On yıl önce şarap için teşvik veren devlet şimdi yasaklayacak mı?

Fethiye’ye 17 kilometre uzaklıkta bulunan Yeşilüzümlü, sahip olduğu coğrafi konumu ve bağcılıktan zeytinciliğe, şarap üretiminde dokumacılığa üretim geleneğiyle son yıllarda adından sık söz ettiren bir yerleşim. Yeşilüzümlü’de şimdilerde herkesin gözü kulağı 2014’te yürürlüğe girmesi beklenen Büyükşehir Yasası’nda. Ev şarapçılığının yaygın olduğu beldedeki üreticiler, üretime sınırlama getirilmesinden endişe ediyor.

Türkiye’deki kırsal yaşamı derinden etkilemesi beklenen Büyükşehir Yasası için geri sayımın başladığı şu günlerde Yeşilüzümlü’de belediye başkanından dokumacısına beldenin nabzını tuttuk…

YEŞİLÜZÜMLÜ’DE BÜYÜKŞEHİR YASASI İÇİN HÜZÜNLÜ BEKLEYİŞ

Son yıllarda ekoturizmin de gelişmesiyle yerel değerlerin yeniden yaşam bulduğu Yeşilüzümlü’nün Belediye Başkanı Önder Genç’in öncülüğünde geliştirilen projelerle beldenin kaderi değişmiş. Uzun yıllar önce terk edilen dokuma tezgâhları yeniden kurularak, düzenlenen kurslarla kadınlara Üzümlü dastarı denilen pamuklu el dokuması öğretilmiş. Geleneksel bağcılık ev şarapçılığını doğururken beldenin eski evleri de restore edilerek turizme kazandırılmış. Kuzugöbeği adı verilen mantar için her yıl Nisan ayında kapsamlı bir festivale de ev sahipliği yapan belde, yerel değerleriyle kendi geleceğini sağlamlaştırmaya hazırlanırken başta Büyükşehir Yasası olmak üzere kırsal yaşamı doğrudan etkileyecek diğer düzenlemelerin getireceği belirsizlik bugünlerde köylülerin en çok konuştuğu konuların başında geliyor.

YEŞİLÜZÜMLÜ’YÜ KÖKLERİYLE BULUŞTURAN BAŞKAN

Yeşilüzümlü Belediye Başkanı Önder Genç, Büyükşehir Yasası’nın beldeler için yararlı olmayacağını düşünen yöneticilerden biri. Yeşilüzümlü’deki son yıllarda ortaya çıkan pozitif dönüşümün öncüsü olan Belediye Başkanı Önder Genç, beldenin unutulmaya yüz tutan geleneksel dokumacılığını yeniden canlandırmayı amaçlayan bir proje geliştirdiklerini dile getirerek, son yıllarda kabuğunu kıran Yeşilüzümlü’de yaşanan dönüşümü şöyle anlattı:

‘DASTAR BİZİM GEÇMİŞİMİZ’

“Bizim geleneğimizde dastar var. Dastar bizim geçmişimiz. Annem de balam da kullanıyordu. Hem geçmişimizi unutmamak hem de beldemizin ekonomisine katkıda bulunmak amacıyla bu kültürü yeniden canlandırmak istedik. Modacıları beldemize davet ettik. Projeyle birlikte burada yeniden dokunan dastarlardan Gazi Üniversitesi ile yaptığımız protokol çerçevesinde tasarımlar yapılarak kıyafetler hazırlandı ve defileler yaptık. Geçmişte Yeşilüzümlü’de her iki evden birinde dokuma tezgâhı vardı. Bu çalışmalarımızın ardından Yeşilüzümlü dokumaları yeniden duyulmaya, tanınmaya başladı. Şimdiki hedefimiz, Yeşilüzümlü’deki eski bir yapıyı restore edip müze haline dönüştürmek ve burada üretilen dokumalarla bu dokumalardan üretilen giysileri, eşyaları sergileyebilmek. Bu müze beldemize önemli bir katkı sağlayacak.”

‘YÖRE MİMARİSİNİ KORUYARAK GELİŞMEK İSTİYORUZ’

Son yıllarda giderek gelişen ekoturizmin belde için önemli olduğuna değinen Belediye Başkanı Önder Genç, iki butik otelin bulunduğu Yeşilüzümlü’de ev pansiyonculuğunun da giderek yaygınlaştığının altını çiziyor. Ev şarapçılığının da önemini vurgulayan Genç, fabrika üretimi yerine butik ve kaliteli üretimin teşvik edilmesi gerektiği görüşünü savunuyor. Kuzugöbeği festivali döneminde tüm belde halkının evlerini dışarıdan gelen konuklara açtığını anlatan Genç, kendi evinde bile konuk ağırladıklarını söylüyor. Pansiyonculuğu yılın her dönemine yaymayı hedeflediklerini dile getiren Genç, “Yeşilüzümlü ile Fethiye arasında yaklaşık 10 derece ısı farkı oluyor. Bu nedenle yaz aylarında çok tercih edilen bir yerleşim. Yörenin mimarisini koruyarak gelişmek istiyoruz. Bu yüzden iki kattan fazla yapılaşma izni vermiyoruz” diye konuştu.

‘BELDEMİ ÇOK SEVİYORUM, GÖREVİM BİTİNCE DE AYRILMAYACAĞIM’

Büyükşehir Yasası’nın ardından mahalleye dönüşecek olan Yeşilüzümlü’den ayrılmayacağının altını çizen Genç, “ben bu düzenlemenin yararlı olacağını düşünmüyorum. Benim kişisel olarak isteğim, Yeşilüzümlü’nün geleneksel dokusu, dokumaları ve mimarisi geleceğe aktarılsın. Birçok kentten ve yurtdışından gelerek burada yaşamayı seçen insanlarla huzur içinde yaşamak istiyoruz. Başkanlı görevim bitince de burada yaşamayı sürdüreceğim. Beldemi çok seviyorum” diyor.

350 ÜYESİ OLAN KOOPERATİF ZOR GÜNLER GEÇİRİYOR

1973 yılında kurulan Yeşilüzümlü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin bir yıldır başkanlığını yürüten Ercan Arıkan ise, dokumacılık, tarım, hayvancılık ve orman ürünleri işleme konularında faaliyet gösteren kooperatifin zor günler geçirdiğini söylüyor. 350 üyesi bulunan kooperatifin yerel yönetimlerden yeterli desteği görmediğini dile getiren Arıkan, Yeşilüzümlü için özveriyle çalıştıklarının altını çizerek şunları söyledi:

‘EV ŞARAPÇILIĞINA SINIRLAMA GELİYOR’

“Kooperatifçilik giderek zorlaşıyor. Yılda üç kez genel kurul yapıyoruz ve maliyeye her defasında 400 lira para ödüyoruz. Katılımla ilgili de sorunlarımız var. Dastar dokuması Yeşilüzümlü’nün markalarından biri. Eskiden ev şarapçılığı yaygındı. Her üç evden ikisinde şarap üretiliyordu. Ancak bizim duyularımıza göre şimdilerde ev şarapçılığına sınırlama getiriliyor. Bize ulaşan bilgiler bu yönde. Eskiden 350 litre civarında bir kota uygulanıyordu şimdi üretime yasaklama getirileceği yönünde bilgiler var. Şarap tüketimini engellemenin bir yolu olarak görüyorum ben bunu. Halk üzümünü satamıyor. Fabrikaya verse parasını alamıyor. Mecburen şarap yapmak zorundaydı. Şimdi buna da yasak gelirse iyice zorlaşacak üreticinin durumu.”

‘DEVLET ÖNCE ŞARAP ÜRETİMİNİ TEŞVİK ETTİ, ŞİMDİ DE YASAKLIYOR’

Şarap üretimi için kullanılan Kalecik karası türü üzümlerin yetiştirilmesi için yaklaşık 10 yıl önce ilçe tarım müdürlüğünün teşvik desteği sağladığını anımsatan Arıkan, “ancak geçmişte şarap üretimini teşvik eden devlet şimdi yasaklama getiriyor. Festival zamanı köylüler ürettiği şarapları satıyordu. Aslında bu festival eskiden şarap festivali olarak başlamıştı ancak sonradan ‘kuzu göbeği festivali’ olarak adlandırıldı. Şarap Yeşilüzümlü’nün bir markası. Biz şarap üretiminde hiç bir katkı maddesi kullanmıyoruz. Doğal fermantasyonla şarap olur. Belki hatalı yanları vardır üretim aşamalarının ama bunu yasaklamak yerine bu hataların giderilmesi için üreticiye destek olunmalı, bilinçlendirilmeli bize göre. Geçen yıl düzenlenen festivalde şarap satışına izin verilmedi. Son iki gün bazı üreticiler satış yaptılar ancak üç üretici şarap ürettikleri için ‘kaçakçılık’ suçlamasıyla yargılanıyor. Bunun, içinden geçtiğimiz dönemin bir baskısı olduğunu da söyleyebiliriz” dedi.

‘ANNEMDEN GÖRDÜĞÜM DASTAR DOKUMAYI KURSTA ÖĞRENDİM’

Yeşilüzümlü’deki evinde ziyaret ettiğimiz dokumacı Nimet Deveci, dastar tezgâhının başında sorularımızı yanıtladı. Dastarı çocukluğunda annesinin dokuduğu dönemlerde gördüğünü ancak kendisinin o yıllarda dokumayı bilmediğini anlatan Deveci, şunları söyledi: “dastar kaybolmaya yüz tutmuşken geliştirilen projeyle eski tezgâhlar yeniden çıkarılarak kullanılmaya başladı. Eskiden dastar sadece başörtüsü olarak kullanılıyordu. Ama şimdi birçok alanda kullanılıyor. Köyde dastar dokumayı bilenlerden bir kaç kişi kalmıştı. Sonra kooperatif kurulunca açılan kursa katıldım ve dastar dokumayı burada öğrendim.

‘DASTAR DOKURKEN SIKINTILARIMI UNUTUYORUM’

Dastar dokuyarak hem ekonomik kazanç elde ediyorum hem de günlük sıkıntılarımı unutuyorum dokurken. Vakit geçiriyorum. Dastarı talep olduğunda dokuyoruz. Pamuklu ipliği alıp haşlama dediğimiz işlemden geçiriyoruz. Sonra ayırıp tezgâha hazırlıyoruz ve dokuyoruz. Dokuma tezgâhlarının, taraktan mekiğe her şeyini kendimiz yapıyoruz. Metresini 7 liradan dokuduk bu yıl. Motifli olursa biraz daha farklı. Yaklaşık 1,5 metrelik bir dastarı 25 liraya satıyoruz festivalde. Bu ölçekten bir dastar bir günde dokunabiliyor.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here