Onur mu kaldı?

Onur mu kaldı?

0
PAYLAŞ

Anlatacağım olaylar gerçekler ile bir alakası yok, henüz o kadar kötü bir konumda değil ülkemiz!


Kendi onurunu koruyan ve inancı için ödün vermeden mücadele eden insan ise bir elin sayısını geçmez olduğunu gördüm.


Onurunu kaybeden insan her şey yapar, inanmadığı cemaat içine girip onlar gibi hareket eder, onlar gibi olma rolünü yapar. İş bittiğinde ise dışarıda başka kimlik ile dolaşır, fakat bu özgürlük çalıştığı yerden biri ile karşılaşana kadar sürer, çünkü o an işteki rolüne hemen döner. Bilinçsizce yapılan bir refleks olarak algılayın. Para için her türlü özveriyi gösterip, dünyanın en akıllısı olduğuna inanır, fakat bir patronun yanında çalıştığını hiçbir zaman unutamaz.


Çok akıllı, kendi mesleğinde en iyi olan, birden fazla dil bilen, her türlü yeni teknolojiyi izleyen onuruz ve omurgasız insanlar bir şehri kuşatmış olduğunu düşündüm. Medya alanında çalışanlar, çalıştığı iş kolunun kimliğini boyundan asılan uzun bir ipin ucunda olan kimlik ile tanıyabilirsiniz. Her biri birbirine benzeyen bu kimlikleri taşır. Bu kimlikler ne zaman iner? İşten atıldığını bir gün açmaya çalıştığı kapının açılmadığını gördüğü an öğrenir, işten atana bir daha ulaşamaz! Kapıda bekleyen omurgasız ve onursuz koruma görevlisi içeriye haber verir. Çünkü onurlu olan bir kişi her yerde ayrı rolü hemen benimseyemez! İçeriden bir kutu ile biri görülür, yüzünde üzüntü maskesi takılıdır. Bir kutu içinde tüm eşyası ile kapı önünden geçen dolmuş beklenir. Belki o gün kahvaltı dahi yapamadan işe gelmiştir, midesine yumruk gibi bir şey oturmuş, boğazı düğümlenmiştir. İçeriye bakar son kez, ne gelen vardır, ne giden! Belki o an yanından bir arkadaşı geçer, tanımamazlıktan gelir, çünkü atılan kişi bir hastalıklı gibidir. Ne yaptı da işten atıldı, selam vermek belki zarar verir! Belki de rolü değişmiştir, o artık bir hiçtir! Hiç ile konuşulmaz, eğer yazı işleri müdürü onun ile röportaja gönderirse konuşur!


Sadece medyada mı, bir çay içmek için uğradığım bir dernek bahçesinde de gördüm. Orada bir sol partinin merkezi olarak görün. Her türden insan oraya gelir ve ağaçlar altında çay içerek Türkiye kurtarılmaz ama güzel tanışmalara vesile olur. Tabi konuşacağın grubun o anki şeklide belirler bu durumu. O merkezde göğüslerine parti rozeti takıp dolaşanlarda gördüm, hatta biri ile sohbet ettim, hayırdır nasıl oldu da buraya geldin dedim. Aslında dedi, mesleğim farklı, bir üniversite okudum. Her alevi çocuğu gibi biraz sola bulandım. Okulu bitirdim, fakat ben bu görüşten değildim. Baktım o içinde olduğum görüş beni yansıtmıyor, işte bulamıyorum. Kendime yeni çıkış yolları aradım, buraya geldim. Peki dedim dönü bu kadar hızlı mı olur, çünkü dediği ile bulunduğu yer arasında bayağı bir uçurum var, uçurumdan atlayıp, bu kadar dönmek kolay olmasa gerek! Geldiğinde hemen kucak açmışlar, çünkü yeni biri demek yeni güçtür. Vermişler ona bu yerin sorumluluğu, o da hem işini hem de sohbetlerini yapıyor! Onursuz olunca insan, burada da ekmeğine bir şey gelse hemen bırakıp başka bir yapıya rahat geçebilir, eh geçişler ve dönüşler günümüzde çok doğal. Medya kadar henüz bozulmuş değil!


Medya iki patronun hakimiyeti altındadır, akıllı gazeteci bilir ki, işe girmek için ikisi hakkında konuşmamak, yakaladığı ilişkiyi bırakmamak. Üst kadroda yer alanlar ise cinsiyetine göre özgür cinsel yaşantısı olur çalışanları ile medyada yansımaz. Sıradan bir gazeteci ise stajyer gazeteciyi uygun bir yerde sıkıştırır, kendisine önemli bir rol vererek! Yani medyamız özgürleşmiştir her yönden, onursuz ve omurgasız olarak. Bakın bir gün ben de iş bulursam bu alanda, bende de onur ve omurga kalmamış demektir!
Bir rüya gördüm ve nasıl yorumlayacağımı bilemedim, ben de size yazayım belki siz yorumlarsınız, hayırdır umarım! Bu arada bütün rüya tabirleri sitelere girip baktım, acaba ben medyada işe mi başlıyorum? Allah sonunu hayır eylesin!



—————————-
www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.sitemynet.com


 

BİR CEVAP BIRAK