Öğretmenlerin bitmeyen iş yoğunluğu

Öğretmenlerin bitmeyen iş yoğunluğu

0
PAYLAŞ
oktay şahbaz

Öğretmenlik, gerek İngiltere’de gereksede dünyada yakın geçmişe kadar daha fazla saygı duyulan bir meslek olarak düşünülmekteydi. Ancak, son yıllarda eğitim sistemimizde yaşanan aksaklıkların faturası toplum ve devlet tarafından adeta öğretmenlere çıkarılmıştır. Öğretmenlik mesleğinin saygınlığına karşılık gelen toplumsal görüş hissedilir derecede değişiklik göstermeye başlamıştır. Öğretmenler her ne kadar iş ve bürokrasi yoğunluğu konusundaki sıkıntılarını dile getirsede bunlara hem hükümet hemde zaman zaman veliler tarafından pek kulak asmadığı gibi, dikkatede alınmadı. Bu haftaki yazımızda özellikle bu konuya bağlı olarak son günlerdeki açıklamalarada değindiğimiz bir yazı paylaşacağız. Umarız öğretmenlerin günlük sıkıntılarını anlama konusunda yardımcı olur.

Yaşanan ve gittikçe büyüyen öğretmen krizini daha fazla saklamakta zorlanan hükümet ve eğitim bakanlığı bu hafta sonu ufak bir adım attı. Sendikaların ve öğretmenlerin iş yoğunluğu konusundaki sorunlarına sonunda dikkate alan hükümet ve eğitim bakanı, öğretmenlerin öğretim dışındaki gereksiz işlerini azaltıp onlara yardımcı olmak istediklerini söylediler. Eğitim Bakanı Damian Hinds, Birmingham’da katılığı bir konferanta bu konuda ilk adımın GCSE ve A-Level’larda daha fazla değişimin olmayacağı sözünü vererek başladı. İlkokul öğretmenin haftada 55 saat, ortaokul öğretmenin ise 60- 65 saat çalıştığı bir ortamda öğretmen sayısının gittikçe azaldığını görmek süpriz değil. Bu zamanın çoğunluğunu kağıt kürek ve burakratik işlere harcandığı gerçeği ise aslında durumu olduğundan daha da kötü gösteren bir durum. Bu konuda adım atılması gerektiğini söyleyen eğitim bakanı Hinds, ilk işimiz burakrosiyi ortadan kaldırmak dedi. Bu açıklama olumlu bir gelişme olsa bile somut bir adımın atılmaması öğretmenleri pek tatmin etmedi gibi.

Peki tek sorun iş yoğunluğu mu? Tabii ki Hayır. Öğretmenlerin iş yoğunluğunda artışındaki en büyük faktörlerden biri eğitim bütçesinde yapılan kesintiler oldu. Bu kesintiler okullarda bir çok yardımcı öğretmen işinin son verilmesine ve onların işlerinin öğretmenlere yıkılmasına yol açtı. Kesintiler aynı zamanda öğretmenlerin maaşlarına ve emeklik haklarında da kendini gösterdi. Maaş dondurulması yanında son iki yıldır enflasyonun altında 1% maaş zammı alan öğretmenler, artan kiralar ve hayat pahalılığı altında zor günler geçiriyorlar. Bir çok öğretmen beraber ev tutup kirayı paylaşıyor yada Londra dışında biraz daha uygun olan kiralardan faydalanmak için oralara taşınıp günlük Londra’ya gelip gidiyor. Emeklik katkı payında artış ve maaş zamlarında tutuk kalan hükümet, öğretmenlerin eve daha az para götürmesine ve mesleği bırakmasında en büyük faktor durumunda. Okuldaki bütçe açıklarını kapatmaya çalışan müdürler daha fazla öğrenci alıp sınıf mevcutunu yükseltip öğretmenlerin daha fazla iş yoğunlugu altında çalışmasına yol açıyor. Sonuç çoğu zaman mutsuz öğrenci, öğretmen ve veli oluyor.

Öğretmen krizinin gittike büyüdüğü son günlerde okulların bir çoğu çareyi acentalardan geçici öğretmen kiralayarak yapmaya çalışılıyor. Devlet okulların yılda 835 milyon sterlin gibi korkunç bir rakamı bu acentalara vermesi hükümetin ayıbından başka birşey olmasa gerek. Öğretmen sayısının gittike azaldığı ve son beş yılda üst üste yeterince öğretmen yetiştirememin kaygı verici sonuçlarını önümüzdeki günlerde hep beraber göreceğiz. Eğer hükümet bu konuda ciddi ise öğretmenler ve diğer kamu alanlarındaki maaş zammı ve bütçe dondurulmasını kaldırıp hem okullara hemde öğretmenlere gereken maddi yardımı yapması gerekiyor. Bunu dile getirmek öğretmenlerin olduğu kadar veliler ve anne-babalara da düşüyor. Hep beraber çalışmak bu sorunun çözümünde atılması gereken en büyük adım.

 

BİR CEVAP BIRAK

12 + nineteen =