Üniversiteli gençten türbana…

Üniversiteli gençten türbana…

0
PAYLAŞ

Bir üniversite öğrencisinden geliyor. İznini almak için kendisini arama fırsatımız olmadığından, ismini belirtmeyeceğiz. Üniversite öğrencisi genç okurumuzun maili aynen şöyle:


“Ülkemiz bugün bu halde ise, sadece ve sadece kendisini yukarı çekip halka cahil diye bakan insanlar yüzündendir. Bugün Anadolu’ya gittiğinizde göreceksiniz ki herkes türbanlıdır, olmasa bile başına eşarp yazma vs ile örtüyordur.


Ben Muğla Üniversitesi çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü öğrencisiyim, ayni zamanda İktisat Bölümünde çift anadal yapmaktayım. Keza benim eşimin de başı açık ve ben hiç kapat demedim. Hangi vicdan bir insana başın örtük, açık, öyle, böyle, diye şuraya giremezsiniz, şunu yapamazsınız diyebilir? Bu ancak insana saygısı olmayan, o kişiye, dine, olaya düşmanlığı olan veya bir şeylerden korkan birisi tarafından denebilecek bir şeydir.


Ülkemizdeki korku herkes tarafından bilinmektedir. Atatürk’ün dahi eşinin başı örtülü fotoğrafları ortalarda gezerken bu korkumuz nedir acaba?
Yazınızı çok kötü bulduğumu belirtmek isterim, yok gazete onu yazmış bu şuraya çekilebilir, yok bu olabilir diyorsunuz. O zaman yolda insanın üstüne yıldırım düşebilir, toprak kayar, altında kalabilir. Hayatta her şey olabilir. Yani o zaman da bunları söyleyenleri mi sorumlu tutacağız? Nereye kadar bu yasakçı zihniyet gidecek çok merak ediyorum.


Güzel ülkemin içi boşaltılırken (1996 da 30 milyon dolar civarı olan borç 10 senede 10 a katlanırken) sizin gibi değerli yazarların, hala kendi tabularınızla türbanı toplum kanunu olarak gösterme çabaları, bunları gün ışığına çıkarmalar (Güzel ülkem 10 yılda talan edildi. Bu sadece benim fikrim değil, birçok insanın öz fikridir) kimi kandırıyor acaba?


Madem bu konu o kadar önemli neden referandum yapılmıyor? Demokratlarımız bunu ortaya atamıyor? Çünkü biliyorlar türbanın serbest olacağını ve bunun nedenini de halkın cahil olmasına bağlıyorlar. Unutmayın ki, bu ülkeyi bu halk kurtarmıştır. Ve bu halk milletini vatanını çok sever.


İnanın bugün olmasa da her zaman ki gibi millet haklı çıkacak. Kurtuluş savaşı döneminde de birkaç saygıdeğer aydın haricinde hepsi kendi derdine düşmüştür. Son olarak yok türban, yok komünizm geliyor diye diye bugünlere geldik. Ne Batı’ya gittik (gitsek de almazlar: dolaşım hakkının tamamen ortadan kaldırılması ikincil üyelik değil de nedir?) ne Doğu’dan koptuk ortada kaldık.


Sizlerden iki ricam olacak birincisi (yazınızda bahsettiğiniz gazeteyi bir kez dahi okumuşluğum yoktur, emin olabilirsiniz.) lütfen bu tür ülkemizi yasaklar ülkesine döndürecek cümleler kurmayın yazılarınızda.


İkincisi de belirli aydın çevrelerin görüşünü toplum kuralları diye vermeyin. Toplumun kuralları bu olsaydı evlerde türban örtülmezdi. Bu sadece ülkemiz otoritelerinin yaptığı yasalardır ama toplum kuralı değil.


Bunları vereceğinize Bursa’nın bağrından devleti dolandırıp bir sene sonra dışarı çıkanları (ABD’ye gidip barınamayıp geri gelenler) eleştirin. İnanın o zaman belki aydınlardan tepki alabilirsiniz ama halk sizi yüreğinden alkışlayacak.
Aslında yazım çok daha uzun sürebilir içim çok dolu. Ancak sizi de sıkmak istemiyorum. Saygılarımla.”



Önce, üniversite öğrencisi kardeşimizi;  fikirleri, düzeyli uslübu ve vatansever duyguları nedeniyle içtenlikle kutladığımızı belirtmek istiyoruz.


Bugünkü yazımızda, kendi fikrimizden çok, mail sahibi üniversiteli gencimizin düşüncelerini sizlere aktarmak istedik. Memleketin soyulup soğana döndürülmesi konusunda, tabi ki genç kardeşimizin düşüncelerine yürekten katıldığımızı belirtmek isteriz. 


Ancak, türbanın yasaların yasakladığı yer ve kamusal alanlarda takılmasını uygun bulmadığımızın ve buna karşı olduğumuzun,  bir kez daha altını ısrarla çizerek belirtmek isteriz


Özel yaşamlarda, herkes istediği gibi başını örtebilir ama resmi kurumlarda, kamusal alanlarda türban dayatması, bir önce ki yazımızda belirttiğimiz gibi ülkeyi kaosa götürür. Böyle giderse götüreceği de uzak olasılık değil!


“Benim annemin de başı örtülü” diye söze başlayan, sonra da sözde türbanın kamusal alanlarda kullanılmasının yasaklılığını (seçmenden çekinerek) savunur görünen ve dile getirmeye çalışan politikacıların, konuya hiçbir zaman çözüm getireceklerine inanmadığımızı yeniden ısrarla hatırlatmak isteriz.


Bu ülke de, hiçbir siyasetçi ve parti genel başkanı,  türban konusunda seçim meydanlarında ortaya çıkıp, yüreklice yasalar neyi öngörüyorsa, iktidara geldiğimizde onu yapacağız diye açık açık bir söylemde bulunamaz. Seçmen korkar. Diyecekleri aldatmaca şudur: “Türban sorununu iktidara gelince ancak biz çözeriz.” İnanmayın! Kesinlikle innamayın!


Üniversiteli gencimizin düşüncelerine saygı duyuyoruz.
Keşke türban serbest olduğunda, başı açık gezenlere farklı bakılmayacağından   ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin Ulu önder Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda çağdaş bir ülke konumunda, sonsuza değin birlik ve beraberlik içersinde savunulup, korunacağından emin olabilsek!
Mesele bu!


burhanaozbey@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK