Çocuklar aile şiddeti mağduru

Çocuklara yönelik şiddetin içinde, fiziksel, psikolojik istismar ve yaralanma, ihmalkar davranış, sömürü ve cinsel istismarın yer aldığı ifade edilen raporda, bunların faillerinin ise ana babalar ve ailedeki diğer yakınları olabildiği kaydedildi.


Raporda, istismara maruz kalan çocukların çoğu kez bunun yol açtığı uzun süreli fiziksel ve psikolojik hasara da katlandığı, sonuçta bu çocukların öğrenme ve sosyalleşme süreçlerinin zarar gördüğü ifade edilerek, bu çocukların okullarında başarılı olmaları ve iyi dostluk kurmalarının güçleştiği dile getirildi.


Şiddetin egemen olduğu bir evde büyüyen çocukların huzurlu evlerde yaşayanlara göre istismara maruz kalma olasılıklarının daha yüksek olduğu aktarılan raporda, “Çin, Filipinler, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya, Meksika ve Mısır dahil nüfusça kalabalık gelişmekte olan ülkeleri de kapsayan araştırmalara göre, kadınlara yönelik şiddet ile çocuklara yönelik şiddet arasında yakın bir ilişki vardır. Şiddetin egemen olduğu bir evde büyümenin davranışsal ve psikolojik sonuçları, çocuklar açısından, kendileri doğrudan doğruya istismara maruz kalmasalar bile yıkıcı olabilmektedir” denildi.


UYUŞTURUCU VE ALKOL KULLANMA EĞİLİMİ


Raporda, şiddet içeren ortamlardaki çocuklarda, çoğu kez gece altına ıslatma ve kabus görme gibi travma sonrası stres bozuklukları görüldüğü, ayrıca bu çocukların alerji, astım, mide bağırsak rahatsızlıkları, depresyon ve huzursuzluk gibi sorunlarla karşılaşma risklerinin diğer akranlarından daha yüksek olduğu anlatıldı.


Aile içi şiddete tanık olan ilkokul çağındaki çocukların derslerinde daha fazla sorunla karşılaştığı, konsantrasyon ve odaklanma gibi sorunları yaşayabildiği, bu çocuklarda intihara yönelme, uyuşturucu ve alkol kullanma eğilimlerinin de daha fazla olduğuna dikkat çekildi.


KIZLAR DAHA FAZLA İSTİSMARA MARUZ KALIYOR


Raporda, yakın zamanda yapılan bir araştırmada, çocukluk dönemindeki cinsel şiddet olaylarının hayli yaygın olduğunun belirlendiği, Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan çok ülkeli bir araştırmaya göre de bu tür olayların yaygınlığının yüzde 21’e vardığı belirtilerek, “Kızların istismara maruz kalma olasılıkları erkek çocuklara göre çok daha fazladır. Şiddet okullarda yaygındır ve şiddet çoğu kez kızları hedef almaktadır” denildi.


Ev içi şiddetin sonuçlarının birbiri ardına gelen kuşakları etkileyebileceği, şiddet içeren davranışların etkilerinin çocuklar üzerinde çocukluk dönemlerini aşan izler bıraktığı aktarılan raporda, ana ve babalarının şiddetine maruz kalan ve tanık olan çocukların ilerde kendilerinin de benzer konumda olmaları olasılığının, bu özellikleri taşımayan ana ve babaların çocuklarına göre iki kat daha fazla olduğu vurgulandı.


BM’NİN YOL GÖSTERİCİ İLKELERİ


Aile içi şiddeti kuşatan sessizliğin aşılmasının evlerde şiddete yönelik davranışları sona erdirmenin kilit adım olduğu ifade edilen raporda, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yönelik Şiddet Araştırması bağımsız uzmanın hazırladığı raporda yer alan yol gösterici ilkeler de şöyle sıralandı:


“Ne tür olursa olsun çocuklara yönelik şiddet mazur görülemez. Çocuklara hiçbir zaman yetişkinlere göre daha az koruma sağlanamaz. Çocuklara yönelik her tür şiddet önlenebilir niteliktedir. Devletler, çocuklara yönelik şiddete yol açan etmenleri ele almak üzere somut gerçeklere dayalı politikalar ve programlar geliştirmelidir.
Çocukların korunma ve hizmetlere erişim haklarının gözetilip kollanması ve ailelerin güvenli ortamlarda bakım sağlayabilmeleri için desteklenmesi, devletlerin birinci derecede sorumluluğu altındadır.


Devletler, her şiddet olayında hesap verebilirliği temin etme yükümlülüğünü taşır.Çocukların kendi görüşlerini dile getirme ve politika ve programların uygulanmasında bu görüşlerin dikkate alınmasını sağlama hakları vardır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.