Nükleer anlaşma, Türkiye-İran ilişkilerini de mercek altına koyacak

PAYLAŞ

Anlaşmanın silah denetimine ilişkin detayları ve yüklenimlerin yerine getirildiğinin teyidine dair ayrıntıları hala yoğun bir biçimde tartışılmakta. Eğer önümüzdeki günlerde anlaşmayı baltalayacak beklenmedik bir gelişme olmazsa, İran’ın da içinde bulunduğu bölgede çözümsüz görünen sorunların aşılması bakımından önemli bir adım atılmış oldu.Anlaşma, yeni dinamikler de yaratabilir. İran üzerindeki ambargoların kaldırılması ve ülkenin yalnızlığına son verilmesi, Ayetullahlar rejimini Orta Doğu’da daha olumlu ve yapıcı bir rol üstlenmeye teşvik edebilir.

Karamsar senaryoda ise, bölgenin zaten çetrefilli sorunlarını daha da derinleştirebilir ve zaten patlamaya hazır halde olan Orta Doğu’yu daha da derin tehlikelere sürükleyebilir.

Türkiye açısından, İran ile önde gelen dünya güçleri arasındaki bu anlaşma, pek çok bakımdan olumlu sonuçlar getirebilecek bir fırsat olma potansiyeline sahip. Gene en kötü senaryo dikkate alınırsa, yaptırımlardan kurtulan İran’la Türkiye arasında bölgesel nüfuz için tarihi rekabeti hızlandırması da muhtemel.

Graz Üniversitesi Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezinden Dr. Karabekir Akkoyunlu, Orta Doğu’da İsrail ve Suudi Arabistan gibi diğer önde gelen bölgesel güçlerin aksine, Türkiye’nin, İran’la ilişkilerini bir tür sıfır toplamlı oyun gibi görmediğini, İran ve batı arasındaki bir anlaşmadan çıkar sağlayabilecek durumda olduğunu düşünüyor. Dr. Akkoyunlu’ya göre ‘Enerji fiyatlarındaki düşüş ve artan ticaret olanaklarının yanısıra, bölgedeki gerginliği azaltacak herhangi bir gelişme de, Türkiye’nin yararına olacaktır’.

İran’a uygulanan yaptırımların zamanla kaldırılacak olması, anlaşmanın kuşkusuz en fazla memnuniyet uyandıran boyutu. Türkiye açısından pek çok değişik sektörde yeni yatırım ve ticaret olanakları yaratacak.

Nitekim, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, nükleer anlaşmayı ‘Türkiye ekonomisi için çok iyi bir haber’ olarak niteledi, ikili ilişkileri güçlendireceğinden sözetti.

Enerji Bakanı Taner Yıldız da anlaşmada fırsat görenlerdendi. Yıldız, “İran’da yatırıma dönüşmeyen birçok kalem vardı onların da önü açılmış olacak” dedi, petrol fiyatları açısından da son derece önemli bulduğunu açıkladı.

Türkiye de, İsrail ve Körfez ülkeleri gibi, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki yakınlaşmanın diğer olası sonuçlarını sorgulayan ülkeler arasında. İran’ın bölgede nüfuzunun artacağından ve yaptırımların kaldırılmasıyla güçlenen ekonomik kazancını Suriye, Yemen, Lübnan ve Irak’taki müteffiklerini desteklemek için kullanacağından endişe duyuyor.

Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, hiç vakit kaybetmeden İran’ı dış politikasını gözden geçirmeye çağırdı. İran’a uygulanan ambargonun kaldırılacak olmasını memnuniyetle karşılarken, komşuyu mezhep ayrılıklarını körükleyen politikalardan vazgeçmeye davet etti. Suriye, Irak ve Yemen’deki rolünü yeniden değerlendirmesi, daha yapıcı ve olumlu bir tavır takınması gerektiğini savundu. Siyasi diyalog yoluyla çözümü benimsemesini istedi. ‘Kardeş İran’dan beklentimiz budur’ diye de ekledi.

İran’ı mezhep temelli politikalardan vazgeçmeye çağıran ilk ülkelerden birinin Türkiye olması, başlı başına bir çelişki. Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin genelde Orta Doğu’ya, özel olarak da Suriye’ye yönelik politikalarındaki mezhep vurgusunun ne gibi olumsuz sonuçlar doğurduğu ortada.

Dr. Karabekir Akkoyunlu’nun da dikkat çektiği gibi, Türkiye’nin İran nükleer anlaşmasından olumlu sonuçlar alabilmesi için “dış siyasetini Suddi Arabistan ve Katar gibi ülkelerin siyasetinden uzaklaştırması, bölgesel hakimiyet hayalinden vazgeçmesi, komşularına karışmayı bırakıp, yerine daha pragmatik ve alçakgönüllü bir siyaset benimseyerek hem kendi toplumsal, etnik ve dini fay hatlarını onarması hem de bölgeye örnek olması gerekiyor”.

Türkiye’nin bu tür bir siyaset değişikliğine gideceğine işaret eden hiç bir belirti görülmediği gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış siyaset üzerindeki etkisinin azaldığına dair hiç bir ipucu da yok.

Gene de, İran’ın dış dünyaya açılmasının bir olumlu sonucu varsa, o da Türkiye’nin geçmişte İran’la sürdürdüğü üstü kapalı ilişkilerin daha fazla mercek altına alınması olasılığı.

Son yıllarda yaptırımlara rağmen doğal gaz karşılığında altın ihracatıyla Türkiye İran’a bir cankurtaran simidi işlevini üstlendi. Bu arada da hem İran’da hem de Türkiye’de bazı bireyler büyük servetler kazandılar. Önceki yıl ortaya çıkan yolsuzluk skandalında da İran’la karanlık ilişkilerle ilgili iddialar önemli bir yer tuttu.

Bu iddiaları ‘dış güçler tarafından düzenlenen, yasal zemini olmayan komplolar’ olarak bir kenara itmek artık hergeçen gün zorlaşıyor. Hürriyet Daily News tarafından ortaya çıkarılan son resmi rapor , günışığına çıkmayı bekleyen daha pek çok karanlık ayrıntı olasılığına işaret ediyor.

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER