Nisan yağmurları

”Kalp yalnız gözyaşı ve şarkıyla kendini ele verir” diye şiirler yazan Aktör, Yönetmen, Ressam, Yazar, Doktor Cüneyt ARKIN’ın ruhuma yağmur gibi yağan sözüyle, yazıma başlıyorum. Bahar yağmurları, Sonbahar rüzgarlarına, Sonbahar yapraklarına benzer.”Nisan yağmurları kadar kısa süren hayatımız….”diye şarkı söylüyor BERKANT’ımız, yüreğimize dokunan içli sesi hep ezberimizde. Şiirleri, kim yazmış, şarkıları kim bestelemiş, kim söylemiş ve ölümsüzleştirmişse, Onlar da, ölümsüz ve ruhi olarak hep yaşayacak, yağmur, dolu, kar yağsa ne fark eder? Pir Sultan ABDAL gibi ummana dalmak da var…

Selçuklular döneminde, Konya’da, Nisan yağmurları kaplarda toplanarak hastalara şifa olarak dağıtılırmış, yapılan yemeklerin içine katılırmış. Günümüzde haberlerde dinliyor, seyrediyoruz, içme sularının giderek daha da tehlike yaratan boyutlarını.

O dönemde Hazreti Mevlâna Dergahında Mevleviler, ”Nisan tası” adı verilen kaplarla topladıkları Nisan yağmurlarını, Dergahı ziyarete gelen misafirlere ikram edip, bu suyun bazı dertlere şifa olacağına inanıyorlarmış.

Nisan ayının ilk haftası Mizah Haftasıdır da, bir yandan yağmurlar yağar, diğer taraftan sonbahar yaprakları gibi toprağa düşer, Aşık Veysel’imizin ”benim sadık yarim kara topraktır” dediği gibi, toprağa karışır, gidenler.

Bir avuç ölümsüz yaprak ismi saymak isterim sizlere, Nisan ayında göçüp giden…

1 Nisan, Ekrem BORA,Hazım KÖRMÜKÇÜ

2 Nisan, Sabahattin ALİ

7 Nisan, Melih KİBAR, Mehmet KARACA

9 Nisan, Meral OKAY, Şaziye MORAL

12 Nisan, Abdülhak Hamit TARHAN

18 Nisan, Oktay RİFAT

19 Nisan, Turgut BORALI, Sabahattin Kudret AKSAL

21 Nisan, Kemal TAHİR

24 Nisan, Feridun KARAKAYA

26 Nisan, Naşit ÖZCAN, Ali Ekber ÇİÇEK

27 Nisan, Arif Sami TOKER, Münir Nurettin SELÇUK

28 Nisan, Muammer KARACA

29 Nisan, Muhsin ERTUĞRUL

Elbette, Nisan yağmurları yağarken doğan bir-iki kıymetli yaprak da saymak isterim sizlere, biri diğerinden daha genç olan yaprak, diğer yaprağın yüreğiyle yazdığı şiirini çok sevmişti, şarkısını söylemişti, ben dinlemiştim, siz duyamadınız, çok güzeldi, İstanbuliydi. (Sadri ALIŞIK, ”Merhaba Kızkulesi, Merhaba Eyüpsultan, Kanlıca, Şehremini Merhaba, Merhaba iki gözüm İstanbul’um Merhaba…”mısrasıyla başlayarak yazmış şiirini, Cem KARACA, İstanbul hasretiyle, gözyaşıyla, yüreğiyle, yüreğimi ağlatarak söylemişti, büyük besteci Avni ANIL’ın bestelediği bu Nihâvend şarkıyı…) Dinleyebilmenizi çok isterdim, ne hazin ki, kayıt edemedik… Güzellikleri, yaşarken, zamanında kıymetini bilememek gibi bir geleneksel ihmâlkârlığımız ya da Cem’in deyimiyle ”ıskalama marifetimiz” var, bu da farkına varabilmemiz gereken hazin bir gerçeğimiz.

5 Nisan’da önce şakayla karışık Sadri ALIŞIK doğmuştu, ”MERHABA” demeyi çok sevmişti, sonraki yıllardan birinde yine 5 Nisan günü Cem KARACA doğmuştu, O da ”MERHABA” demeyi çok sevmişti. ( ”Merhaba”, benden sana zarar gelmez demekmiş). İkisi de İstanbul’u çok sevmişti. Şiirlerinde, şarkılarında İstanbul’u anlattılar kimi zaman.

Cem KARACA, vatandaşlıktan çıkartıldığı yıllarda, hasretinden, kahrından yazdığı şarkılarından birisinde, o yıllarda ki sevgilisi, sonraki yıllarda sesini bile duymaya tahammül edemediği hanıma, Savrun BARI’ya sorarak yazmış, bestelemiş ve söylemiş. ”Bana Istanbul’u anlat nasıldı?”diyerek…( Cem KARACA, ”bütün aşklar tatlı başlar, yaşayarak gelinen nokta önemlidir” diye düşünür ve davranırdı, maziye dönmezdi ). Aynı şarkıyı şiir olarak yorumladığı yıllardaki müziği Yücel ARZEN’e aitti, ve Cem beni şiir klibinde oynatmıştı, ”yanımda olmalısın, Istanbul şehri gibi” diyerek…doğduğum şehrin bana kıymetini öğreterek, bundan daha kıymetli bir ödül düşünemiyorum bile…iyi ki doğdun Sadri ALIŞIK, iyi ki doğdun Cem KARACA, iyi ki doğdular Onların az olan dostları, bir kadın, bir adam…

1959 senesinde bir dörtlük yazmış, bir ulu çınar yaprağı… bu yaprağın adı Nazım Hikmet RAN, bu salkım söğüt ağacının adı, Nazım Hikmet RAN, bu ceviz ağacının adı Nazım Hikmet RAN.

Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi,

Kimi Odesa’da yatar, kimi İstanbul’da, Prag’da kimi

En sevdiğim memleket yeryüzüdür.

Sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi.

Nisan yağmurları, bir avuç şifalı su imiş, her derde deva niyetiyle… bu yağmurlar nice sonbahar yapraklarını hatırlattı yine bana, bir kaç hatıra, bir kaç şarkı, bir kaç şiir…hepsi gerçek, hepsi güzel, merhaba yağmurlar, nisan yağmurları…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven − 1 =