Onlar, her şeyi bilen ve görendir

Demokrasi havarileri kendileri için hürriyet isterler, kendisi gibi düşünmeyen için ise her zaman bir zulüm vardır!

Demokrasi isteyenlerin bazıları başörtüsü için her daim eylemdedirler. Tek yönlü bakış içindedir. Eğer başörtüsü sorunu çözülürse, özgürlük ve demokrasi sorunu da çözülür. Olmaz ise, demokrasi topal kalacaktır. Özgürlük olmayacaktır.

Onlar için ölçüt bellidir, o ölçütün dışında ölçütlerin değeri yoktur. Yaşam tarzları, istemleri mahalle baskısı oluşturuyormuş önemli değildir, çünkü onlar, zaten demokraside yaşamadıkları için, başkaları için bir şey istemezler. Kendileri ile aynı sokakta yürüyenler demokrattır, yürümeyenlerin eylemlerini ideolojik görürler.

Bazıları üniversitede öğretim üyesi olurlar, bazıları firmalarda yönetici, bazıları ise yardım kuruluşlarında adları olup, kendileri hiçbir sorumluluğun altına girmezler.

Demokrasi ve özgürlükler konusunda dernekler kurarlar, inisiyatifler oluştururlar, her şey demokrasi içindir… Her şey Türkiye içindir… Destekledikleri partileri vardır, o partiler için gecelerine gündüzlerine katarlar, onlar için aç kalırlar, uykusuz kalırlar, onlar için kavga ederler, onların refahı için çalışırlar. Onlar, kendi özgürlükleri için mücadele ederler. Onlar, tek bir pencereden bakaralar. Başkalarının özgürlüğü kavramı yoktur.

Okullarda din dersinin zorunlu olması, inançlı nesillerin yetişmesi için gerekli olduğuna inanırlar. Ellerinde olsa, bütün okulları imam hatip yetiştiren kurumlara dönüştürürler, çünkü bugün yaşanan bütün olumsuzlukların temelinde, dini doğru öğrenmemek yattığını düşünürler ve dine uygun yaşamayı kendilerine rehber edinirler. Dinin neler gerektirdiğini, bağlı bulundukları mezheplerin öğretilerinden ve geleneğinden öğrenirler. Gerçek dinin ne olduğunu sorgulamazlar, çünkü bunca yıldır yaşayan şeyin sorgulanması olmaz, bunca akıllının arasında kendi aklının önemi yoktur, verilen emirleri yerine getirmesi yeterlidir. Her şey ölüm sonrası oluşacak yaşam içindir. Kendileri gibi yaşamayanlar, yok edilmesi gereken düşmandırlar ve şeytanın çocuklarıdırlar. Hatta başka dine ya da mezhebe inanları ya ‘gavur’ olarak görürler ya da ‘sapkın’. Onların doğruları içinden bakmayan her birey, doğruya çağrılması gereken olarak durur.

Onlar hep mazlumdurlar, çünkü mazlumun dinin savunucuları ve yaşayanlarıdırlar. Mazlum oldukları içinde, zafere giden her yol, tanrının izni ile onlar için açıktır. Gereği gördüklerinde onlar gibi gözüküp, onların dilinden konuşacaklar ve kendi demokrasilerini ve özgürlüklerini kurduklarında mutlu olacaklarını düşünürler. Sorgulamazlar ve sadece verilen emre uymakla yükümlüdürler. Var olan dinin bütün seremonilerini yerine getirdikleri gibi, kendi mezheplerinin büyüklerinin verdiği öğretiyi tek doğru olarak kabul ederler ve onların yaşamlarını örnek alırlar. Hangi imamın nasıl bir öğretisi olduğunu bile sorgulamazlar, çoğunluk ne derse o olur ve huzur kendi inandığı mezheptedir, onun öğretilerindedir.

Batıl inançları vardır her birinin. Rüyalarında gördüklerini doğru kabul ederler, o doğruların ışığı altında yollarını aydınlatırlar. Bugün şuraya gitme diyen içindeki sesi dinlerler ve oraya gitmezler. Gelecekleri için bir türbenin başına gelip mum yakalarlar, hediye dağıtırlar. Her şey huzur içindir.

Her şey huzur içindir diyerek otellerine otel katan, kasalarına kasa katan, mallarına mal katan, çocuklarına gemicik alanlar hep örnek aldığı insanlardır, kendileri ise, onların mutluluğu ve gölgesi altında mutlu yaşarlar… Senede bir verilen hediyelere şükrederek, onların sağlıkları için dua ederler. Çünkü onlar, namuslu ve dürüsttürler. Onlar kendilerinden daha üstün ve akıllıdırlar. Huzuru, bu dünyada onlar getirecektir. Her şey inançları ve doğruları içindir.

Emek mücadelesi yabancıdır, hatta kölelerin isyanı gibi algılanır. Köleyi azad edecek olan yine sahibidir, sahibi gerek gördüğünde azad eder ve bu sayede dünyadaki adaleti sağlar. Sahibin refahı için her şey göze alınır. Onlar her şeyi bilen ve görendir.

Kendileri gibi düşünemeyenler ve yaşamayanlar özgürlük düşmandırlar. Hatiplikten gelen kelime ve mantık oyunu severler. Zalim olurken mazlum olurlar. Rollerini iyi oynarlar ve gerek gördüklerinin ceplerine para bırakırlar. Gerek gördüklerine makam verirler, gerek gördüklerine söz verirler ki kendilerinin ne kadar adaletli oldukları gözüksün. Onların adaletini dar bir pencereden bakarsanız, demokrasi sanırsınız. Demokrasi başkasına tükürme hakkıdır! Eğer tükürme yetmez ise, kendine ayakkabı fırlattırma özgürlüğüdür! Bu sayede, ne kadar demokrat ve özgürlük savaşçıları olduğu ortaya çıkmış olur!

http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.