Orman yangınlarını önlemek, söndürmekten daha kolay!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Türkiye Ormancılar Derneği’nin Hatay’da yaşanan orman yangınlarıyla ilgili yaptığı açıklamada, yangınları önlemenin söndürmekten daha kolay ve ekonomik bir yöntem olduğu kaydedildi.

Hatay’da üç ayrı ilçesinde yaşanan orman yangınlarının ardından bir açıklama yapan Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), Türkiye’nin orman yangınları konusunda riskli ülkelerden olduğuna işaret ederek iklim kriziyle birlikte bu riskin daha da artacağı uyarısında bulundu. Hatay’da yaşanan yangınların, orman içi ve bitişiğindeki tesisleri etkileyecek yangınlar konusunda Orman Genel Müdürlüğü’nün yetersizliğini gösterdiği görüşüne yer verilen açıklamada, “Yaz aylarında orman yangınına neden olabilecekleri gerekçesiyle halkın piknik yapmak amacıyla ormanlara girişi yasaklanırken, orman içinde işletmeye açılan ve sayıları giderek artan maden ocağı, HES, RES, elektrik iletim hattı, trafo, çöplük alanı, vb. işletmelerle ilgili olarak hemen hiçbir önlem alınmamaktadır. Nitekim Hatay yangını ile ilgili ilk resmî açıklamalar yangının trafo patlaması nedeniyle çıktığı yönündedir. Oysa orman içi ve bitiğindeki köy, turistik tesis, ikinci konut, vb. yerleşim yerleri öncelikli olmak üzere tüm yapıların belirli yangın önleyici standartlara uygun olarak inşa edilme ve kullanılma zorunlulukları vardır” ifadelerine yer verildi.

Hatay’da aynı anda birden fazla noktada çıktığı anlaşılan orman yangınlarının kamuoyunun dikkatini çekerek büyük üzüntü ve tepkilere yol açtığı vurgulanan Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) açıklamasında, yetki ve bilgi sahibi olmayan kişilerce yapılan açıklamaların da bilgi kirliliğine neden olduğu kaydedildi.

BELEN’DE BİN HEKTARA YAKIN ORMAN YANDI

Derneğimiz hem ilgili kurum ve kuruluşlarla hem sahadaki meslektaşlarımızla ve hem de uzman akademisyenlerle temas halinde Hatay’daki orman yangınları ve yarattığı yıkımı yakından takip etmektedir” ifadelerine yer verilen açıklamada, “Yörede çalışan üyelerimizden aldığımız resmi olmayan ilk bilgilere göre sadece Hatay-Belen yangınında 1.000 hektara yakın orman alanı yandığı ifade edilmektedir. Bu yangın, orman örtüsünü olduğu kadar konut, fabrika, atölye gibi yapıları da etkilemiştir” denildi.

‘ORMAN YANGINLARINI ÖNLEMEK, SÖNDÜRMEKTEN DAHA KOLAY’

Hatay’daki yangınlar konusunda elde edilen verilerin yanı sıra orman yangınlarıyla ilgili genel bilgiler çerçevesinde yapılan değerlendirmelere yer verilen TOD açıklamasında, şu tespitlere yer verildi: “Türkiye geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte de orman yangınları riskini en yakından hissedecek ülkeler arasındadır. Etkileri her geçen gün artmakta olan ‘İklim Krizi’ ile birlikte bu risk oldukça artmış ve artmaya devam edecektir. Bu nedenle ülke ormancılığının öncelikli konularından biri iklim değişikliğine adaptasyondur. Orman yangınlarını önleme ve söndürme sistemlerinin koşullara uygun hale getirilmesi bu adaptasyonun ve mücadelenin en önemli halkalarından biridir. Orman yangınlarını önlemek söndürmekten çok daha kolay olduğu gibi ekolojik ve ekonomik bir yöntemdir.

İKLİM KRİZİ ‘YANGIN SEZONU’ KAVRAMI ANLAMSIZLAŞTIRDI

Yine iklim krizi nedeniyle yıl içerisinde yangın sezonu kavramı neredeyse anlamsız hale gelmiş ve orman yangınları yılın büyük bir kısmına yayılmıştır. Bu nedenle orman yangınlarına karşı alınan önlemler de tüm yıla yayılmalı, OGM kendi uçak ve helikopterler filosunu oluşturmalı, yangın müdahale ekiplerini tüm yıl boyunca hazır tutmalıdır. Her yangın çıktığı yörenin yükseklik, eğim, yerleşim yerlerine uzaklık vb. sabit ve değişken sıcaklık, nem, rüzgâr koşullarına göre değişik şekillerde seyretmektedir. Her yangının kendine özgü kıssası ve bu kıssadan çıkarılacak hissesi vardır. Hatay’da çıkan yangınlarda belirleyici olan koşul, yangınların yerleşim yerlerine oldukça yakın noktalarda baş göstermiş olmasıdır. Hatay yangını bir kez daha göstermiştir ki; Orman Genel Müdürlüğü, orman içi ve bitişiğine inşa edilen turistik tesis, konut, fabrika, atölye gibi yapılar ile taş, mermer, maden ocağı, katı atık depolama (çöp alanı) gibi işletmeleri etkileyecek yangınlar konusunda yeteri donanıma sahip değildir.”

PİKNİĞE İZİN VERİLMEYEN ORMANLAR MADEN VE HES’LERE AÇILDI

Orman alanlarında kurulmasına izin verilen atık depolama, maden ocağı, turizm tesisi, HES’ler, elektrik nakil hatları ve benzeri işletme ve tesislerin hem yangın riskini artıracağının hem de yangından daha fazla insanın zarar görmesi sonucunu doğuracağının unutulmaması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: “Yaz aylarında orman yangınına neden olabilecekleri gerekçesiyle halkın piknik yapmak amacıyla ormanlara girişi yasaklanırken, orman içinde işletmeye açılan ve sayıları giderek artan maden ocağı, HES, RES, elektrik iletim hattı, trafo, çöplük alanı, vb. işletmelerle ilgili olarak hemen hiçbir önlem alınmamaktadır. Nitekim Hatay yangını ile ilgili ilk resmî açıklamalar yangının trafo patlaması nedeniyle çıktığı yönündedir. Oysa orman içi ve bitiğindeki köy, turistik tesis, ikinci konut, vb. yerleşim yerleri öncelikli olmak üzere, tüm yapıların belirli yangın önleyici standartlara uygun olarak inşa edilme ve kullanılma zorunlulukları vardır.

‘ORMAN İÇİNDEKİ YAPILARA İLİŞKİN ÖNLEM ALINMADI’

Bu yapılardan yararlananların orman yangınlarının önlenebilmesi, yangın sırasında nelere dikkat etmeleri gerektiği, yangın sonrasında neler yapmaları gerektiği konularında bilgilendirilmiş olmaları gereklidir. Bu yapıların çevrelerinde belirli bir alanın (50 m) yanıcı bitkilerden temizlenmesi, kullanılacak çatı kaplaması, boya, kapı pencere doğramaları, pergolalar vb. malzemelerin yanma riski düşük malzemelerden seçilmesi gibi bir dizi önlemin alınması ve takip edilmesi zorunluluğu vardır. Ancak son yıllarda yaşanan yangınlarda bu konuda hiçbir önlemin alınmamış olduğu görülmektedir.

‘OGM ACİL ÇALIŞMA BAŞLATMALI’

OGM (Orman Genel Müdürlüğü), gecikmeden bu konuda orman yangınlarının bu tür yapı ve işletmelere zarar vermemesi ve bu tür yapı ve işletmelerin de orman yangınlarına neden olmaması konularında çalışmalara acilen başlamalıdır. Bu konudaki ilk adım vatandaşların orman yangınları konusunda bilinçlendirilmesi, yangın öncesinde ve esnasında yapılacaklar konusunda eğitilmeleridir. Belediyelerin de imar planlamasından inşaat ruhsatlarına kadar orman yangını riskini mutlaka göz önünde bulundurması gerekmektedir.”

‘CANİCE EYLEMLERİ ŞİDDETLE LANETLİYORUZ’

Hatay’daki orman yangınlarının PKK terör örgütünün sabotajıyla çıktığına ilişkin şüphelerin de değişik kanallardan dile getirildiği kaydedilen Türkiye Ormancılar Derneğinin açıklamasında, resmi makamların da bu yöndeki şüphelerden söz etmekle birlikte kesin bir açıklama yapmadığı belirtilerek, “Derneğimiz binlerce canlının yaşam ortamı olan ormanlara yönelik her türlü zarar verici eylemin karşısındadır. Bu yangınlar ister terör amacıyla yapılmış, isterse de terör amacı dışında nedenlerle yapılan sabotajlardan kaynaklanıyor olsun, bu tür canice eylemleri şiddetle lanetliyoruz” görüşüne yer verildi.

HATAY’DA 2019’DA 72 HEKTAR, 2020 EYLÜL AYINDA 3500 HEKTAR YANDI

Hatay’da, 2019 yılında çıkan 79 adet yangında 72 hektar orman yanarken, henüz resmi olmayan verilere göre 2020 Eylül ayında 3 bin 500 hektar, hafta sonundaki yangında ise 1.000 hektara yakın orman yandığına dikkat çekilen açıklamada, “Yetkililer tarafından bunun nedeninin mutlaka araştırılması ve kamuoyuyla paylaşması gereklidir” denilerek ayrıca şu ifadelere yer verildi:

YANAN ORMANLARDA OTEL VE MADENCİLİK TAHSİSLERİ İDDİALARI

“Ne yazık ki son yıllarda ormancılık mevzuatında yapılan düzenlemelerle orman alanları istisnai durumlar dışında turizm tesislerine ve maden işletmelerine kolaylıkla tahsis edilebilmektedir. Türkiye Ormancılar Derneği, orman yangınları riskini daha da arttıran ormancılık dışı amaçlı kullanıma yönelik bu tür tesis ve işletmelerin ‘kamu yararı’ adı altında orman ekosistemlerinde bu kadar kolay kurulmasına karşı yıllardır mücadele etmektedir. Daha önce meydana gelmiş bazı orman yangınları ile turizm tesisleri ilişkilendirildiği gibi bu yangınla da kamuoyunda maden işletmelerini ilişkilendiren tartışmalar yaşanmaktadır. Yanan orman alanları, Anayasa’nın 169. ve 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 18. maddesinin koruması altındadır. Bu alanlardaki, bu tür tahsisler hukuki olarak imkânsızdır. Orman yangınlarının, bu tür maden veya turizm tesis ve işletmelerinin önünü açmak için kullanılan bir araç olduğu konusunda kamuoyunda bir izlenim yaratılmasının da doğru olmadığını, bu algının ortadan kaldırılmasına yönelik bilgilendirme çalışmalarının hızla yapılmasını öneriyoruz.

ORMAN YANGINLARININ YÖNETİMİNDE KAMUOYU DESTEĞİ ÖNEMLİ

Tümüyle ortadan kaldırılması mümkün olmayan orman yangınlarıyla mücadelede ya da daha doğru bir ifade ile orman yangınları yönetiminde kamuoyunun desteği son derecede önemlidir. Orman yangınlarıyla birlikte yaşamayı esas alan ‘Orman yangınlarına uyumlu toplum’ oluşturabilme çalışmalarına gecikilmeden başlanması zorunluğu vardır. Tıpkı deprem konusunda olduğu gibi orman içi ve bitişiğinde yaşamak durumunda olanlardan başlamak üzere toplumun tüm katmanları orman yangınlarını önleme, orman yangını sırasında nasıl davranılması ve yangın sonrasında nelerin yapılması gerektiği konularında bilgili ve eğitimli olmak durumundadırlar.

‘ORMANLARIN TOPLUMSAL YARARI ÖNE ÇIKARMALI’

Bunun hayata geçirilmesi ve kamuoyunda orman yangınları vesilesi ile ormancılık konusunda oluşan olumsuz algının ortadan kaldırılması için, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü’nün ormanların toplumsal yararlarını öne çıkaracak hizmetlere ağırlık vermesi, ormanları planlarken ekonomik kazançlardan daha çok ekolojik fonksiyon ve hizmetleri öne çıkarması ve halka doğru bilgileri zamanında verecek sağlıklı iletişime dayanan bir halkla ilişkiler yapısı oluşturması gerekmektedir. Üzerimize düşen kamusal denetimi yapmaya, orman yangınları dâhil her türlü ormancılık konusunda kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğimizi, ormanlarımızın korunması ve geliştirilmesi konusunda Orman Genel Müdürlüğü ile kurumsal iş birliğine hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

Önceki haberİngiltere’de ‘günlük hayatın askıya alınması’ tartışılıyor
Sonraki haberKuzey Kıbrıs’ta kritik dört gün…
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.