İNGİLTERE'DEN… Thatcher’lı yıllar ve…

Thatcher’lı yıllar ve Anti Poll Tax Hareketi…

Margaret Hilda Thatcher…. 1979 ile 1990 yılları arası İngiltere Başbakanı. 1975 ile 1990 yılları arası Muhafazakar Parti lideri. İki görevi de en uzun süre yapan tek kadın lider.  “There is no such thing as society”  (Toplum diye birşey yoktur” incisiyle 80'lere damgasını vuran sert mizaçlı, yüzü gülmeyen ‘buzdolabı’ gibi bir insan. Nam-ı diğer 'demir Lady.' Muhafazakarlığı, acımasızlığı ve  bitmek tükenmek bilmeyen iktidar hırsıyla tanınırdı.  “Toplum diye birşey yoktur” diye başlayıp  “bireyler ve aileler vardır. Herşeyi devletten beklemek yanlış olur. Biz önce kendimizden sonra da komşumuzdan sorumluyuz…” şeklinde devam “Britain Awake” başlıklı manifestosunda, piyasa ekonomisi, sermaye, bireysel fırsatçılık,  özelleştirme politikalarınının her derde deva olduğunu savunuyordu Thatcher. Güçlü olan ayakta kalmalıydı. Yani büyük balık küçük balığı yutar felsefesi. 80’li yıllar yani Thatcher’ın hüküm sürdüğü yıllar İngiltere'de Refah devletinin (Welfare State) öldürülmeye başlandığı, devlet-toplum-vatandaş ilişkilerinin yeniden şekillendiği yıllardı…
Aynı yıllarda Amerika'da Ronald Reagen iktidardaydı. ABD ve İngiltere yeni sağın neo liberal politikalarının gözü dönmüş bir şekilde dünyaya hakim olmaya başladığı süreç. Thatcher'in Neoliberalizmin savunurken kitleleri aldatmak için kullandığı slogan ise oldukça basitti. “There is no alternative.” Başka bir seçenek yok.   Bu sloganın büyük bir yalandan başka bir şey olmadığını tarih bir kez daha ortaya çıkarmış oluyor bugün yaşanan ekonomik krizde. Hayatta her zaman başka seçenekler olmuştur. Tabii Thatcher gibi güçlüye ve zengine karşı doyumsuz sevgi besleyenler için geçerli bir durum değildi bu.  Aynı yıllar sendikasızlaştırma ve işten çıkarmaya politikalarının acımasızca uygulandığı yıllardı ülkede. 80li yılların hemen başına gelindiğinde İngiltere'de işsiz sayısı 1930'dan beri ilk defa 1 milyona ulaşırken, bir kaç sene içinde de bu rakam 4 milyona kadar ulaştı.  İngiltere’de neoliberal politikalarının en acımasız denendiği örnek, Thatcher'ın aynı zamanda kendi otoritesini de denediği madenci grevi olmuştur. Mart 1984'te İngiltere Ulusal Kömür Kurumu ülkede çıkarılan kömür kapasitesinin 4 milyon ton azaltmayı, 20 tane maden ocağını kapatmayı, 20 bine yakın maden işçisini işten çıkarmayı öngördü. Karar verilmişti. O dönem ulusal maden işçileri sendikası başkanı olan Arthur Scargill'in önderliğinde işçiler greve gitti. Yorkshire madenlerinde başlayan grev, kısa bir sürede İskoçya, Galler ve geçimini madencilikle sürdüren tüm yörelere yayıldı. Fakat Thatcher gaddardı ve her şeyi göze almıştı. Gev başlamadan önce kömür stoklarını doldurmuş, sendikaların gücünü azaltan ve polis yetkilerini artıran yasaları parlamentodan çoktan geçirmişti. Ülkenin en güçlü sendikası olan sosyalist işçi sendikasının belini kırmak için herşeyi yapacaktı. Artan gerilim. Haziran ayında polis ve işçiler arasında çıkan çatışmalar…ve adeta bir işçi devlet savaşına dönen grev Thatcher'ın zaferiyle sonuçlandı.  Thatcher’ın işi kolaydı artık. Çünkü toplumun en dinamik, en radikal kesimini dize getirmeyi başarmıştı. Sıra tüm ülkeye diz çöktürmeye gelmişti. Uygulamaya konacak olan politikanın adı‘Poll Tax’tı. Yani Kelle Vergisi.

Yerel yönetimler tarafından uygulanması planlanan, bu adaletsiz vergi sistemiyle 18 yaşın üstünde herkes kayıt altına alınacak ve vergilendirilecekti. Poll Tax, devletin bireyi kontrolü altına alması için hazırlanmış bir uygulamaydı ve en kısa sürede yürürlüğe sokulacaktı. Ancak bu kez yanılmıştı ‘Demir Lady’.  Planlar tutmayacaktı. Önce İskoçya’da başlayacaktı isyan. Sokaktaki insan, Poll Tax’a karşı sıradan eylemlerle öne çıkmaya başladı. ‘Stop it’, ‘Send it Back’ adı altında ‘sivil itiatsizlik eylemleri’ başlattı. Daha sonra ülke genelinde All Britain Anti Poll Tax Federation ve Anti Poll Tax Unions (APTUs) gibi örgütlerde Thatcher hükümdarlığına kafa tutmaya başladı yurttaşlar. Poll Tax aktivistleri “biz kelle değiliz insanız” sloganıyla tüm dünyada yankı uyandıran eylemler geliştirmeye başladı. Artık geriye dönüş yoktu. Bu uygulama ya iptal edilecek, ya da iptal edilecekti.  Londra’nın yoksul getolarından olan Tottenham bölgesinde düzenlenen gösteriye on binlerce kişi katıldı. Kısa bir süre sonra 31 Mart tarihinde bu kez tarihe “Battle of Trafalgar” (Trafalgar Muhaberesi) olarak  geçen gösteri düzenlendi. 200 bin kişi o gün Thatcher’a ‘biz halkız’ mesajını verirken olaylarda binlerce kişi yaralanmıştı. 19 Ekim gününü Poll Tax’e karşı eylem günü ilan eden aktivistler Thatch hükümetini yenmeyi başarmıştı bu kez. Böylece Anti Poll Tax Hareketi tüm dünyaya halkın örgütlü gücünün iktidara nasıl boyun eğdirdiğini gösteren bir örnek olarak tarihe geçti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.