Olanca haliyle çocuktu o!

Olanca haliyle çocuktu o!

0
PAYLAŞ

bacaklarının dayanıklılığını zorlaya zorlaya.


Onlarsa yükledikçe yüklediler sırtına, küfesi doldu doldu, oluk oluk taşmaya başladı.


Sırtından aktı, omuzlarından aktı, alnından boncuk boncuk ter olup aktı. Küçücük bileklerinden emek olup aktı. Bedeninden direniş oldu aktı.


O tertemiz, el değmemiş ruhundan isyan oldu aktı.


Bebek saflığındaki gözlerinden billur taneler olup aktı.


Aslında, bütün bunlar birleşip, bir sel süratiyle, yakıcı delici acılar olup, sırçadan yüreğine aktı.


Ne yeriydi, ne de zamanıydı kendilerini büyük belleyen cücelerin dünyasında çirkefe bulaşmasının. Tüm bu kokuşmuşluk, bütün gücüyle onu içine çekerken, ayak diretiyordu sırtındaki onca yüke rağmen.


O kendisine söz vermişti, bu pislik böcekleri kuburlarına düşüremeyeceklerdi onu, o direnebilirdi. O çok farklıydı onlardan, çünkü o sırtındaki bir küfe içinde “adam” olmanın sorumluluğuyla birlikte, vicdanını taşıyordu, gururunu taşıyordu, insanlığını, saflığını, ellenmemişliğini taşıyordu.


O tertemiz çocuk ruhunu taşıyordu.


İşte bütün bu yükü küfesini hafifletiyordu, böylece adam olmanın sorumluluğunu herkesten çok en iyi o kaldırıyordu.


Bakıyordu etrafına, yerler küfe dolu, kaldırımlar küfe dolu…


Kim kaldıramadıysa çıkartıp atmış, kurtulmuş sırtındaki ağırlıktan.


Öyle hafiflemiş, öyle hafiflemiş ki bütün bu insanlar, içlerinde ne varsa boşaltmışlar insanlık adına, sadece içi boş bir kılıftan ibaret kalmışlar.


O ise, onların arasında, dolu dolu yaşamış hayatı, içi dolu, beyni dolu, ruhu dolu, küfesi dolu.


Ve yüreği sımsıcak çocuk saflığıyla dolu…


elfnessa@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK