İNGİLTERE’DEN… Tokunbo, Nijeryalı bir temizlik işçisi

Holborn’dan N38 numaralı gece otobüsüne bindiğimde saat sanırım 05-05.30 arasıydı. Otobüste onlarca insan vardı. Sabahın ilk ışıkları olmasına rağmen neredeyse ayakta duracak yer bile yoktu. Londra’nın gece otobüslerinde saat kaç olursa olsun bu manzaraya rastlamak mümkün. Kimisi eğlenceden evine dönüyor; zil zurna sarhoş. Kimisi işten yeni çıkmış; bitkin, uyukluyor. Kimisi amaçsız yolculuklarda; gözler kan çanağı, perişan.

Arka koltukta siyah bir genç oturdu yanıma. Tokunbo. Nijeryalı bir sığınmacı. Önce isminin anlamını sorarak başlıyoruz sohbete. Yoruba kültüründe çocuklara takılan isimlerin dini anlamı, doğduğu zamanla ilgili anlamı bir de ailenin içinde bulunduğu durumla ilgili anlamı varmış. O’nunki biraz ailenin durumuyla ilgili. Çünkü Tokunbo doğduğu zaman babası İngiltere’deymiş. Ve ‘Tokunbo’ ismi bebek doğduğunda babası yurtdışında olan çocuklara  takılan özel bir isimmiş. Baba göçmen olarak İngiltere’ye geldiğinde başlangıçta her şey çok güzelmiş. Baba İngiltere’de çalışıyor, para kazanıyor, hediyeler gönderiyor ve sürekli arıyormuş. Kısa süre içinde de durumu düzelir düzelmez eşini ve yeni doğan çocuğunu yanına alma planları yapıyormuş. Aradan yıllar geçmiş. Haftada birkaç gün olan arama süreleri, önce haftada bire, sonra ayda bire, sonra üç ayda bire ve derken….

Tokunbo’nın babasından ses soluk kesilmiş, haber alınamaz olmuş. İngiltere’de yaşayan bir tanıdıklarına göre baba yeni bir sevgili bulmuş ve ailesini unutmuş. Başka bir dedikoduya göre ise baba uyuşturucu işine bulaştıktan sonra yakayı ele vermiş ve utancından bir daha ailesini aramamış. Tokunbo babasının akıbetini bilmiyor. Bilmek de istemiyor. O, yıllar sonra babasının kaybolduğu topraklara gelirken onun gibi kaybolmamak için annesine söz vermiş.  Tek amacı varmış Tokunbo’nun. Çalışıp para kazanmak ve ailesine yardım etmek. 

İngiltere’ye geldikten sonra birçok Nijeryalı gibi Londra’da bulmuş kendisini. Önce Hackney’de bir tanıdıklarının evinde kalmış bir süre. Bu arada sığınma talebinde bulunmuş. Daha sonra yine aynı bölgede kendisi gibi  göçmen olan arkadaşlar edinmiş ve onların kaldığı eve yerleşmiş. 

Derken, Tokunbo Londra metrosunda temizlik işi bulmuş…

Bu arada sohbete devam ederken otobüsümüz durdu ve sürücü yolculuğun oraya kadar olduğunu söyledi. Londra’nın gece otobüslerini bilenler böylesi durumlara hiç yabancı değil. Gece otobüsleri her zaman eğlenceli bir o kadar da ilginç yolculuklara sahne olur Londra’da.  Bu arada Angel’da, aynı rota üzerinde yeni bir otobüsün gelmesini beklerken zaman geçirmeden sohbetimize devam ediyoruz yeni arkadaşım Tokunbo’yla. O bana, ben ona sorular soruyorum. Yolculuğumuz uzun nede olsa…

Londra metrosundaki temizlik işçileri daha çok aileleri ve tanıdıkları vasıtasıyla işe yerleşiyorlar. Bir çoğu ya kaçak ya da iltica dosyalarının sonuçlanmasını bekliyor. Aralarında geldikleri ülkede kariyer sahibi olanlar, üniversite mezunu olanlar var. Ama Londra’da bunların hiçbirinin önemi yok. Çünkü oturum izni olmadan profesyonel bir iş bulmak imkansız gibi bu kentte. 

Angel’da gecenin ayazında beklerken, Angel metrosunun içinde ışıkların hala yandığına takılıyor bu kez gözlerim. Çalışma koşullarını anlatıyor Tokunba metrodaki.  Gece demeden, hafta sonu demeden, tatil demeden metronun temizlik işçileri temizlemeye devam ediyorlar yeni doğacak gün için metroyu. Kimi istasyonlarda, dinlenme odası bile olmadığı için, soğuk platformlarda yemek zorunda kalıyorlar birlikte getirdikleri yemeklerini.

2 bin temizlik işçisinin çalıştığı Londra metrosu çoğunluğu Nijeryalı ve Ganalı olan göçmenler tarafından temizleniyor yılın 365 günü. Metronun tüm temizlik işleri ise ISS, Blue Diamond ve GBM isimli üç kontratlı özel firma tarafından yapılıyor.
Londra metrosunda çalışan temizlik işçilerinin büyük bir çoğunluğu saat ücreti olarak 5 sterlinden az alırken, temizlik şirketleri milyonlarca sterlin kar elde ediyor her yıl. Oysa aynı zamanda Londra metrosundan da sorumlu olan Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Ken Livingstone’a göre ‘Londra’da insanca yaşayabilmek için, patronların çalışanlarına ödemesi gerekli olan en düşük saat ücreti 7.20 sterlin.’ Temizlik işçilerinin hakları için mücadele eden Ulaştırma İşçileri Sendikası RMT’nin raporuna göre, metroda çalışanların yüzde 90’ı kötü koşullarda, düşük ücrete ve sosyal haklardan yoksun çalışıyor. Metrodaki her 10 çalışandan sekizi yıllık ücret artışı alamıyor. Büyük çoğunluğu sigortasız ve hastalık izninden dahi yararlanamıyor…

Bu arada bizi Doğu Londra’ya götürecek olan 38 numaralı gece otobüsü görünüyor karşıda. Bu kez oturacak yer olmadığı için ayakta devam ediyoruz sohbetimize siyah arkadaşımla… Tokunbo’nun anlattıkları daha iyi bir hayat için İngiltere’nin yolunu tutan bir çok göçmenin hikayesi. Tokunbo sosyal ve politik haklardan yararlanamadığı için göçmenlik yasasını yapanlara kızgın. Tokunbo sığınmacı olduğu için kendisini düşük ücrete ve kötü koşullarda çalıştıran patronlarına kızgın.  Tokunbo her fırsatta kendisini devlet yardımı alan “hırsız” olarak lanse eden İngiliz medyasına kızgın. Tokunbo kendisinden vergi kesilmesine rağmen, hiçbir sosyal haktan yararlanamamaktan dolayı ülkeyi yönetenlere kızgın. Tokunbo seyahat hakkından yararlanamamaktan ve annesini görmeye gidememekten dolayı, kendisini bu duruma düşüren sisteme kızgın. Tokunbo, Londra ulaşımının can damarı olan Londra metrosunda haftada, geceleri de dahil olmak üzere 60-80 saat arası çalışıp, karşılığında ‘insan yerine konulmamaktan’ dolayı kızgın…

Tokunbo’yla vedalaşıp, otobüste indiğimde artık tamamen sabah olmuştu. Londra sokaklarındaki son gece otobüsleri duraklarda son yolcuları uğurlarken birer birer,  sabah güneşi de gecenin acılarını örtmeye hazırlanıyordu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.