa çıkaracak olan bir santrali hayata geçirme planını onaylıyor.”
Bu şekilde İngiltere’nin Kyoto Sözleşmesi’yle 2050’ye kadar hedeflediği karbon salımındaki miktara ulaşmasının imkansız olduğunu söylüyor Brian.

Çünkü kömür en kirli yakıt olarak kabul ediliyor. Peki İngiltere 30 senedir durdurduğu kömürle çalışan elektrik santrallerini neden yeniden devreye sokmaya hazırlanıyor?  İngiliz Enerji Bakanlığı kömüre geçilmesinin nedeni olarak kömürün güvenilir bir kaynak olmasını ve ucuzluğunu bahane ediyor. Ayrıca kömürde 200 yıllık bir rezervden bahsedilirken, petrol ve doğal gazda sadece 50 yıllık rezerv olduğu söyleniyor. Bir de uluslar arası enerji alanındaki gelişmeler, artan enerji fiyatları ve İngiltere’nin sahip olduğu söylenen 45 milyar tonluk kömür rezervleri…

Peki doğrudan eylem planlarıyla ne kadar hedeflerine ulaşacak Brian ve arkadaşlar?
“Doğrudan eylem şeklini eleştirenler olacaktır, arada sert yöntemlere başvuran arkadaşlarımız da olabiliyor. Ama onlar olmasa hareket çok zayıf kalacak. Ayrıca başka ne yapmamızı bekliyorlar? Bu konuyu  kamuoyu gündemine başka ne şekilde taşıyabiliriz. Sesimizi nasıl duyurabiliriz? Hükümet bizi dinlemiyor. Bizi başka nasıl ciddiye almalarını bekleyebiliriz? Bu can alıcı sorunu medyanın gündemine yerleştirmek için başka ne yapmamızı öneriyorlar…?”

Brian işyerindeki yıllık iznini kamp dönemine denk getirdi.Tatile gitmek yerine bu yıl iklim kampına katılmayı seçti. Tek üzüldüğü şey ise önümüzdeki günlerde 4 yaşına girecek olan oğlunun doğum gününü kaçırıyor olması. “Ama olsun ona kamptan bir kart yazacağım. Onun geleceği için orada olduğumu anlatacağım. Belki şimdi bunu anlayamayacak. Belki yanında olmadığım için üzülecek. Ama onun gelecekte daha güzel, daha iyi bir dünyada yaşaması ve ondan sonra gelecek olanlara daha temiz bir dünya bırakabilmemiz için bu yaptığımın gerekli olduğunu anlatacağım…”

3 Ağustos’ta başlayan ve 11 Ağustos’ta sona erecek olan Kingsnorth İklim Kampı’nda  kalmak isteyenler, ağır polis kuşatması altında bulunan kampın masraflarına katkıda bulunmak için  gönüllü bağışta bulunuyorlar.Hiyerarşik olmayan yöntemler ve komün çalışmayla yürütülen kampta doğal  ve yenilenebilir enerji kullanılıyor, vejetaryen yiyecekler tüketiliyor. Ayrıca dev bir yürüyüşle sona erdirmeyi planladıkları kampta aktivistlerin  programında ‘doğrudan eylem taktikleri’, ‘iklim değişikliği’,  ‘alternatif ve yenilenebilir enerji üretme yöntemleri’ ve ‘ilk yardım’ gibi 200’e yakın atölye çalışması yer alıyor.
Tüm tartışmalara, tüm anlaşmalara, tüm vaatlere rağmen, hükümetler iklim değişikliği konusunda gerekeni yapmıyor ve iklim değişikliği hala dünyamızın karşı karşıya bulunduğu en önemli sorun olarak karşımızda duruyor. Bir taraftan yeni raporlarla dünyamızın alarm verdiği belgelenirken, diğer yandan E.ON, BP, Shell, Exxon gibi şirketlerin bitmek tükenmek bilmeyen kar hırsları var.  Brian ve adı duyulmamış diğerleri belki E.ON zehir istasyonunun etrafında kamp kurarak, her geçen gün kontrolden çıkan iklim değişikliğini önleyemeyecekler. Zaten bunun onlarda farkında. Ama her şeye rağmen Brian ve onun gibi düşünenler, kendilerini bir kenara iterek, canlarının istediklerini yapan hükümet ve büyük şirketlerin sürekli büyüme ve kar yapma planlarını zorlaştırmaya devam edecekler.  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − eighteen =