İNGİLTERE’DEN… Utanç duyduklarımız

Almanya’da süregiden Dünya Kupası maçlarında Alman bayrağının ortasındaki kırmızıya ay yıldız koyarak Alman Milli takımını destekleyen vatandaşlarımıza gösterilen hoşgörü dikkatimi çekti… Oysa Almanlar benzer şey yapsalardı özellikle bazı (!) vatanseverler bayrak krizini gündeme sokardı. Biz de ulus olarak bir iki delinin attığı taşı kuyudan çıkarmaya çalışır, bir pire için yorgan yakar, dünyayı da ayağa kaldırırdık…

Ortadoğu ve Türkiye gibi sanayileşmede geri kalmış ülkelerde ‘hoşgörü’de de geri kalındığını görüyoruz… Anadolu toprakları Yunus Emre’leri Mevlanaları, Pir Sultan Abdalların felsefeleriyle ‘hoşgörü’de batıya örnek olurken gelinen nokta içler acısı…

2 Temmuz’da 13’ncü yılı anılan Sivas Katliamı’nda da 37 demokrat ve aydının feci şekilde yakılarak öldürülmesi tarihimizde ‘hoşgörüsüzlük” karası olarak yer alacak. Bazı gerici zihniyetin olaya karşı çıkar gibi görünse de “Cuma ezanı okunurken Cami önünde davul-zurna çalmayı” tahrik unsuru olarak göstermeleri anlaşılır gibi değil…  “Davul çalındı incindik” diye insanları yakmanın açıklanabilir bir yanı olabilir mi? Davul çalanı ayıplarsın, eleştirirsin, polise gidersin, olmadı yargıya başvurursun…

Dünya Gündemi’nde de Filistinli kadın ve çocuk mahkumları serbest bıraktırmak için İsrail askerini kaçıran militanlara karşı İsrail’in Gazze’yi işgalini ibretle izliyoruz. Arkasını ABD’yi alan İsrail Filistinli bakanları esir alma cüretini gösteriyor. Başbakan Tayyip Erdoğan, Başkan George Bush ve BM Genel Sekreteri’ni telefonla arayıp İsrail’in “Orantısız güç kullanması”nın engellenmesini istedi. Uluslararası hukukta yeri olan ve Erdoğan’ın ilk kez kullandığı bu kavrama dikkati çekmek istiyorum: Orantısız güç… Bir diğer deyişle askeri kurtarmak için kullanılabilecek güç hoşgörülebilecek bir sınırda olmalı… 

Hukuk devleti olmanın önemi burada… Herkes, hukuk önünde eşit olmalı ve devlet ile uluslararası arenanın ortak güvencesinde hukuka ihtiyacı var. Burada sözünü ettiğim terör devletini, kaosu, harami sistemini koruyup kollamak için araç olarak kullanılan hukuktan söz etmiyorum. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden beslenen ve özüne insan haklarını koyan, çağdaş yaşamı düzenleyen kurallar silsilesini anlatmak istiyorum…

Bu kurallar silsilesini kendi yaşamının pratiğinden damıtarak uygulamaya sokacak ise sivil toplumlardır. Önümüzdeki 100 yılın demokrasisine damgasını vuracak sivil toplum örgütleridir. Sivil toplum örgütleri hukuku yalnızca devletin yasama-yargı ve yürütmesine bırakmayacak, kendisi adına yapılan herşeyin içinde yer alacaktır…

Bir başka öngörümde; bir tarih sonrasında geriye dönüp bakıldığında Madımak’ta eli ateşli gericiler ile eli silahlı ABD’li ve İsrailli cellatlar tarihin yüzkaraları sayfasında buluşacaklar… Onlara sessiz kalarak suçlarına ortak olanlara ait sayfanın başlığı da “Utanç Duyduklarımız” olacak…

***

Malatya’da 12-16 Temmuz arası 14’ncü Malatya Kayısı Festivali düzenlenecek. 14 -16Temmuz arasında da 2’nci kez uluslararası sempozyum organize ediliyor…

Bir önceki yazımda Türkiye dışında en büyük Türk işadamları kuruluşu da merkezi Almanya’daki Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu’ndan (TİDAF) söz etmiştim… 

TİDAF olarak Malatya Kayısı Festivali’ne çıkarma yapıyoruz. Malatya’yı çoğu yabancı beraberimizdeki 50’ye yakın işadamıyla kayısının pazar alanını küreselleştirmeye çalışacağız…

Gözlemlerimi yine bu köşede sizlerle paylaşacağım… Günleriniz kayısı tadında geçsin…

__________________

* Akşahin: BABİK Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası’nın Avrupa – Türkiye İlişkilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi, Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu Başkan Yardımcısı Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri Sorumlu ve İngiltere Temsilcisi, Açık Gazete Danışma Kurulu üyesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here