İNGİLTERE’DEN… Sudoku

Artık çok güncelliği kalmadı; Sudoku artık sanıram herkesçe biliniyor. Türkiye’de de birçok gazetede yayınlanmaya başlanan bu akıl oyunu geçtiğimiz Mayıs ayında keşfedip müdavimi olduğumda kaleme aldığım bir yazı vardı. Belki yeni yeni bu konuya merak saranlara fikir verir, bir katkısı olur düşüncesi ile sizlerle paylaşmaya karar verdim…

“SuDoku” Japonca bir deyim. “Su” rakam; “doku” ise yalnız, tekbaşına anlamına geliyor. Yani bütün olay bir matriks içinde tek başına yeralan rakamları bulup ortaya çıkarmak… Oyunun ismi her nekadar Japonca’dan gelse de aslında geleneksel bir uzak doğu oyunu olduğunu iddia etmek çok zor. Ilk SuDoku oyununu 18. yüzyılda İsviçreli ünlü matematikçi Euler’in geliştirdiği bir temele dayanıyor.

SuDoku dokuza dokuz küçük odacıktan oluşan kare bir matriks üzerinde oynanıyor. SuDoku matriksi kendi içinde üçe üç odacıktan oluşan dokuz kutucuk içeriyor. Oyun bütün amacı birden dokuza kadar rakamları bu odacıklara yerleştirmek…

Tekbir kuralı var SuDoku’nun: Sağdan sola her sıra, yukarıdan aşağıya her sütun ve dokuz odacıktan oluşan her kutucukta birden dokuza kadar rakamlar sadece ve sadece bir defa yer alabiliyorlar… Bu kadar basit…

Her nekadar ilk planda rakamları görünce insan matematiksel bir oyunla karşı karşıya kaldığını düşünse de aslında hiç matematikle alakası olmayan bir oyun SuDoku. Rakamlar yerine harfler, şekiller ve hatta renkler bile kullanılabilir… Tek ihtiyacınız olan çok temel mantık bilgisi…

İşte bu nedenle çok özel bir oyun SuDoku. Bir rekabet, mücadele, yarış, ispat gerektirmiyor. Kendi kendinize insan olgusunun en temel taşını kullanarak zekanızı geliştirdiğiniz bir oyun olarak karşımıza çıkıyor.

Teknolojinin bu denli geliştiği, yaşam kalitemizi arttıran yeni çözümlerin hayatımızı son derece hızla değiştirdiği, sürekli bir yarış ve mücadele içinde geçen ömrümüzde tüketim olgusunun tek doyum aracı haline geldiği günümüzde SuDoku dikkatimizi çoktan unuttuğumuz bazı gerçeklere çekiyor.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran en temel özellik muhakeme yeteneği. Doğru ile yanlışı birbirinden ayırabilmek. En karmaşık sorunları bile temel basit olgularına indirgeyip, her olguya teker teker çözüm bulabilmek. Koşulları iyi tanımlamak ve bu koşullar içinde çözümleri net bir şekilde ortaya çıkarabilmek.

İşte SuDoku bu zor hayat mücadelesinde bizlere ihtiyaç duyduğumuz sakinliği, iç huzuru muhteşem bir beyin cimnastiği şeklinde sunuyor…

Zaten bu yüzden başta Japonya olmak üzere son yıllarda bütün batı dünyasını etkisi altına altına aldı SuDoku. Özellikle günlük gazetelerin bulmaca köşesi yanında bir de SuDoku’ya yer vermesi ve bilgisayar ortamına oyunu taşıyan yeni programların yazılması sonucunda bir çığ gibi büyümeye başladı SuDoku çılgınlığı…

Batı Avrupa’da SuDoku çılgınlığı çok yeni bir fenomen: İngiltere’de 12 Kasım 2004 tarihinde ilk defa The Times’ın haftasonu ekinde yer alan oyun daha ilk haftadan itibaren inanılmaz bir ilgi gördü. Oyunu The Times’a taşıyan Hong Kong’da yaşayan eski bir yargıç Wayne Gould. Geçtiğimiz yıl içinde bütün Ingiliz gazeteleri tiraj kaybederken tirajında artış görülen The Times’ın başarısını etkileyen faktörler arasında Su Doku’ya da yer veriliyor. The Times’ın Gould’un geliştiği SuDoku bulmacalarını okuyucularına sunmasının hemen ardında Telegraph, Independent, Guardian, Mail ve Express gazeteleri de SuDoku bulmacalarına yer vermeye başladı. Hatta Su Doku çılgınlığı öylesine bir boyut kazandı ki, İngiliz basınında özel bir yeri olan meşhur Sun gazetesi ise kendi imzasını atmaktan hiç çekinmedi: Sun Doku..

Yüksek teknolojinin her yanımızı sardığı günümüzde neden insanlar bundan iki yüz yıl önce gözleri görmeyen bir İsviçre’li matematikçi tarafından icad edilmiş bir oyuna bu kadara çok ilgi gösteriyorlar?

The Puzzle Instinct isimli kitabında “her nekadar gelişmiş veya geri kalmış olursa olsun bütün toplumlarda bulmaca olgusuna rastlanır” diyen Toronto Universitesi öğretim görevlisi Marcel Danesi. Hatta birçok akademisyene göre daha çok bulmaca çözen uluslar daha da gelişiyor, ileri gidiyorlar.

Su Doku, benzeri akıl oyunları aslında insanın muhakeme yeteneğini geliştiriyorlar. Muhakeme yeteneği ise kültürel, ekonomik ve teknolojik gelişme için ise çok önemli bir “evrimsel süzgeç” görevi görüyor. Mantıklı düşünebilmek birçok alanda başarının temel taşı olarak karşımıza çıkıyor.

Oyunun yaratıcısı Euler gençlik yıllarında görme yeteneğini kaybetmiş ünlü bir matematikçi. Euler’in “Latin Kareler” adını verdiği bu oyun icad ettiği birçok benzer diğer bulmaca ve akıl oyunu arasında zaman içinde hak ettiği ünü bulamamış ve ikiyüz kadar sessizce bekledikten sonra Amerika’da 1980’li yıllarda “”Sayı Yeri Oyunu” olarak kitlere ulaşmış. Oyunun esas tanınılırlığı Japon editör Nobuhiko Kanamoto tarafından keşfedilip Japonya’ya taşınması ile artmış. Oyunu “Tek Rakam” diye de tercüme edilebilecek “Su Doku” diye isimlendiren Japonlar, yıllar itibari ile oyunun müptelası olmuşlar. Günümüzde Japonya’da SuDoku bulmacası yayınlayan beş derginin toplam tirajı altıyüzbini geçiyor…

Yani aman dikkat… Harika bir oyun, ama korkarım biraz alışkanlık yapıyor…

Konuya merak duyanlar varsa oyunun kurallarını ve çözüm yöntemlerini özetlediğim başka bir yazımı kendilerine gönderebilirim…

Iyi oyunlar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.