Olaylara bakarken…

İstiklal Caddesinde cam aşağıya düşüyor ve altında birçok insan. Sorumlu var mı? Yok! Çünkü, tutuklanan kimse yok. Peki, sorumsuz çok mu diye sorarsak soruyu, evet demek zorundayız. Sorumsuzların cirit attığı bir ülkede yaşıyoruz. Ölen öldüğü, acı çeken acı çektiği ile kalıyor. Yaşam bir tesadüf demekten başka bir şey gelmiyor elimizden!
 
İstiklal Caddesi değişik eylemlerin olduğu bir ana cadde. Bu caddede değişik görüşten insanlar ve gruplar eylemlerini yapar. İstiklal caddesi normalde çok kalabalıktır, kalabalığın içine karışarak, kalabalık gözükmek isteyenler ve seslerini daha çok kesime ulaştırmak isteyenler orayı eylem alanı olarak seçer. İstiklal Caddesinde, en büyük eylemler bile caddeyi dolduran insan sayısından azdır. Fakat bu az olma durumu haberlerde konu olmaz, işte şu kadar kişi ile yaptığı eylem diye haberler okuruz. O anda istiklal caddesinde insan sayısı içinde, göstericinin sayısına bir bakın, kim daha başarılı? Bu durumu yaratanlar mı, eylem yapanlar mı?
 
Depolitizasyon politikaların başarısı ortadadır. Eylem yapanlara dinozor gözü ile bakıyorlar. Fakat bazen o dinozorların başarısından yaralanmayı ise onur olarak görüyorlar. Katılmadıkları eylemlere sahip çıkan insan sayısı, katılanlardan fazladır. Başkalarının emeği üzerine politika yapmak alışkanlık haline geldi ve kimse onu sorgulamıyor bile. Sorgulasa da eline bir şey geçmeyeceğini biliriz, ne yapalım ülkemizin gerçekliği budur.
 
Yenilgi sonucu sol marjinallikten kurtulmak için çaba sarf eder, tam kurtulma umudu olduğu anda parçalanır, sonra yeniden umutlar beslenir.
 
Kendisine sol diyen bazı kesimler ise, marjinallikten kurtulmak, eylemine daha fazla insan gelmesi için, değişik sosyal gruplar ile ortak eylem birliklilerine girer. Karşılıklı bir çıkar durumu vardır.
 
İnsan Hakları Mücadelesi normalde ayrımcılık yapmaz, fakat bizim gibi gelişmemiş ülkede ayrımcılık doğaldır. İdeolojik duruş bu ayrımcılığı sonuna kadar gözler önüne serer. İslami kesimin insan hakları mücadelesi veren örgütlenmeleri vardır. Bu örgütlenmeler zaman zaman solcu olarak bilinen kişiler veya örgütler ile eylem birlikteliklerine girerler. Demokrasi mücadelesi içinde her kesim katılması kadar güzel bir şey yoktur. Ne mutlu, demokrasi mücadelesi veriliyor!
 
Eylem birlikteliklere bir bakıyoruz, iki tarafın çıkarının olduğu birliktelikler oluyor. Demokrasi mücadelesi bile parçalı olur, e nede olsa gelişmemiş ülkede bunlar doğaldır. Güçlü olan kendi istemini öne çıkarıp, ötekini renk olarak yanında taşır. Demokrasi için 40 milyon ayak olmadık mı? O zaman bu durumdan mutlu olmak gereklidir!
 
Başörtüsü olarak yutturulan türban özgürlüğü mücadelesi içinde yer alan solcular. Türban özgür olduğunda ne kadar özgür oldukları ise tarih içinde açık açık durmaktadır.
 
Türban özgürlüğü için eylem birlikteliği yapanlar, Alevilerin istemleri için yapılan eylemlere katılımı ne kadar olmuştur? Eylem birlikteliği yaptıkları İslamcı mücadele arkadaşlarını o etkinliklere getirebilmişler midir?  Aleviler mücadelelerinde neden yalnız kalırlar?
 
O anlı şanlı İslamcı insan hakları dernekleri, Alevilerin istemlerini demokrasi mücadelesinden görmedikleri için, ellerine gelen ilk fırsatta boğmaya çalışırlar. Her türlü ihlal davranışları gösteririler ama eylem ortakları onları görmez, görmek istemez. Sonuçta demokrasi mücadelesidir!
 
Mazlum Der ile ortak eylemlere giren solcu olduğunu söyleyenlere bakın, neyi savunuyorlar? Kimi destekliyorlar? AKP bile onlar için demokrasi mücadelesi için önemli bir güçtür, onların yoluna su dökmekten çekinmezler. Bugün yaşananlar ve baskılar içinde onların sorumlulukları yoktur! (Onlara göre!)
 
İşine geldiği gibi hareket etmek, ilkelerin olmaması, bir sol gelenek olarak önümüze sürülüyor. İlkesizlik, eylem birlikteliklerinde kendisini gösteriyor, işine geldiği kadar yol al, sonra diyerek marjinal kalanlar, hep marjinal kalmaya devam ediyorlar. Onları eylemleri içine alan İslami kesim ise demokrat olmuş oluyor. Çünkü onlar gelin bizim ile yürüyün diyebilmektedir, dünya kamuoyu önünde bakın bizim eylemlerimizde solcular bile yanımızda diyebilmektedir. Solcuları da içimize aldığımıza göre haklıyız demekten çekinmiyorlar. (Paradigmanın iflası mı yaşanıyor yoksa?)
 
İslami kesimin yaptığı hangi eyleme polis zor kullanmıştır? Görülmüş şey midir? polisin davranışı bile ortada durmaktadır. Polisin demokrasi mücadelesi ortada değil mi? Solcular bir şeyi protesto ettiğinde coplar ve gaz bombaları kullanılır, kullanılmaması şaşırtıcı oluyor! İslami kesim eylem yaptıklarında, eylemcilerin güvenliği alınır. Demokrasi mücadelesi hepsi, demokrasimiz içinde her şey doğal akıyor değil mi?
 
Gazze saldırısı protestolarında bir gün önce Ankara Kızılay’da neler yaşandı, ertesi gün neler yaşandı? O fotoğrafları görebiliyor muyuz? Her şey gözümüzün önünde oluyor, birileri birilerin koltuk değneği görevini görmeye devam ediyor…
 
Sorumsuzların ortada cirit attığı bir ülkede yaşıyoruz, sorumlular sorumsuz olmuşlar! Her şey demokrasi mücadelesi için!…



http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eight − 3 =