O’nunla O’nsuz…

İçinde cirit atıyorsun sokakların, ama yollar senin değil… Bir çift göz, modern sanat dergilerinden bakar gibi bakıyor gözlerine… Işıl ışıl bir İstanbul doğuyor kirpiklerinden… Parmakların yanıyor o devasal güneşten… Sen İstanbulsuz olamıyorsun, O sensiz değil….

Eskiyecek şarkılar da yüzler de gün gelecek.. Resimler solacak.. Sokak isimleri unutulacak… ve bir sabah… Yarını karşılamak için açtığında pencereni… Havayı göğsüne sımsıkı çekip, ‘sanki kanatlarım var uçmak için’ diyeceksin. Müthiş bir mavilik dolacak içine… Ama gökyüzü senin değil… Sen onsuz olamıyorsun, O sensiz değil…

Ağaçları, otları, havayı, suyu tek tek anlatmayalım, onlar işini biliyor… Ne toprak susuz, ne susuz insan… Neyin sahibisin neyin? Kendi hayatının içinde kısacık bir misafirsin.. Sen O’nsuz olamıyorsun, O sensiz değil…

İçinde cirit atıyorsun kelimelerin, ama nereye bükersen bük, nereye istersen kır, başını yasladığın yastığın yalnızlığında suspus oluyor cümlelerin.. Kömür deresinde ellerin… Nar ağacında gölgesin… Tramvayda son sefer… Asyanın kuzeyindesin… Ve her nereye saklanırsan saklan… Ve her nereye kaçarsan kaç… Sen O’nsuz olamıyorsun, ya O sensiz?…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven + eight =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.