İnternet medyasının eksiklikleri

sık sık gündeme getirmeye çalışıyoruz…


Görsel medya olarak adlandırılan televizyonlarda da gidişat nasıl diye merak edilecek herhangi bir durum yok ortada…


Ulusal sorumluluk taşıyan bir kaç televizyon dışında, öbürleri gelin kaynana programlarıyla halkı nasıl ekrana bağlayıp tatlı kazançlar sağlarım hesabı içerisinde,  elan kalitesiz ve izleyicilere olumlu katkısı olmayan programlarla yayın akışlarını doldurmaya devam ediyorlar… 


Peki… İnternet medyasında durum ne alemde?


Yazılı medyaya yazılarımızla boyuna çuvaldızı batırmaya devam ediyoruz,  iğneyi bari kendimize batıralım da, ucu dokundu diye  kimler feryat figan ediyor görelim bakalım..


Peşinen şunu söyleyelim. Aşağıda okuyacaklarınız tümüyle gerçekçi gözlemlerimize dayalı sapına kadar doğru eleştiriler. Yazdıklarımızdan kendilerine pay çıkarıp alınacaklar olacaksa, şimdiden söyleyelim, alındıklarına göre, bilsinler ki bu yazının muhatapları kendileridir…


Bakkal dükkanı açar gibi internet sitesi kurup, elektronik medyanın aslanıyım kaplanıyım diye kendilerini bir yerlere oturtarak kimse boş yere havalanmaya kalkmasın… Herkesin endazesi belli..


Gün geçtikçe görüyoruz ki, internet medyasının sahip düzeyinde temsilcilerinde de, yazılı medyada yaşanan olumsuzluklar, kendini sıkça göstermeye başladı. Kimi site sahipleri yani patronları; isimlerini sitenin “alnına” monte ederek, okura; “bu site benden sorulur, sahibi de hakimi de benim, yazar çizerler benim piyonlarımdır. Yörüngemden kimse dışarı çıkamaz. Ben ne söylersem o olur”  mesajını açıkça vermektedirler…


Bu durumu çok iyi bilen site yorumcuları da, okuduğunuzda görürsünüz ki; siteye yayınlanmak için gönderilen yorumlarına önce sitenin başında ki zatı muhteremi yağlayıp ballamakla başlarlar. Misyonlu yorumcuların adı da, bir başka söylemle “NÖBETÇİ YORUMCULAR” dır…


Önce siteyi ve başında ki zatı öveceksiniz, sonra kırıp dökmeden “standart” yorumunu yapacaksın. Bir iki kez böyle yorum yapmanız yeterli değildir. Üç beş defa belki on onbeş kez ayni SADAKATLA yorumunuzu yapacaksın ki, sizi siteye “NÖBETÇİ YORUMCU”  ya da “MİLLİ YORUMCU” olarak dahil etsinler!…


Lütfen yanlış anlaşılmasın, kanıtlanıncaya değin, kimse kimseden üstün nitelikli değildir. Ancak, yadsınmaz ki her konuda ustalığın, uzmanlığın, iş becermenin yolu deneyimden geçer. Yazar diye okurun karşısına allayıp pullayıp çıkardığınız insanlarda, bilgi, birikim ve deneyim ön planda olmalıdır.


Amcanızın oğlu, dayınızın kızı, eniştenizin kardeşi gibi sülalenizin “çok üstün nitelikli(!)” bireylerini kabiliyetli ve kaliteli yazar diye, sitenizde okura duygusal ve kıvrak cümlelerle lanse etmeye kalkarsanız, kimse yüzünüze bir şey söylemez ama arkanızdan, çok anlamlı değerli sözcüklerle sizi anarlar…


Sayısını yetkililer dışında kimsenin bilmediğini sandığımız onlarca belki yüzlercesi içerisinde, ön planda görebildiğiniz sahibi kral sitelere bakın, nasıl da egoizmin gülünçlülüğü ve zavallılığı içerisine düşmüşler.


Yayınlarına ve başlarında ki zatı muhteremlerin kestiği ahkamlara bakarsanız, siteleri ülke sathında, ya ilk onda ya da ilk beş içerisindedir… Neyle ve hangi kadroları ve yazarlarıyla büyük başarıyı(!) sağlamışlar? Amca oğlu, dayı kızı, enişte kardeşi, komşu Ahmet bey, bacanak şükrü bey vs ile…


Geçtiğimiz haftalarda da dile getirmiş olduğumuz gibi internet medyasının gerçeklerini, gözlemlerimiz ve her şeyden önce vicdani kriterlerimize bağlı olarak, ara ara siz okurlarımıza yalın anlatımlarla aktarmaya devam edeceğiz.


Kimbilir, belki balon misali havalarda gezmekte olan aymaz kimi site patronlarının ayağı yere değer de, gerçeği ve düşmüş oldukları gülünç durumun ayrımına varırlar…


İsterse on tane site sahibi ol, “ayna ayna benden güzeli var mı” uçukluğu ile bir yere varamaz ve okuru sitenize bağlayamazsınız. Kim olursanız olun, önce adam olmayı öğreneceksiniz, sonra da basın mensubu ve patron olmanın çabası içerisine gireceksiniz…


Biliyorsunuz usta yazar Emin Çölaşan’ın anlamlı ve bu yazı vesilesiyle yeri geldiği için burada adı zikredilmesi gereken bir kitabı vardı; “Önce insanım sonra gazeteci”… Daha ne söyleyelim?


Narsizmin pençesine düşmüş, yaptıkları doğru dürüst bir yayın olmadan, amca oğlu, dayı kızı, enişte kardeşi, hemşeri, akraba, bacı, abi gibi insanlarla yürüttüğü sitesinin,  “benim sitem kraldır” diye direten site sahiplerini yola getirmek, tabi ki bizim görevimiz değil. Ne yazarsak yazalım onlar bildiklerini okumaya devam edeceklerdir. Biz sadece olayı ortaya koyuyoruz…


Bu arada,  başarılı yayınlar yapmalarına karşın, sürekli arka planda kalmayı yeğleyerek, erdemli ve düzeyli kalmayı tercih eden, alçak gönüllü site yöneticilerine, bu kulvarda, göllerde nadir yetişen “nilüfer çiçekleri” kadar güzel ve seçkin oldukları için, içten sevgilerimizi ve tebriklerimizi sunuyoruz…


İNTERNET MEDYASININ EKSİLERİ olmak da, sanırız kimilerinin değişmez kaderi olarak sürecektir….  Nereye kadar derseniz,  tabi ki, okurdan tokat şiddetinde tepki ve ders alana dek…


Bizden söylemesi…



burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.