Çok bilmişler

Geçenlerde çok bilmiş bir arkadaşla konuşuyorum. Anlattıklarını duysanız, Kıbrıs sorunu ve bilumum her konuda uzman bir kişiyle konuşuyorum sanırsınız. BM parametrelerini, AB kararlarını, Orams gibi mahkeme sonuçlarını bir bir sıralıyor. Kıbrıs tarihi anlatıyor, Gali fikirler dizisinden girip Ban ki-Moon’un ziyaretinin öneminden çıkıyor.

Ben de sessiz sessiz dinliyorum. Saatlerce aralıksız konuşup duruyor. Türkiye’nin Kıbrıs Türklerine ne gibi kötülükler yaptığını, adaya nüfus ihraç ettiğini, Rumların Annan Planı’nı kabul etmemekte haklı olduğunu söylüyor. “1974 müdahalesi olmasaydı, adada barış olurdu” gibi saçma sapan fikirler ortaya atıyor. Deyim yerindeyse, ayakları yerden kesilmiş uçuyor.

“Ben bunları bilim adına söylüyorum” diye ekliyor. Dedim ki, “bilim” ne demek ? Ses çıkarmadı, lafı başka yerlere çekti.

Bilimsel yenliklerden söz ediyor, üniversiteleri ve akademisyenleri eleştiriyor. “Uğur Mumcu’yu tanır mısın ?” dedim. Evet dedi, tanırmış ama Kıbrıs sorununa yaklaşımını beğemezmiş. Dedim ki, katledildi Uğur Mumcu. Allah rahmet eylesin bile demedi, “Ne zaman, birkaç gündür haber izlemedim, Türkiye basınını takip etmiyorum” dedi. Uğur Mumcu ne demişti : “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.”

Çok bilmiş arkadaş, bilim üzerine üflemeye devam ediyordu: “Kağıt bulundu, dünya değişti” dedi. Kağıdı kim buldu dedim. Gutenberg dedi. Kağıdı bulan MS 100’lü yılların başında Çinli Ts’ai Lun’du. Gutenberg, 1400’lerde yaşamış, matbaanın mucidi diye bilinir, ancak 868 yılında matbaada basılmış bir kitap bulunmuştur. Gutenberg, matbaa harflerini bulan ve matbaayı ve modern hızlı baskı tekniğini yaygınlaştıran kimsedir.

Çok bilmiş arkadaş konuşmasını sürdürüyordu. “Einstein, e=mc2 formülünü bulmasaydı, dünyanın döndüğünü kim iddia edebilirdi?” diyerek sözlerini sürdürdü. Einstein, madde ve enerjinin eşdeğer olduğunu gösteren ve yerçekimi kanununu anlamamızı sağlayan “enerji : kütle ve hızın karesini” bulmuştu. Ancak, bunun Galile’nun dünyanın dönmesini açıklayan, Copernicus’un güneş merkezli sistemi ile ilgisi yoktu. Hatırlarsanız, 17. yüzyıl başlarında Engizisyon mahkemesinde yargılanan Galile, mahmekede dünyanın güneş etrafında döndüğü görüşünü reddetti, ancak mahkeme çıkışında “ama dünya hala -güneş etrafında- dönmeye devam ediyor” diyebildi. Bildiğimiz gibi, Copernicus, 16. yüzyıl ortalarında, ayın dünya, dünyanın da güneş etrafında döndüğünü iddia etmiş ve bunu kanıtlama uğraşısına girmişti. Bunun, Einstein’in e : mc2 formülü ve ünlü bilim adamının izafiyet teorisiyle ilgisi olmadığını çok bilmiş arkadaşa nasıl anlatabilirdim!

Çok bilmiş arkadaş, GS ve FB arasındaki ezeli rekabetten girdi ve oyuncuları tek tek sıralayarak GS’nin bu yıl nasıl şampiyon olacağını anlatmaya girişti. Bu konularda konuşmasına çok sevindim, herkes kendi çöplüğünde horoz olmalıydı.

Çok bilmiş akadaş, Kıbrıs sorununa gelince adeta kanatlanıp uçuyordu. 17 Kasım 1903’de Kuzey Karolina’da ilk uçuş denemesinin yapılıp yaklaşık 10 saniye sonra 50 metreye bile ulaşamadan son bulduğu gerçeği aklıma geldi. Bu uçusu gerçekleştiren Orville Wright idi; ancak çok bilmiş arkadaşım BM, AB, ABD, İngiltere, AP kararları, AİHM, ATAD, Orams gibi kelimeler kullanarak havalarda süzülmeye saatlerdir devam ediyordu. Uçuşuna engel olmak istemedim.

Arkadaşın yüzüne bakarak içimden geçirdiğim ise şu oldu : “Bu kadar gereksiz bilgiyle kafanı dolduracağına, Michael H. Hart’ın Dünya bilim tarihinde önemli gördüğü 100 kişiyi anlattığı “The 100” kitabını okusaydın keşke.” İngilizce bilmediği için bu kitabı okuyamayacak olanlar da üzülmesinler. Bu Kitabı okumak isteyenler, Neden Yayınları’nın Nurşan Üstüntaş’ın çevirisiyle sizlere sunduğu kitabın Türkçe baskısını edinebilirler.

Ne diyeyim : Bilgi, Güç’tür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.