Olgun demokrasi…

PAYLAŞ

2009 Türkiye’si demokrasinin neresinde?
Halkın demokrasiyi hazmetmiş olduğu gerçeğinden yola çıkamayacağımıza göre, tek kelimeyle veya bir cümleyle bu soruya yanıt vermek zor.
Halk tam, ya da olgun demokrasiye hazır olsa zaten mesele yok.
Avrupa’nın babaları Fransa ve Almanya’nın ipini çekmek kolay olur.
Ama henüz buna hazır değiliz.
Henüz göbeğini kaşıyan adamı eğitemedik.
Göbeğini kaşıyan adam ve adamları eğitemedik ama onların çocukları artık eğitimli hale geldi-geliyor.

Yani herşey biraz da eğitimden geçiyor.
Tam ve istenilen düzeyde eğitilmiş toplumlarda çoğunluk demokrasiyi hazmetmeye başlamışsa sorun ortadan kalkıyor demektir.
Önce göbeğini kaşıyan adam tarihe karışacak.
Sonra yemek yerken işaret parmağımı kürdan niyetine kullanan densiz ayılar…
Sonrası kolay.
Sonrası kendiliğinden oluşur ve gelişir.

Peki olgun demokrasilerde daha neler olmaz?
Bu tür demokrasilerde istisnalar hariç ne tür olayları duymayız, görmeyiz veya okumayız.
Yani hangi hallerde üç maymunları oynamak zorunda kalırız.

Misal: Genel Kurmay başkanları, iliştirilmiş ve bir kısmı yalaka gazetecileri davet edip, ambargolu ve sevmedikleri gazetecileri çağırmadan Genel Kurmay Karargahında basın toplantısı yapmazlar.

Misal: Genel Kurmay Başkanları sivil yönetime bağlı olarak ülkeyi iç ve dış tehlikelerden korumak için kendi mesleklerinde, yani savaş oyunlarında deneyimli olmak için çalışırlar.

Bir başka misal: Paşalığa bir adım kalmış kurmay albay rütbesindeki mensubunu eylem planı belgesiyle yakalanması karşısında belgeyi “ kağıt parçası” olarak niteleyerek korumaya kalkmazlar, belgeyi ortaya çıkarıp yazanları da “ordu düşmanı” olarak suçlamazlar. Hele şüpheli albayın üstünde geçmişten kalma “ andıç” hazırlama gölgesi varsa…

Bir diğer misal: Ülkedeki sivil ve seçilmiş yönetimler zaaf içinde olabilirler. Demokratik yolla erki ele geçirmiş olan sivillerin ülkeyi kötü yönettiklerini iddia edip askerler darbeyi meşru görmezler.

Olgun demokrasilerde sadece askerlerin değil, yargının da, polisin de, jandarmanın da sorumlulukları var.
Sivil toplum kuruluşlarını ise bir kenara koyamayız.
Hele parlamento ve medyanın sorumlukları öylesine fazla ve ağırdır ki, bunları bir yazı içinde sıralamak mümkün değil.

Olgun demokrasi “armut piş, ağzıma düş” misali bedevadan gelmez ülkelere.
Olgun demokrasinin sorumluluğu kadar bir de bedeli vardır.
Batıda kanla elde edilmiş olgun demokrasilerin aynısının, geri kalmış doğu ülkelerinde yerleşmesi ve olgunlaşması için iki hatta üç kat zamana ihtiyaç olabilir.
Zamanı kısaltmak demokrasiyi sevenlerin gayreti ile olabilir.
Kan dökmeden, olgun demokrasinin sancıları zamana yayılarak giderilebilir.
Şimdi, olgun demokrasiye ulaşma yolunda sancıların sürdüğünü görüyor vebu süreci yaşıyoruz.
Bir süre daha böyle gitmesi doğal.
Acele etmemeyi öğrenmeliyiz.
Hani trafikte olduğu gibi.
“Acele giden, ecele gider” tekerlemesi aynen olgun demokrasi trafiği için de geçerli galiba.
Son örnekler bunu gösteriyor.
Neyse ki askerler “darbe burcu”na girmiyorlar artık.

CEVAP VER