Çok yaşa sen II. Abdülhamit!

Gazeliler II. Abdülhamit’in yeniden doğuşunu kutlar gibi, ellerinde posterler, Osmanlı ve de Türk bayrakları ile meydanları doldurmuşlardır. Sen çok yaşa Abdülhamit!
 
Tarihin yeniden doğuşu gibi algılanabilir, fakat tarih yeniden doğmaz, çünkü o gün olanlar öyle olmak zorunda olduğu için olmuş ve bitmiştir. Bugün aynı koşullar ortada değildir. O gün İsrail devletinin oluşumuna izin vermeyen Abdülhamit yoktur, çünkü devlet oluşmuş, baskı yapan bir kuruma dönüşmüştür çoktan. Filistinlilere karşı katliam yapmaktan çekinmeyen bir devlet ile karşı karşıyayız ve sınırımız dahi yoktur. Bir zamanlar orada olan her şey iç işlerimizdi, bugün olmadığının farkında dahi değiliz!
 
Hamas’a karşı gösterilen hassasiyet, nedense başkalarına karşı gösterilmez, çünkü başkalarına karşı gösterilmesi için, iç işlerimiz uygun olması gerekliydi. Seçim olması gerek, o seçimde iktidar olma hırsı olması gerekliydi. Eğer Irak, Afganistan işgalleri sırasında muhalif partilerin biri, kitlesel gösteriler yapmış olsaydı, iktidar partisinin elindeki iktidar erkini alma konusunda tehdit oluşturulmuş olsaydı, bu hassasiyet onlar içinde gösterilirdi diye düşünüyorum. Onlara gösterilmedi, çünkü iktidarı zorlayacak durum ortada yoktu! Bizde dış tepkiler içe dayalı olarak verilir. Dış dünyadaki gelişmelerden o kadar soyut yaşarız ki, gelen global krizi bile teğet geçecek diye bekleriz! Bizi sarstığında ise şaşkınlık içinde anlamaya çalışırız!
 
Ülke içinde, ülke insanına göre konuşmalar seçimde oy olarak döneceği hesaplanır, batılı gibi konuşmak bu ülke iç siyaseti için geçerli değildir. Bizim için büyük olan siyasi adamlar, dış dünyada büyük olmazlar, çünkü bizim siyasi adamlarımız için öncelik iç politikada gelecek oy hesaplamasıdır. Batılı gibi davrananlar ise iktidara hep teğet geçer!
 
Ülkemiz içindeki değişimler dış güçlerin tetiklemesi ile olmuştur. Darbeler bile dışarıdan yönetilir, içteki figüranlar oynar. Oynayan figüranların yüzlerini mahkeme önünde görmeyiz ama ekranlardan eksik olmazlar!
 
Son Davos kasabasındaki çıkış, bizim iç işlerimize yönelik bir hareket olmasını umarım dış devletler anlar da bize yeni bir müdahalede bulunmazlar, çünkü her bulunduklarında bizler çağdaş refah seviyesinden uzaklaşmaktayız! İç dinamiklerimiz bu dış müdahalelere karşı güçlü olmadığı son 80 yıllık tarihimiz içinde durmaktadır. Onlara rağmen yaptığımız hareketler, bizi ne kadar çalkantılar içinde bıraktığı, ne kadar kardeş kanı döküldüğü ile ortadadır.
 
Şimdi bu bir korkunun yazıya dökümü olarak algılanabilir, onlara rağmen bir şey yapmayacak mıyız, bağımsız değimliyiz diye içinizden geçirebilirsiniz. Elbette onlara rağmen yapılacak bir şeyler vardır, onların sisteminden kurtulmak ve onların bizim üzerimize yığmış olduğu bağımlılık zincirinden kurtulmaktır. Onun yolu da bellidir. Tam bağımsız, demokratik bir cumhuriyet mücadelesi hep var olmuştur, var olmaya da devam edecektir. Onlara bağımlı kalarak, onlara rağmen bir şey yapılamayacağını dillendirmek istedim.
 
Gazze’de atılan sloganlarda II. Abdülhamit söyleniyorsa eğer, bir ülke için pek hayra alamet değildir diye düşünüyorum, umarım sonumuz Osmanlı gibi olmaz!



http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here