Onlarca onlar…

Ben kimim ki kimi anlatayım, tarih sayfalarına yeni bir  sayfa daha koyayım. Her insan kendi çabasıyla büyür karşısındakinin bakışlarında… ve her insan yok olmaya mahkumdur yüreğini ortaya mertçe koyamadıkça…


Onlarca onlar iğneyle kuyu kazıp, samanlıkta kaybettikleri iğneyi aradılar…Kimileri dinledi, kimileri sorguladılar… Onlarca onların hayatı romandı, yazarak anlatamadılar belki ama yazacaklara çok malzeme bıraktılar…


Ben kimim ki hayatı anlatayım, kimim ki tarifini vereyim. Dünya koca bir ormansa yutanlarla yutulanlar… Sen bu ormanda ister aslan olursun, istersen çakal. Ve istersen çalılarda sürünen zehirli bir yılan. ama unutmaki Hayatı ‘orman’ olarak görenler, bir ömrü de hayvan sıfatıyla yaşarlar…


Hayat bir ormansa dedi biri ve ben bir aslansam eğer, kral mı olmalıyım illa? Aslansam aslanlığımı bileyim bu yeter bana… Onlarca on; sırf öyle anlatıldığı için masallar, kendi masallarını yaratamadılar.. Onlarca onların yoktu kimseye düşmanlığı ama onlarca on bir avuç toprak için insanlığı harcadı. Mundar olması bundandır zamanın, üzerini bir küf kaplamıştır bazı onların… Onlarca on unuttu insanlığını, bilmem kaç yıl sonra hatırlanmak üzere sandığa kapattı.. Oysa tıpkı bir aslanın krallığını bilmek için önce aslanlığını bilmesi gerektiği gibi, onlarca on da bilemedi insanlığını.


Ama insan olmak öyle bir şeydir ki, önce dinler sonra düşünür sonra yapar yapacağını. İnsan olmak öyle bir şeydir ki dağları devirir küçücük bir kımıltısı… Ama bazı onlar kıpırdamaz, hatta görmez kıpırdayanları… İnsan olmak öyle bir şeydir ki, kapatmaz kapılarını yaşanacak yanlışlara, yanlışlar en büyük kazançtır anlamasını bilen 
bazı onlara…


Onlarca on yaşamayı seçti, onlarca on yaşlanmayı… Onlarca onların önüne engel oldu bazı onlar, onlar bazı onların önüne yollar açtılar. Kimi onların sığınağı vardı adı inanç olan, o inanç ki yüzyıllarca medeni milletleri yaşattılar. İnsan olmak öyle bir şeydir ki, duyar seni sen düşünürken… Oysa bazı onlar dinlemediler sen konuşurken… Çünkü kendi seslerine bile yabancıydılar.


Onlarca on ölmeye gitti, onlarca on öldükten sonra yaşamaya… Kiminin paylaşacak bir lokma ekmeği yoktu, sevgiyi katık etti sofrasına… Kimi onların paylaşacak çok şeyi vardı, sakladı yastığının altına… Bir ölümlüyle bir ölümsüzü ayırt etmek, bir aslanla bir kralı ayırt etmeye benzer. Aslan aslandır, kral da kral…Bir aslanı krallık mertebesine oturtan da yine bir insan..


Onlarca onlar dökülüp yollara, kendilerini aradılar yıllarca… Yüzler, binler, milyonlar onları duysun istediler. Onlarca onlar oturup koltuğuna, krallıklarını ilan ettiler… Yüzleri, binleri, 
milyonları seyrettiler… Onlar her yerde ve her zamandaydılar… Bir tarih geçti böyle savaşlarla, barışlarla… Bir tarih tekrar yazılacak yine onlarla… Ama insan olmak öyle birşeydir ki, istatistik yapamazsın bir insanın duygularıyla.  İnsan olmak insan olmaktır etinle kemiğinle ruhunla. Tutunduğun kol bir kol değildir aslında, tutunduğun kol bir insanın ruhudur, bir insanı insan yapan da sadece budur…. O yüzden birini öldüremezsin kolayca, ardından ağlanacak çok şey bıraktıysa…


Onlarca insan tutunup birbirinin koltuğuna,  birbirini yok etmeyi seçti… Onlarca insan kol kola tutunup çoğalmayı… ama insan olmak görmektir o kolun uzandığı ruhu… Onlarca onların yaşadığı yer bazen derin bazen karanlık bir kuyu.


Onlarca onlar dokunup bırakıyor kolları … Onlarca on, binlerce bin, milyonlarca milyon koysa ruhunu ortaya,  işte o an alacak insanlığını yaşamanın tadını…


İnsan olmak … Yalanla şakanın, eleştiriyle saldırının, sevmekle bağımlılığın, göz çıkarmayla göz boyamanın, aşkla aşk olmayanın, sadelikle sıradanlığın, krallıkla aslanlığın ayırdına varmak değil midir?… Mesele biraz da insanlığın insanla randevusu değil midir?


Ben kimim ki neyi yazayım, onlar kendini zaten yazıyorlar… İnsan ne kadar insansa adı o kadar’ insan’…


sibelbengu@yahoo.com


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar… 
– Kırmızı başlıklı kızın nesi var?  
– İstanbul’a bir günlük firar… 
-Bırak deli desinler… 
-‘Sen benim rüzgar gülümsün…’ 
-Pardon tanışıyor muyuz? 
-İstanbul 
-Kıymık… 
-Siz mağrur musunuz? 
-Ne kadar önemsiyoruz yarınlarımızı? 
-Küçük şeyler… 
-Yürek mahrem bir bölgedir 
-Kiler… 
-Keşke 
-Anne karabiyesi… 
-Tren garları… 
-Yangın yeridir yürek, külleri kelimeler…
-Bir gün… gemiler… geçer… 
-Önsöz 
-O fotoğraf… 
-Durup dururken… 
-İçiyorsam sebebi var…
-Susmak üzerine… 
-Zor…anlatması zor… 
– Ciddi insan… 
-Kalbim Anadolu…
-Aşk niye biter? 
-Oğlum şiir oku…çünkü…
-Ne olmazsa olmasın, içinde sen varsın 
-Ölüm diye bir şey var… 
-Kırmızı başlıklı kızın neyi var?.. 
-Bebek’te gitmek zamanı…
-Kadın…nedir senin aşktan anladığın? 
-Altı üstü bir küre… 
-Aşk seni sordular…
-Atlıkarınca… 
-Dün haberini aldım…
-AY bilmecesi… 
-Karanlıktan korktuğumu nereden bildiniz? 
-Yüreğimin tozunu aldım… 
-Ne zaman yağmur düşse bu şehre…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.