İNGİLTERE’DEN… Tersi ispatlanıncaya kadar suçluyuz

İNGİLTERE’DEN… Tersi ispatlanıncaya kadar suçluyuz

0
PAYLAŞ

11 Eylül saldırılarının üzerinden tam beş yıl geçti ve dünya hala George Bush ve Tony Blair’in öncülüğünde başlatılan “terörle savaş” belasından kurtulamadı. Üstelik Bush ve Blair’in “Batı değerlerini korumak” adına başlattıkları bu savaşın dünyayı daha güvenilir ve yaşanılır bir yer yapmaktan çok uzak olduğu da artık ortada. Ama diğer taraftan masum insanları korumak adına yürütülen bu mücadeleden bahsederken, sorunun farklı düzeylerini de görmekte yarar var.

Son dönemlerde “terörle savaş” adına yürütülen mücadele, Batılı toplumlarda, özellikle de yaşadığımız ülke olan İngiltere’de Müslümanları hedef haline getirdi.  Müslümanlar bir zamanlar Avrupa’da kendilerini en rahat ve özgür hissettikleri bu ülkede artık sokağa çıkmaya korkar hale geldi. IRA’nın saldırılarını yoğunlaştırdığı dönemde İrlandalıların karşılaştığı ayrımcılığın kurbanı artık Müslümanlar olmaya başladı. Bu saldırılar o kadar pervasızca artmaya başladı ki; geçtiğimiz hafta Malaga-Manchester seferini yapacak olan bir uçakta iki yolcunun uçaktan indirilmesine kadar uzandı.

Peki ama suçları neydi bu iki yolcunun? Basında konuyla ilgili yer alan haberlere göre bir yolcu, bu kişilerin Arapça konuştuklarını duymuş. Ayrıca yolcuların çoğu şortlar ve t-shirtler giymişken, bu iki yolcunun üstünde kalın kıyafetler varmış. Bir de tabii ikisi de genç ve Asyalılar. Yani artık bu bileşkenlerin bir araya gelmesi bir kişinin uçağa alınmaması için yeterli olabiliyor…

Kuzey Londra’da Stoke Newington bölgesinde bulunan Aziziye Camiisi tarafından Hackney Belediyesi’nin katkılarıyla hazırlanan “İslamafobia” raporunda çok çarpıcı noktalara dikkat çekiliyor. Bölgede yaşayan 57’si kadın 43’ü erkek 100 Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türk arasında yapılan ankete göre “dini inancından dolayı sorun yaşadınız mı?” sorusuna “evet” cevabı verenlerin sayısı 44. Yine benzer bir soruda ankete katılanlar yaşadıkları ayrımcılıkları şu sözlerle ifade ediyorlar:

“Giyim tarzım nedeniyle günlük hayatımda sorunlar yaşıyorum.”
“Otobüslerde çok kötü şeyler yaşandığına tanık oldum ve duydum.”
“İnsanlar size kendiniz olduğunuz için değer vermiyorlar.”
“Birçok insan sadece Müslüman ismi taşıdığı için ayrımcılığa uğruyor ve işlerinden dahi olabiliyor.”
“Ayrımcılık var ve her geçen gün daha da kötüye gidiyor”
“Bütün Müslümanları terörist olarak görüyorlar”
“Bana Müslüman olduğum için işyerinde kötü davranıyorlar.”

İngiltere’de son dönemlerde Müslümanlara yönelik tacizlerde o kadar artış var ki, bazen tacizler de Müslüman olmayan fakat Müslüman görünümlü kişiler de nasibini alabiliyor. Buna benzer bir olay 7 Temmuz saldırıları sonrası Türkiyeli bir göçmenin başına geldi. Hem de Chealse gibi Londra’nın en “posh” yerlerinden biri olarak tabir edilen bir bölgede. D. Ö isimli Türkiyeli vatandaş girdiği pubta kendisine bira servisi yapılmayınca şaşırmış. Nedeni mi? Saddam’a benzeyen bıyıkları olduğu için… D.Ö hemen müdahale etmiş ve ‘kendisinin Müslümanlıkla bir ilgisinin olmadığını, Saddam’ı da hiç sevmediğini üstelik de bir Sosyalist olarak tüm insanları eşit gördüğünü’ söylemiş. Ama tacizciler için bunlar hiçbirşey ifade etmiyor. Çünkü onlar sadece duyduklarıyla ve medyada takip ettikleriyle şartlanmış durumda ve tüm esmer görünümlü yabancılar da onlar için aynı. Yani ‘Potansiyel terörist.’ 
Müslümanlar ve Müslüman görünümlülerin haksızca karşı karşıya kaldığı yüksek şüphe seviyesini Müslüman Konseyi başkanı Muhammed Abdül Bari, “bu ülkede bizlere artık aksi kanıtlanıncaya dek suçluymuş” gibi muamele edilecek” şeklinde izah ederken, içinde bulunduğumuz durumun boyutlarını da oldukça güzel özetliyor. 

İngiltere’de güvenlik adına birey haklarına taciz olayları her geçen gün artıyor. Artık yolcular uçaklarda indiriliyor. Müslüman görünümlülere publarda bira servisi yapılmıyor.

Otobüslerde Müslüman kadınlara saldırılar oluyor. Müslüman ismi taşıyanlar işe alınmıyor. Irkçı düzlemde profillemelerle insanlar hedef haline getiriliyor. Sonuçta “hedeftekiler teröristler değil, tüm Müslümanlar” fikrini kullananların ekmeğine yağ sürülüyor ve bu fikir de sıradan Müslümanlar arasında gittikçe güçleniyor. Bu da uzun vadede bu ülkede yaşayan Müslüman gençlerin daha fazla radikalleşmesi ve toplumlar arasındaki bölünmenin de büyümesi anlamına geliyor.

 

BİR CEVAP BIRAK