Nihat Kahraman ve yüzsüz insanlar…

Çağdaş ressamlar arasında dostluk kurduklarımın sayısı az değildir ama nedense çoğu hakkında yazı yazma konusunda hasis davrandım.
Büyük emeklerle ortaya çıkardıkları eserler hakkında  tembellik yaptım.
Bu alandaki eleştirileri uzmanlarının yapması gerektiğine inandım.
Oysa kültür ve sanat her zaman desteklenmeli.
Her zaman yazılacak yönler bulunmalı.
Üstelik sanat, siyasetten bunalanlar için iyi bir soluklanma alanıdır.
Misal: Ergenekon dosyası ve iddianamesi herkesi bıktırdı ama ben o noktada değilim.
Ancak Ergenekon’a ara vermekte yarar var deyip, 1975’lerden bu yana tanıdığım Ressam Nihat Kahraman’ın Erenus Sanat Galerisinde açacağı sergiye tablolar duvara asılırken uğradım.

Ayaküstü hızlı ve tempolu sohbetimiz görülmeye değerdi.
Aslında Erenus Galerisinin müdiresi Rana Nazan Alhan daha da görülmeye değerdi.
Çünkü saç regini koyulaştırmış.
Fevkaladenin fevkinde yani. (Bülent Ersoy hanım efendi duymasınlar)

Neyse gelelim sohbete.
Nihat’ı yıllardır görmüyorum ama Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü kadrosunda olduğu için ortaya çıkardığı dekorların sanatsal yönlerini hem gördüm hem de takdir ederim yıllardır.
Zaten çok eski dostum ve arkadaşım Savaş Camgöz’ü de Nihat vasıtasıyla, tesadüf eseri rastlamıştım Operada.
Savaş İzmit’ten arkadaşım. Liseden. Iyi bir ressam. Ama   dekor yaratıcılığı konusunda üst sıradaki yeri hiç değişmez. Ortaya koyduğu dekorlar da Türkiye sınırları aşar her zaman.
Neyse yine sohbete bakalım.

Erenus’taki İnsan ve Boyutları adı verilen Nihat Kahraman’ın son çalışmalarını izlediğimde gerçi büyük aşama var ama 1975’deki çizgisi ve tema neyse, şu anda da  aynı parelelikte çalışmalarının sürdüğünü gördüm.
Kendisi de inkar etmiyor.
Ama olgunlaştığı bir gerçek.
Kolay değil. Yurt içi ve dışında açtığı sergi sayı  57’ye ulaşmış.
Aldığı ödülleri yazmaya sayfalar yetmez.

Kahraman’ın tablolarında her zaman insanların genel yaşamlarına ilişkin yansımalar ön plandadır..
Kahraman, bilerek ve isteyerek ve her tablosunda insan yüzlerine hiç yer vermez.
İnsanların yüzleri yoktur yani.
Kimileri bu durumu “Nihat Kahraman, izleyenin kendi hayal gücünü kullanarak, resimlerine kendince bir kişilik ve yüz yerleştirmesini arzuluyor” biçiminde yorumlasa da ben buna katılmam.
Palavra bir görüş bence.
Nihat Kahraman, toplumdaki insanların çok yüzlü olduklarını vurgulamak için bunu bilhassa yapıyor.
Hatta toplum insanları “ yüzsüz” yapıyor demek istiyor.
Bu yorum bana ait.
Neticede tablonun karşısına geçip bu yüzsüz insanlara istediğiniz maskeyi hayal gücünüzü zorlayarak yerleştirme hakkınız var.
Uygun gördüğünüz maskeyi  bulmak da bizlere düşüyor. Sanatseverlere düşüyor.

Ellerine sağlık Nihat.
Erenus Sanat Galerisi’ndeki sergin 2 Şubat’a kadar açık olacakmış.
En az iki-üç  kere daha uğrarım sergine nasılsa.
Tablolarını seyretmeye.
Yüzsüzlere maske takmaya çalışırım.
Etrafta o kadar çok var ki…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

10 + eighteen =