NYT: Erdoğan’ın vizyonu, sermaye ve yetenek kaçışına yol açtı

The New York Times (NYT) gazetesi, Türkiye’deki beyin göçünü irdeledi. Gazetenin görüş aldığı isimlerden Londra Regent’s Üniversitesi’nde Ulusötesi Çalışmalar Araştırma Merkezi’nin direktörü Prof. Dr. İbrahim Sirkeci, son yıllardaki Türkiye’den göçün ülkeyi onlarca yıl geri götürme riskini taşıdığı yorumunu yaptı.

Gazetedeki araştırma haber şöyle:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan 17 yıldır, seçmenlere Türkiye’nin Osmanlı geçmişinin ihtişamını geri kazandırma vizyonunu sunarak seçimler kazandı. Artan ticaret ve askeri yayılmasıyla ülkesinin nüfuzunu arttırdı ve ekonomik büyümeyle yaşam standartlarını yükseltti.

Ancak başarısız 2016 darbesinden sonra, Erdoğan kapsamlı bir baskıya başladı. Geçen yıl ekonomi sarsıldı ve daha da büyük yetkilerle yeniden seçimleri kazandıktan hemen sonra lira çok büyük değer kaybetti. Yandaşçılık ve otoriterlik onun yönetiminin derinliklerine sızdıkça, Türkler farklı bir şekilde oyluyorlar: Bu sefer ayaklarıyla…

Devlet istatistiklerine ve analistlere göre, ülkeyi gruplar hâlinde terk ediyorlar ve Erdoğan’ın vizyonuna yönelik büyük ve endişe verici bir güven kaybına işaret edecek şekilde kendileriyle birlikte yetenek ve sermayeyi götürüyorlar.

Son iki- üç yılda, sadece öğrenciler ve akademisyenler değil, aynı zamanda her şeylerini satan ve aileleriyle paralarını yurtdışına çıkaran girişimciler, işadamları ve binlerce varlıklı kişi de ülkeyi terk etti.

TÜİK’e göre, 2017’de çeyrek milyondan fazla Türk göç etti. Bu yaklaşık 178 bin kişinin göç ettiği 2016’ya göre % 42 artış demek.

Türkiye, daha önce öğrenci ve öğretmen dalgalarının ayrıldığını gördü, ancak bu göç toplumun daha kalıcı bir şekilde yeniden düzenlenmesi gibi görünüyor ve Londra’daki Regent Üniversitesi’nden İbrahim Sirkeci’nin ve diğer analistlerin dediği gibi “Türkiye’yi onlarca yıl geri götürme” tehdidinde bulunuyor.

Sirkeci, “Beyin göçü gerçek” diyor.

İnsanların, yeteneklerin ve sermayenin kaçışı, Erdoğan idaresindeki hayatı tanımlayan ve muhaliflerin ülkede kalmak için giderek umutsuzlaşması faktörlerinin güçlü kombinasyonu tarafından teşvik ediliyor. Bunlar arasında siyasi zulüm korkusu, terörizm, yargıya güvensizliğin derinleşmesi, hukukun üstünlüğünün keyfiliği ve kötüleşen iş ortamı var. Sonuç, yaklaşık 100 yıl önce cumhuriyetin kurulmasından bu yana ilk defa eski zengin kesim, özellikle on yıllardır Türkiye’nin kültürel ve iş hayatına hükmedilen laik seçkinler, gidiyor ve Erdoğan’a yakın yeni zenginler onların yerini alıyor.

Gidenlerden birisi de şapka tasarımcısı 38 yaşındaki Merve Bayındır. “Her şeyi satıyoruz” diyor. Bayındır, 2013’te hükümetin Taksim Meydanı’nı geliştirme girişimini protesto eden aktif bir katılımcıydı. Erdoğan, protestocuları suçlu ilan etti ve çoğu tutuklama ve tacizlere maruz kaldıktan sonra ülkeyi terk etti.

Bayındır “Sadece kültürel değil, bireysel olarak da çok fazla ayrımcılık var, öfke, şiddetin üstesinden gelmek imkânsız” diyor ve ekliyor “Daha iyi bir şeyiniz varsa ve onun dağıldığını görüyorsanız, bu umutsuz bir yoldur…”

Onun gibi binlerce Türk, İngiltere’deki ticari vizelere veya belirli bir düzeyde mülk edinilmesi durumunda verilen Yunanistan, Portekiz ve İspanya’daki altın vize programlarına başvurdu.

Sirkeci’ye göre, Türklerin Avrupa’ya iltica başvuruları son üç yılda çoğaldı. 2016 başından beri keskin bir artışla, 10 bin Türk’ün İngiltere’ye taşınmak için ticari vizeden yararlandığını tahmin ediyor.

Darbe girişiminden 6 ay sonra, Türk vatandaşlarının siyasi iltica başvurularının İngiltere’de üç katına, Almanya’da ise altı katına çıktığını söylüyor. 2017’de, dünya çapında iltica başvurusunda bulunan Türklerin sayısı 10 bin artarak 33 bini aşmış.

Bunların büyük kısmı, 2016 darbe girişiminin azmettiricisi olmakla suçlanan Fethullah Gülen’in takipçileri veya eften püften kanıtlarla Gülenci olmakla suçlanan insanlar.

Erdoğan, büyüyen bir orta sınıf ve ekonomik başarısından dolayı kendisine sıkıca bağlı bir seçkinler topluluğu ile Türkiye’yi daha muhafazakâr ve dindar yapmaya çalıştı.

Konda araştırma şirketinin müdürü Bekir Ağırdır “Sermaye ve yetenek kaçışının, Erdoğan’ın toplumu dönüştürmek için gösterdiği bilinçli çabalarının bir sonucu olduğunu” söylüyor.

Sübvansiyonlar ve elverişli sözleşmeler sayesinde hükümetin, yeni şirketlerin ortaya çıkmasına yardım ettiğini ve bunların eskileri hızla değiştirdiğini söylüyor ve ekliyor “Süren bir sermaye devri var. Bu sosyal ve politik bir mühendislik.”

Barış bildirisini imzalamakla suçlanan ve Hollanda’daki Utrecht Üniversitesi’nde çalışmak için Türkiye’den ayrılan matematikçi İlker Birbil, “ülkenin insanlarını daimi olarak kaybettiği” konusunda uyardı.

Birbil ülkedeki kutuplaşmış siyasi iklime işaret ederek “Ayrılan insanlar geri gelmek istemiyor. Bu Türkiye için endişe verici” diyor ve ekliyor “Türkiye’den ayrılmaya çalışan öğrenci ve arkadaşlardan çok fazla e-posta alıyorum.”

AfrAsia Bank tarafından hazırlanan yıllık Global Wealth Migration Review raporuna göre, ülkedeki zengin sınıfın yaklaşık yüzde 12’sini oluşturan en az 12 bin Türk milyoner, 2016 ve 2017’de varlıklarını ülke dışına çıkardı. Bunların çoğu Avrupa’ya veya BAE’ye taşındı. Türkiye’nin en büyük ticaret merkezi olan İstanbul, varlıklı insanların göçüne şahit olan dünya çapındaki ilk yedi şehir arasında.

Rapor “Tarihteki herhangi bir büyük ülkenin çöküşüne bakarsanız, normalde bunun öncesinde zengin insanların o ülkeden ayrıldığını görürsünüz” diyor.

Erdoğan, Türkiye ekonomisi zayıflamaya başladığında varlıklarını yurt dışına çıkaran işadamlarını hain olarak niteledi. Erdoğan’ın bu açıklaması, Türkiye’nin en büyük firmalarının ülkedeki varlıklarını elden çıkardığı haberlerinden sonra gelmişti.

Bu tür birkaç şirket, darbe sonrası uygulanan baskının hedefi olacakları veya ekonomik daralma başladığı endişesiyle yurtdışına önemli miktarda sermaye transferi gerçekleştirdi. Bunlardan birisi, Gülen hareketi ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle sosyal medyada ateş altında olan Türk gıda devi Yıldız Holding.

Yıldız Holding 7 milyar dolarlık borcunu yeniden yapılandırdıktan hemen sonra Türkiye’deki bisküvi üreticisi Ülker’in hisselerini Londra merkezli holding şirketine sattı. Aslında, Ülker’in büyük kısmını Türk mahkemelerinin erişemeyeceği bir yere transfer etti.

İstanbul’da bir hukuk bürosunun sahibi olan Mehmet Gün, “Son birkaç yılda, özellikle insanların kendilerini tehdit altında hissetmeye başladıkları darbe girişiminden sonra, milyarlarca dolar Türkiye’den kaçtı” diyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here