İnsan kendisi dışında hiçbir canlıyı sevmez!

Bunun dışında kendi hapis olduğu alan içine kendi çocuğunu alır. Çocuk doğadan uzak, ayağı toprak görmeden büyür.


Bir karikatürde seni seviyorum der adam kadına, kadın ben de kendimi seviyorum der. Evet, her insan seni seviyorum derken bile aslında kendini sevdiğini söylemek ister. Çocuk sevgisi de bir anlamda insanın kendisini sevmesi gibidir, kendisinden olanı ayrıcalıklı büyütürken, onu yaşamdan izole eder. Geniş ailelerin dışında çocuk önemlidir ve günü, gündemi her şeyi belirler durumdadır. Çocuğa göre yaşam belirlenir, çünkü çocuk korumasızdır ve onun her an korumaya ihtiyacı olduğu düşünülür. Tıpkı evimize aldığımız canlılara bakış açımız gibi. 


Evimize aldığımız canlılar korumaya muhtaçtır, onlara elimizden geldiğince iyi bakarız, özen gösteririz. Çocuklarımıza baktığımız gibi. Onların başına gelen her hangi bir şeyde çok üzülürüz. Onlar parçamızdır, onlara gelen her hangi bir şey başımıza gelmiş kabul ederiz. Çocuk yüzünden kavga eden aileleri görmek pek şaşırtıcı olmasa gerek!


Şehir yaşamı içinde insan üstün olduğunu ve her şeyi kontrol edebildiğini kendine kanıtlamak istercesine canlı besler yanında. Çünkü insan, günlük yaşamında aşağılanmaktadır, güçsüz olduğunu hissetmektedir. Bir çarkın içinde dişlidir, fakat dişilin ortadan kaybolması çarkın dönüşünü etkilememektedir, çark dönmeye devam eder, dişli gelir gider, yeri her zaman doldurulur. O yüzden ölümler de eskisi gibi yas tutulmamakta, sıradanlaşmaktadır. Kanıksadık ölümlere. Camus Yabancı adlı romanında annesi ölen kahramanın davranışı bir şamar gibi yüzümüze çarpar. Çarpan şey kendi gerçekliğimizdir ve günümüzde normalleşmiştir. Annesi ölmesine rağmen günlük yaşamını devam ettiren, sahneye çıkan sanatçı gibi rolünü oynamaya devam edilir. Ölüm izini iş yerleri için yoktur, doğum izini varken. Yeni gelene hep merhaba denir, gidene arada allahaısmarladık denir!


Şehirleşen insan kendisini sever, o yüzden hayvan sevgisi altında hayvanı doğadan koparır, kendi hapishanesinde yaşamaya zorlar, üstelik kendisine benzemesini sağlamak için her türlü eğitimi verir. Artık köpek gereksiz yere hırlamaz, istendiği yere pisleyen kedi… Çocuğuna verdiği disiplini yanında beslediği canlıya verir. Avrupa şehirlerinde çiftliklere giderseniz, tek hizaya girmiş ağaçlar ve çiçekler ile karşılaşırsınız. Halı gibi işlenmiş bahçeler ve sokaklar.  Her şey insanın istediği gibi olur. Hayvanlar insanların istedikleri gibi hareket eder, onların gezmeleri için ayrı yerler belirlenir. Henüz ülkemizde bu durum yaygın değildir, fakat modernleştikçe hayvanlar içinde gezi alanları ve pisleme alanları yapılacaktır. Tıpkı çocukların oyun oynaması için yapılan çocuk bahçeleri gibi. Orada çocuğu doğa ile karşılaşması sağlanır ama strebilize edilmiş ve her türlü börtü böceğin uzak durduğu alanlardır. Çocuk burada doğa ile tanışır, okul gezilerinde ormanlara götürülür ama izin verilen alanlar içinde gezebilir. Günümüz insanı bir ağacın nasıl ekildiğini dahi bilmez, çünkü o ağaçları dikmek için artık uzmanlaşmış eleman vardır. Uzmanlaşma şehir insanın kaderidir ve her insan kendi alanından sorumludur. Kendi dünyasına hapsedilen insan sadece kendisini düşünür ve kendisini sever.


Şehir insanı için aşk, bir gecelik ilişki gibidir, pop müzikte sözü geçen aşklar hep bu bir gecelik ilişkileri anlatır. Eskiden destanlarda, masallarda geçen aşk yoktur. Aşk insanın kendisini sevmesi ve tatmin olmasıdır. Tıpkı canlı beslerken tatmin olması gibi. Evde hayvan besleyenler hayvanı sevmez, kendisini sever. Eğer o hayvanı sevmiş olsaydı, onu doğadan koparmaz, doğada yaşaması için elinden geleni yapardı. Doğadan kopan insan kendisine yüzde yüz ya da yakın bir canlın biat etmesini bekler, eğer etmiyorsa onu sokağa bırakır. Örneğin tatil zamanı sokağa bırakılan canlı sayısında bir artış olur, çünkü seyahat için engeldir, bakacak birini bulmak ya da bırakılacak yere vereceği para ile tatil yapmayı seçer. Şehir insanı kendi vicdanını rahatlatmak içinde sokak hayvanlarını evine alır ve büyütür, dikkat edin hayvan genelde yavru olur. Büyük olanlar genelde hayvan bakım yerlerinde durur!


Şehirleşen insan, doğadan koparken, sadece kendini sever konumda bulmuştur. Kendisi için zaman ayırır, kendi ihtiyacına göre zamanı belirler. Kısaca insan seni seviyorum derken dahi, aslında kendimi seviyorum demektedir!


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ten − eight =