Numune’de cinayet işlenebilir…

Olay tarihi, 17 Mart 2006…
Günlerden Cuma…
Olay saati, 11.15 dolayları…
Olay mekanı; Numune Hastanesi…
Olayın yaşandığı bölüm; E Blok Sağlık Kurulu Randevu alma işlemlerinin yapıldığı kısmın önü.


Olaydan önceki manzara; yaklaşık 20 civarında hasta kuyrukta Sağlık Kurulu raporu için randevu işlemlerini yaptırmak üzere sabırla sıralarını beklemekte.


Olayın görgü tanığı; Sırada bekleyen hanımlardan birinin eşi olarak, olay nedeniyle katil olmaya ramak kalmış insanlardan biri, yani bu satırların talihsiz yazarı.


OLAY: İçerde hayli kilolu görevli bir memur, bilgisayar başında cam bölmenin önünden kim kendisine evrak uzatırsa onların işlemlerini yapıyor… Sıranın önünde iki bey, arkalarında da iki üç bayan, gerilere doğru erkeklerden oluşan bir grup insan…


Birden ortada insan azmanı bir şahıs ortalıkta beliriyor ve camlı bölmenin en önünde, sıralarını beklemekte olanları ittirip, iri gövdesiyle öne geçiyor ve evraklarını içeride ki genç memura uzatıyor.


Başlangıçta durumun ne olduğu anlaşılamıyor. Cam bölmenin arkasında ki görevli genç memura bir şey soracağı sanılan insan azmanı, camın önünü tamamen kaplayacak şekilde yerini aldıktan sonra, başlıyor Sağlık kurulu randevu işlemlerini yaptırmaya… Görevli memur, camdan kim kendisine evrakını uzatırsa onun işlemlerini yaptığından, İnsan azmanı içerinden kendisine yönelik ikaz ve her hangi bir tepki gelmeden, üç beş dakika içerisinde işlemini yaptırıyor ve çekip gidiyor.


Ancak bu arada sıranın önündeki iki yaşlı beyin, azmana (belki şaşkınlıktan olacak) “Yahu sen ne yapmak istiyorsun, geçsene sıranın arkasına” diye tepki göstermemesi ve sıra ihlalinin yapıldığının açıkça anlaşılması üzerine; kuyruktaki bir bayan, camın önünü tamamen kaplamış ve kafasını içerideki   görevli memura doğru uzatmış hiçbir şeye tınmayan insan azmanına, “sırada bekleyenleri enayi yerine koyarak yapmış olduğu asil davranışından ötürü”   ağzına gelen her şeyi söylüyor.
Utanmaz!… Terbiyesiz!… Rezil! …Adamın umurunda değil!


Toplum her yönü ile uyuşturulmuş, sindirilmiş ve kendi kabuğuna çekilmiş durumda ya, önde ki zatı muhteremlerden çıt çıkmıyor. Öyle ki kim gelse önlerine rahatlıkla geçer ve işlemini yaptırır gider. Bu kez sırada ki vatandaşlar, onlara yöneliyorlar; “kardeşim neden o adama izin verdiniz, niçin müdahale etmediniz, yazıklar olsun!.. İnsan hakkını aramaz mı?.” Diye hırslarını başlıyorlar onlardan çıkarmaya!


Azman, onca hakarete tek bir ses çıkarmadan işlemini paşa paşa yaptırdı ve  geride sinirden tansiyonu, şekeri yükselmiş yirmiye yakın vatandaşı kendi halleriyle bırakarak, hiçbir şey olmamış gibi çekti gitti.  Belli ki işin profesyoneli olmuş.
Ertesi gün ayni yere  gelse, ayni şekilde sıradakileri takmadan işini yaptırır gider. Çünkü hastane düzeni ona müsait olarak kurulmuş. Kuvvetliysen, uyanıksan, utanmak nedir bilmiyorsan, zayıfı ezip geçecek, düzeni istediğin biçime çevireceksin.


Yaklaşık bir saat süreyle hastanede; sırada ki yüzü asık insanları, koşuşturan insan kalabalığını ve güçsüz olanların nasıl itilip kakıldığını, daha doğrusu perişan olduğunu içimiz burkularak izledik. Ne sıra var, ne düzen. Ülkenin çeşitli yerlerinden gelmiş acısı, ağrısı, derdi olan yüzlerce insan, hastane koridorlarında adeta kan ağlıyor.


Başbakan’ın kürsülerden ve televizyon ekranlarından anlatımlarıyla halka çizmiş olduğu “pembe tablolar” dan,  İstanbul Numune Hastanesi’nde (mutlaka öbürlerinde de)  eser yok. Her yer gri ya da siyah.


AKP sözcülerinin ve Tayip Erdoğan’ın açıklamalarına bakarsanız,  ülkenin öbür konularında olduğu gibi, sağlıkta da her şey çözülmüş durumda. Vatandaşlar hallerinden memnun. Hastanelerde hasta kuyrukları bitmiş durumda… Herkes AKP iktidarına dua ediyor. Karşılaştıkları muamele ve gördükleri tablolardan ötürü, minnet ve şükran duygularıyla sağlık merkezlerini terk ediyorlar.


Sayın Başbakan’a, AKP iktidarına ve Numune Hastanesi’nin Sayın Başhekimi’ne teşekkürlerimizi sunarız, vatandaşlar olarak bizlere, hastanelerde böylesine mükemmel sağlık hizmeti sunulmasının ortamını yarattıkları için! Ne iyi ettiler de yönetimlere geldiler! Yoksa bu tür kargaşayı böylesine düzensizliği ve fakirin fukaranın ezildiği, böylesine itilip kakıldığı bir tabloyu başka nerede görebilirdik?


Son zamanlarda Sayın Başbakan’ın kürsülerden anlattıklarını daha doğrusu ülkenin gidişatı hakkında ki söylevlerini dinledikçe, “siyasetçi olmak” ne demekmiş daha iyi anlıyoruz! Siyasetçi olduğunuzda, kim ne derse desin siz bildiğinizi okumaya devam edecekmişsiniz demek!


Biz acaba bu vatan toprakları üzerinde yaşamıyor muyuz, bu ülkenin insanı değil miyiz? Neden Tayip Erdoğan’ın çizmiş olduğu “pembe tablo” bir türlü bizim karşımıza çıkmıyor? Neden bizim yanımızda yöremizde çevremizde nereye gitsek; işsiz, yoksul, umutsuz, güvencesiz yarı aç yarı tok gezen sayısız insan var?
Başbakan’ın ağzından bal akıyor, milletin ağzı ise açlıktan kokuyor.


Sözün özü, İstanbul Numune Hastanesi’nde durum yani mevcut düzen böyle devam ederse, yakında Hastane koridorlarında hastalar arasında, cinayet ya da cinayetlere varacak ölçüde saldırılar, kavgalar görmek hiçte şaşırtıcı olmaz!
Hükümet erkanı ve yetkililere duyurulur…


E-mail: burhanaozbey@yahoo.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.