İnsansız sanat

Geçenlerde bir genç şair bana kitabını verdi. Kitabı bir çırpıda okudum. Genç adam şiir yazıyorum diye bir sözcük salatası yapmış. Aklına ne gelirse koymuş kitaba. Kitapta her şey var şiir yok. Karşılaştığımızda ona şiirlerin berbat diyebilecek miyim? Sanmıyorum. Genç insanı kırmak hoş olmaz. Hem söylesem ne değişecek? Belki şiir yazmayı bırakacak, belki de benim şiirden anlamayan çok bilmiş biri olduğumu düşünecek, eskiler ölüp gitmeden bize bu alanda ekmek yok diyecek. Genç adam her aklına geleni söze dökerken şiir yazmakta olduğunu sanmış, öyle görünüyor. Şiirlerinde ne yok ki. Aslında şiirlerinde hiçbir şey yok, kendi de başkaları da yok. Şiir diye yazdığı şeylerin arkasına gizlenmiş, bize dil çıkarıyor. Her zekice buluşunu çarpıcı sözlerle süslemiş de süslemiş. İlginç olmaya çalışıyor, bizi şaşkına döndürmek istiyor. Şiir için zeki olmak yeter başka şeye gerek yok demek istiyor. Aklından geçenlere zekasının ışığını tutarak ilginç sözler etmeye çalışmış, yoksa gönlünün derinlerinde yatan kaygıları, insanı insan yapan kaygıları bize göstermeyi düşündüğü söylenemez. Tersine gizliyor o tür şeyleri. Kendini sıkı sıkı saklıyor, bucak bucak kaçırıyor. Derunundakini ele güne göstermek istemiyor.

İnsanın bilgisine ve ona bağlı olarak sanatın bilgisine ulaşmadan şiir yazamayız, roman da öykü de yazamayız resim de yapamayız. İnsanların cahillik kuvvetine doğuştan sanatçı olabildikleri bir toplumda sanatın yazgısı usun değil zekanın ve raslantının eline kalmıştır. Bizim en baba şairlerimiz bile bilgiden çok zekayla iş görürler. Çoğumuz iyi şairi ya da gerçek şairi değil zekasına taklalar attıran hokkabaz şairi severiz. O yüzden şiire özenenler öncelikle söz oyunlarına bel bağlarlar ve çok zaman kendilerini gülünç ederler. Şiir de içinde her türlü sanatın gelişmiş bir bilinci gerektirdiğini düşünmez bizim insanımız, tembellikleri onun bilgi dünyasına dalmasını engeller. İnsanı sevebilmek için insanı bilmek gerekir. Sanatı sevebilmek için sanatı bilmek gerekir. İnsanları çok seviyorum gibilerden boş sözleri hep duyarız ama aklı ve yüreği insan sevgisiyle donanmış insanı bulmakta da hep güçlük çekeriz.

İnsan bilmediği şeyi merak edebilir ama sevemez. Sevdiğimiz şey biraz da bildiğimiz şeydir. Bu noktada yalnızca aşkı ayrı tutmamız gerekir. Aşık insan bildiğini değil bilmediğini sevmeye yönelmiştir. O yüzden onun için yapabileceğimiz tek şey hayır dua etmektir. Aşkın bir çeşit aptallık ama eşsiz güzellikte bir aptallık olduğu tartışma götürmez. Aşkın dışında her sevdiğimiz şey bildiğimiz şeydir, daha da bilmek istediğimiz şeydir. Bizim okumuş etmişlerimiz bile bilgiyi sevmezler, başımız bilgiyle hoş değildir. Dizini kırıp çalışan araştıran inceleyen adama iyi gözle bakmayız biz. İnek demek bizde çalışkan demektir. Çalışmanın bizdeki karşılığı ineklemektir. Oysa sanat yoğun insan bilgisini gerektirir. Oku oku şiir yaz gibi bir kolaylıktan sözettiğim düşünülmesin. Öyle olsaydı bilginler doğal şairler olurlardı. Şiir de içinde sanatın her çeşidi emek ister. Çalışa çalışa bir sanatçı bilinci elde etmek gerekir. Şairseniz düşünür olacaksınız, şairce düşünüyor olacaksınız.

Dünyada da bizde de dağ taş ortalama sanatçıyla doludur. Ortalama şair ortalama romancı ortalama şarkıcı… Bazı şeylerin iyisi olmak gerekmeyebilir. İyi bir sünnetçi olmayabilirsiniz: biraz can acıtırsınız, biraz eğri kesersiniz, dünyanın sonu değildir. İyi bir avukat olmadan da hukuk alanında para kazanabilirsiniz: boşanma davalarına bakarsınız, adını değiştirmek isteyenlere destek olursunuz. Sanatta ortalamayı tutturmanın tek anlamı kendine yazık etmiş olmaktır, kısa sürede unutulacak ortalama yapıtlar üretiyor olmaktır. İnsanlar sizi sanatçı diye yere göğe koymuyor olsalar da siz kendi çapınızı bilirsiniz. Dem bu dem saat bu saat diye akıntıya uyarken kendinize güzel bir ün sağlayabilirsiniz ve öldüğünüz gün “çınar” olma hakkını elde etmiş olabilirsiniz ama içinizde bir oyunbozanın sizi dürtüşlemekte olduğunu da sezersiniz. Birileri de vaktiyle böyle pırıltılı işler yapmışlar ve ölür ölmez hatta ölmeden önce unutulup gitmişlerdir. İnsanı bilmeden insanı tanımadan insanı sevmeden sanat yapmak kolay değildir. Sanatçının insan uzmanı olmak gibi bir yükümlülüğü var. Gündeliği kovalayanların yapacağı en iyi iş kendini siyasetin sıcak ve verimli kollarına bırakmaktır. İnsan siyasette takılırken elde edeceği somut iyiliklerin binde birini bile sanat alanında göstereceği çabalardan elde edemez. İnsanın sanat alanında kendi adına elde edeceği şeyler öncelikle suçlanmalar aşağılanmalar itilip kakılmalar olabilir. Yoksa şiir yazmak son derece kolaydır, on kuruşluk bir kağıtla altmış kuruşluk bir kaleme bakar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.