İNGİLTERE’DEN… Seçimler ve seçeneksizlik

Büyük Britanya’da 5 Mayıs’ta yapılacak olan milletvekili genel seçimleri yaklaşırken halkın çoğunluğu oyunu atabileceği bir parti bulmakta zorlanıyor.

Politik gündemin merkezinde bulunan, Irak savaşına, kamu hizmetleri sektörünün özelleştirilmesine ve gittikçe artan eşitsizliğe karşı olanlar için, ana politik partilerin üçüde gerçek bir alternatif sunmuyor. Bu nedenle seçmenlerin önemli bir bölümü sandığa bile gitme gereği duymayacağı şimdiden belli olmaya başladı.

Diğer taraftan hükümetin bu temeldeki sorunu da, Irak savaşına, özelleştirmelere karşı olanların, eşitsizliği, birey hak ve özgürlüklerine getirilen kısıtlamaları protesto edenlerin çoğunluğunun İşçi Partisi yandaşları içinde olması. Yeni İşçi Partisi (YİP) içindeki tartışmalar olası seçim yenilgisinin (herne kadar uzak bir ihtimal olsada) faturasını, Irak savaşı fiyaskosundan sonra istifa edip, yerini şu andaki Maliye Bakanı Gordon Brown’a bırakmayan Tony Blair’e kesmeye hazır olduğuna işaret ediyor.

İşçi Partisi içinde, YİP’nin ikinci dönem hükümete gelmesinden sonra, basına yansımaya başlayan Blair-Brown çekişmesini, YİP projesinin farklı iki unsuru, uygulamaya giren “yeni” politikaların farklı sesleri, hatta parti içinde varolan demokrasinin işlemesi gibi algılayan önemli bir kitle var.

Bunlara göre çözüm, ‘yıpranan’ ve popülerliği kalmayan Tony Blair yerine Gordon Brown’u getirmek yeterlidir. Böylelikle savaş, özelleştirme, eşitsizlik gibi sorunlar hallolacaktır. Oysa, yine basına yansıdığına göre, “birbirlerini yiyen” Blair ve Brown arasında bu güne kadar anlaşamadıkları  politik bir konu bulmak güçtür. Gerçekte bu “çekişme”, kişisel bağlamda, sadece bir kariyer savaşı, politik temelde de,  Brown‘ın, YİP projesinin hayata geçirilmesi için (bu İngiltere‘deki sistemin bir tercihidir)“joker” olarak tutulmasıdır.

Brown’un Maliye Bakanlığı dönemindeki dosyasına şöyle bir gözattığımızda bunu anlamak mümkündür. Ülkenin büyük oranda zenginliğini elinde tutan küçük bir elit kesimin vergilerini artırmayı reddetmesinden, özelleştirildiğinden beri Avrupa’nın en pahalı ve güvenilmez ulaşımı haline gelen demiryollarına, eğitim ve sağlık hizmetleri sektöründe, sırada bekliyen yeni özelleştirmelere kadar bütün şikayetlerin kaynakları  buradadır.

Seçmenler için ana muhalefet partisinde de bir umut yoktur. Muhafazakar Parti (Tori) zaten savaşı desteklemektedir, özelleştirmelere gelince de, daha da aşırı planlar kapıda hazır beklemekdedir. (Bu gizli planlardan bazılarını kısa bir süre önce ağzından kaçıran, parti başkan yardımcısı partiden atılmıştır.)

Hayal kırıklığı içindeki seçmenlerin alternatifi Liberal Demokrat Parti gibi görünsede, başta Irak savaşına karşı çıkmalarına rağmen sonradan onlarda işgali desteklemişlerdir. Bir taraftan yüksek kazançlıların vergilendirilmesi konusunda YİP’ni desteklerken, diğer taraftan da kamu hizmetlerinin özelleştirilmesini desteklemiş, sendikaların haklarına ve asgari ücrete de karşı çıkmışlardır. 

Bu tabloda oylar, Galler ve İskoçya’da milliyetçi partilere kayarken, İngiltere’de, savaşa karşı en tutarlı poltikayı izleyen ve bu tutumundan dolayı da YİP’inden atılan George Galloway’in ‘Respect-The Unity Coalition’ partisi, özellikle de Londra’nın doğusunda, YİP’ne ‘bir ders’ vermek için kolları sıvamaktadır.

Savaş karşıtı bir hareket olarak kurulan ‘Respect’, sonradan partileşmiş ancak, tek hedefli yapısını genel seçimlerin geniş platformuna, politika üretme ve kadrolaşma açısından taşıyamadığı için, genel seçimlerde, daha çok lokal sorunların meşgul ettiği seçmenlerin önünde bir çekim gücü yaratması oldukça güçtür. 

Bugün İşçi Partisi yandaşlarını en meşgul eden konu, tüm ülkeyi cezalandırmadan (Torilerin iktidara gelmesine yol açarak) nasıl YİP’ni cezalandırabilecekleri sorunudur.

Küçük bir azınlıkla seçilecek olan YİP, politika değiştirmeye, hatta Liberal Demokratlarla koalisyona mı zorlanmalıdır? YİP’sine karşı savaş parti içinde mi verilmelidir yoksa yeni bir oluşum mu aranmalıdır?

Gerçekte, bu soruların kesiştiği nokta, halkın büyük bir çoğunluğunun görüşlerinin ana politik partilere yansımadığıdır. Diğer bir deyişle, politik sistemin işlememesidir. Irak savaşı varolan seçim sisteminin adaletsizliğini bir kez daha ortaya çıkarmasıdır. Sesinin duyulmadığını, temsil edilmediğini gören yığınlar, giderek artan bir şekilde sesizliğe gömülmektedir.

____________________

* Sanatçı, Londra’da yaşıyor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.