Nokta atışlı bir anket

Nokta atışlı bir anket

0
PAYLAŞ

Halkımız ile sohbete bayılıyorum, ama her kesimle…Ve özellikle kıyı köşe semtlerdeki farklı profillerle…

Bugün de anket kıvamında bir gündü benim için… Belki katılan kişi sayısı azdı ama, nokta atışlıydı… Okuyun hak vereceksiniz…

Orhantepe semt pazarına gittim, Salı pazarcıları 2 haftadır karlı kışlı geçen günlerden sonra, ilk defa bugün hava güneşli olduğu halde pek güleç yüzlü değillerdi… Birbirleriyle pazarın bereketsizliğinden konuşuyorlardı…

” Şikayet etmeyin yahu” ” dedim, “daha saat 11.00, öğleden sonra açılır işleriniz.”

” Abi dedi ürün donuk, bak portakalın yarısı donuk, bak insanlarını yüzüne, onlar da donuk, balıkçılar gelecek balığı havadan anlarlar, ama biz gelmeyecek olanı da anlıyoruz artık inan…” Mantığa hayran kaldım… ” ” Keşke” dedim, ” ben de, yüzlere bakıp, kim kime oy verecek anlayabilsem…” ” Abi takıl bize anlarsın ” dedi gençten biri…

Çember sakallı olanına takıldım, ” E, Başkan’ınız saraya toptan erzak almıyor mu size kıyak olsun diye? dedim, Yüzüme baktı, ” beyim ” dedi, ” Saray Ankara’da, bize ne fayda? ” dedi… ” Hani dedim, pazarcılara devlet yardımı olmuyor mu? ” demek istedim… Öte tezgahtan yaşlı amca, el işareti eşliğinde cevapladı gülerek, ” Nah oluyor ” dedi. Sonra da bi etrafı kolaçan etti, gören oldu mu bu hükümet karşıtı davranışını diye… Orada 5 kişi güldü, 2 kişi gülmedi…

Baktım 5 komşu pazarcı toplanmış etrafımda. ” Peki ” dedim, ” Herkes şikayetçi ama devlet yerli yerinde, seçimlerden sonra da kalır mı bunlar?

Birisi, ” Allah bilir ” dedi müstehzi… İkincisi, ” adam olacaklar” dedi… Ondan cesaret alıp, sordum, ” Yani oy atmayacan mı AKP’ye? ” Gençten biri, ” ben geçen oy kullanmadım, bu defa da kullanmam” dedi… Diğer ikisinden biri sustu, cevap vermedi, sonuncusu ” suratına tüküreyim…” dedi… Kimin diye sormadım ama benim değildi yani…

Oradan çıktım ilerdeki Sağlık Ocağı’na girdim, kuyrukta bekler gibi oturdum. İtiş kakış, kalabalık, kuyruk kavgaları… Görevliye sordum, ” neden kuyruk numarası vermiyorsunuz? ” Kim dinliyo ki beyfendi ” dedi…
Herkes bir şeyden şikayetçiydi ve gergindi.

Yüksek sesle, ” Bu nasıl iş? Buradaki insanlar sağlıkları bozuk ki buradalar, hasta hasta neden bekletilirler, neden sıra verilmez, neden tek doktor var? bu nasıl bir sistem, yaşlılar var, emekliler var… Bi de cebinizden para verip ilaç alıyorsunuz, katkı payı falan… Nerde bu devlet ? ” deyince, türbanlı bir kardeşim, sırasını bana verdi, ” buyrun efendim” dedi, “benim acelem yok… “. Çok etkilendim… ” sağol kardeşim, ben bir arkadaşa bakıp çıkacaktım zaten… ” dedim. En az 20 kişi bunu gördü, ama kimse kıza kızmadı, benim gibi bir sistem karşıtına sırasını veriyor diye…

Az önce kuyrukta kaynak yapmaya çalışan başı açık bir abla, ” beyfendi, doğru söylüyorsunuz valla, benden önce gelenler içeri alındı, ayrım yapıyorlar… Zaten doktor da onlardan ” dedi kulağına eğilip… ” Yok canım, onların günahı yok sistem bozuk, sağlık sistemini bozdular.” dedim. Arkamdaki mütedeyyin abla, ” Neyi bozmadılar ki ” dedi, İlginç tarafı, farklı profilden bazı insanların da bunu destekler mahiyette baş sallamaları idi…

Profili gayri mütedeyyin olan bir amca, Doktor’un yanından söylene söylene çıkarken yanına yanaştım, ” Geçmiş olsun amca ” dedim. ” Geçti zaten ” dedi, ” hah hah hah… dibine kadar ” dedi… ” 3 kutu hakkım olduğu halde, ilaca ara verdiğim için 1 kutu alabilecekmişim, içine ettiler herşeyin… ” dedi. Onla beraber çıktım, karşıdaki eczaneye yönlendi, ben de arkasından…

Ama amca dedim, bak Ali Ağaoğlu büyüğümüz ne diyor? ” Herşeyi devletten beklemek olmaz ” diyor… Cümlemi bitirmeden, ” onun taaa anasını avradını, sülalesini &/^+^% ” … Eczaneye girerken, “aman amca dedim, devlet büyüklerine hakaret yasak…” Güldü… Çok sevdim amcayı…

İçeri girdik, sağlık ocağından çıkan 3-4 kişi de orada… Bir başörtülü bacımın ilaçları hazırlandı, teslim alırken, türbanlı eczacı kızımız, ” 17 TL fark ödeyeceksiniz” deyince kadın patladı, ” yeter ya ” dedi, ” maaşımdan da kesilecek, ne o sağlık bedavaymış, almıyorum ilaçları… ” dedi. Kadının kocası, ” artık kime oy vereceğiz, kafam da karışık yani ” dedi, çıktılar gittiler almadan… Eczanenin modern kılıklı sahibi arkalarından sessiz bir küfür salladı, benim başörtülü bacıma çok ayıp etti, ama orda bulaşmadım… Sıra amcama geldi.

Türbanlı eczane kalfası bacım, amcamın ilaçlarını hazırlarken bilgisayarda muhtemelen facebook’tan gelen yorumlara takılmış olmalı ki, 4 ilacı 10 dakikada hazırlayamadı. Amcam ” kızım yahu, 75 yaşındayım ben 10 dakikadır burada neden bekletiyorsun beni yavrum? ” dedi…

Kız biraz daha hızlanıp, ” amca 5.5 lira fark vereceksin, ama tiroid ilacını veremiyorum, daha sende var gözüküyor, 5 Mart’ta yeni kutu alabileceksin. ” deyince, amca, ” ben bir daha nasıl gelecem be kızım? ” deyince eczanenin sahibine bakarak, devreye girdim. ” Devlete kazandırmak için mi görevlisiniz, adamın evinde kaç ilacı kaldığını da mı devlet denetliyor? Bu farklar ne kadar doğru? Devlete para mı lazım? Saraya oda mı lazım? ” deyince, adam içeri gitti, o delikanlı kızcağız ne dedi biliyor musunuz?

– Amca, biz burada kural ne ise onu uyguluyoruz, ben de bayılmıyorum insanların haklı şikayetlerine, ne deseler haklılar, devlet her kimse keyfi yerinde, olan bize oluyor.

– Ama gidip oy verirsin bu sistemin sahiplerine…

– Valla ilk defa oy verecem, ailem AKP’ye verecez deyip durur, ben de he he diyom ama sandıkta belli olur oyumun ne olduğu…

– Patron ne der?
– O solcu… komünist miş…
– Hadi canım, solcu olsa içeri gitmezdi, komünist olsa halkın arkasından küfür de etmezdi…

Arkadaki kuyruktan, mırıldanmalar ile homurdanmalar birbirine karışıyordu, o nedenle kuyruktaki kişilerin eğilimleri ile ilgili sağlıklı bir izlenmim edinemedim. Ama oradan ayrılırken, özellikle kadınların gözünde, “diyemediklerini diyen biri” muamelesi gördüğüme eminim… Birkaç da pis bakış almadım değil tabii… Hatta arada arkama baktım yolda, takip eden var mı diye…

Tüm muhatap olduklarım, tipimden ne menem biri olduğumu anladıkları halde gelişti bu gözlemlerim… Yani, asi, karşıt, kafir ve anarşik !!! biri ile konuştuklarını biliyorlardı… Ama sol kılıklılarda pek olmayan şeffaflıkta ve sıcaklıkta idi iletişim…

Yani toplam 40 kadar kişilik ankette, yönlendirici tutumumu ve anlık sosyolojik etkileşimi de göz önünde bulundurarak, ama onların hedef kitlesi ağırlığında bir kesimle muhatap olma sonucunda aldığım özet şu:

Katılan sayısı : 40 kişi
Yine AKP’ye verecek olanlar : 10 kişi
Muhalefete verecek olanlar : 8 kişi
Kararsızlar partisi : 22 kişi.

Kararsızları da, yukarıdaki seçeneklere aynı oranda dağıtırsak,
AKP : % 38.75
Muhalefet toplamı : % 61.25

Artık muhalefetin, bu toplam oranı aralarında nasıl üleşeceği konusuna karışmadım yani… O, gelecek programda, ayrı bir çalışma konusu… Mv adayı olup olmayacağıma da bağlı…smile ifade simgesi Bu kararım da, insanlarımız için, kendimi Don Kişot gibi feda etmenin, ne kadar değip değmeyeceğine bağlı açıkçası… Hele tüm ikbalcilerle ve barbarlarla aynı çatı altında olma fikri, tüyleri ürpertici…

Sadece AKP’nin Osmanlı varoşlarından başlayarak, eski Türkiye Cumhuriyeti semtlerine indikçe daha nerelere kadar düşebileceği beni daha çok ilgilendiriyor… Ve diyorum ki; Yolun sonuna gelmişlerdir…

Bu, onların profilindeki bir kesimden aldığım izlenim… Ve ümitvar değil mi sizce? Bence de…

Halifemiz efendimiz, vezir-i azam’ı, nazırları ve sadaretten bilimum bokyedibaşıları bi zahmet hemen aşağılarındaki semt pazarlarına inseler tedbil-i kıyafette… Ve orda anketin hasını görseler… Gezici gibi aleyhte sonuç çıkaran bir anket şirketini bastırtmaya gerek duymazlar, teslim olup, Ya da daha da vahşileşip…

Muhalefetteki zevat da, kanal kanal çıkıp kendilerini göstereceklerine, partilerine, kentlerine, halklarına ve ülkelerine faydalı bir şeyler üretseler, tez gibi, fikir gibi, çözüm gibi, proje gibi… Ama bakıyorum herkes bulunmaz hint kumaşı… ama güve yemiş…

Bir dikiş iğnesi lazım şimdi bize, bir tığ, bir tığteber.. Zulada 3-5 aday adayı, yer gök memleket !!!

BİR CEVAP BIRAK

thirteen − nine =