Ormanlar maden kuşatması altında

Kaz Dağları, Alaplı, Ünye-Fatsa, Murat Dağı… Doğayı tehdit eden maden projelerinden sadece birkaçı. AKP’nin son 13 yılında 99 bin hektar orman madenlere açıldı. Ormanlardaki maden alanı önceki döneme göre üçe katlandı.

Kaz Dağları son günlerde altın madeniyle gündemde. Kanadalı Alamos Gold şirketinin yürüttüğü Kirazlı altın madeni projesine karşı direniş 32. gününe girdi. Ancak Kirazlı, doğayı tahrip eden tek maden projesi değil. Murat Dağı’ndan, Ünye-Fatsa’ya, Zonguldak Alaplı’dan İznik, Samsun ve Lapseki’ye çok sayıda maden, orman alanında faaliyet gösteriyor.

Özellikle son yıllarda on binlerce hektar orman madenlere teslim oldu. Söz konusu projeler, Türkiye’nin dört bir yanında ekosistemi tehdit ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor.

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Doğanay Tolunay’a göre günümüzde 9.6 milyon hektar olan bozuk ormanların önemli bir kısmı orman tahribatı ile oluşuyor. Madencilik faaliyeti ise ormansızlaşmanın başlıca nedenlerinden biri. Peki bu noktaya nasıl gelindi?

Yasal süreç nasıl başladı?

Türkiye’de ormanlar, Anayasa’nın 169. maddesi ile korunuyor. Bu maddede özetle “…ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez…” deniliyor.

Ancak 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 16, 17. ve 18. maddeleri ile orman alanlarında uzun süreli olarak başka arazi kullanımlarına izin verilebiliyor. İzin süresi en fazla 49 yıl olabilirken, süre bitiminde iznin 99 yıla çıkarılması mümkün. Orman Kanunun 16. maddesi ile maden arama, işletme, tesis ve altyapı tesis izinleri veriliyor. 18. maddesi ile de devlet ormanları içindeki odun kömürü ocakları, define arama gibi izinler düzenleniyor.

Öte yandan 2004 yılında yürürlüğe giren 5177 sayılı Maden Yasası, orman alanlarında madencilik faaliyetini hızlandırdı. Bu yasayla 3213 sayılı Maden Yasası büyük ölçüde değişikliğe uğradı. Yeni yasayla en iyi nitelikteki ormanlarda bile taş ocağı dahil her türlü maden arama ve işletme imkanı getirildi. Ormancılar Derneği’ne göre, 2004 yılındaki değişiklik ve 2005’te Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesi, etkisini 2007 yılında göstermeye başladı.

Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli eski Şube Başkanı, Çevre Yüksek Mühendisi Sait Ağdacı’ya göre Ekim 2017’de yapılan yasa değişikliğiyle de su havzaları koruma alanları daraltıldı. Daha önce 5 km yakına kadar madencilik yapılabilirken bu mesafe 1 km’ye çekildi.

Prof. Doğanay Tolunay, Maden Yasası’ındaki değişiklikle dünyanın sayılı ekosistemine sahip olan Kazdağları, Artvin gibi yörelerin yerli ve yabancı firmaların kullanımına açıldığına dikkat çekiyor.

Kaç ormanda maden sahası açıldı?

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Orman Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 2012-2018 yıllarını kapsayan son yedi yılda 65 bin 883 hektar orman madencilik faaliyetine açıldı.

Orman Genel Müdürlüğü’nün 2018 Orman İstatistiklerine göre; 2018 yılında 7 bin 962 hektar ormanda madencilik izni verildi. Son yıllardaki artış ise dikkat çekici. Doğanay Tolunay imzalı Dünyada ve Türkiye’de Ormansızlaşma adlı rapora göre; 2006’da 4 bin 36, 2007’de 6 bin 953, 2008’de 6 bin 866, 2009’da 5 bin 410, 2010’da 3 bin 547, 2011’de 6 bin 429 hektar orman, madenlere teslim edildi.

Bakanlık verileri ise 2012’de 6 bin 336, 2013’te 5 bin 872, 2014’te 11 bin 754, 2015’te 8 bin 765, 2016’da 11 bin 949, 2017’de 13 bin 245 hektar ormanın madenlere açıldığına işaret ediyor. Özetle son 13 yılda madenlere açılan orman alanı 99 bin 124 hektarı buluyor.

AKP döneminde ne değişti?

Türkiye Ormancılar Derneği’nin 2019 raporuna göre maden tahsislerindeki artış sadece Maden Kanunu’nun ve ilgili yönetmeliklerinin değiştirildiği yıllarla sınırlı kalmadı.

Dernek, AKP’nin iktidarda olduğu 2003-2015 arasındaki 13 yıllık dönemle, AKP öncesi 13 yıllık 1989-2001 dönemi karşılaştırdı.

Buna göre maden tahsis sayısı yıllık ortalama bin 87’den, yüzde 143 artışla 2 bin 483’e yükseldi. Önceki dönemde yılda ortalama 2 bin 483 hektar orman alanı madencilik faaliyetleri için tahsis edilmişken, AKP döneminde yüzde 170 artarak 6 bin 699 hektara çıktı.

AKP’nin son 13 yıllık iktidarına bakıldığında da tablo değişmiyor. Veriler, aksine son dönemde tahribatın daha da arttığını ortaya koyuyor. Dünya ve Türkiye Ormansızlaşma Raporu ve Orman Genel Müdürlüğü’nden derlediğimiz verilere göre son 13 yılda yıllık ortalama 7 bin 625 hektar orman madenlere açılırken, bu rakam 1989-2001 arasında izni verilen 2 bin 483 hektar alandan üç kat fazla. İki dönem kıyaslandığında yüzde 207 artış var.

Ağaçlandırma yeterli mi?

Ormanlarda artan madencilik faaliyetlerine ilişkin tepkiye karşılık olarak bu alanlardaki kesim kadar ağaçlandırma yapıldığı söyleniyor. Ormancılık Kanunu’na göre işletme süresi bitiminde de orman alanlarının tekrardan ağaçlandırılması gerekiyor.

Ancak Prof. Doğanay Tolunay, 2005, 2007, 2014 ve 2015 yıllarında ormanlardan verilen izin miktarlarının ağaçlandırmaları geçtiğine işaret ediyor. Üstelik bu ağaçlandırma rakamlarının içinde yol kenarı ağaçlandırmaları gibi ormana dönüştürülmeyen alanlar da bulunuyor. Ormancılar Derneği’ne göre ise 2015-2017 döneminde rehabilite edilen maden alanı 3 bin 678 hektar.

Gündemdeki madenler hangi şirketlere ait?

Çevre Yüksek Mühendisi Sait Ağdacı, Türkiye’nin ormanlarının yüzde 60’ının maden araması ve işletilmesi için projelendirildiğine işaret ediyor. Ağdacı’nın verdiği bilgiye göre son 10 yılda verilen maden arama ve işletme ruhsatı sayısı 163 bin 218. Verilen ruhsatlardan 593’ü ise 183 yabancı şirkete ait.

Kanadalı Alamos şirketinin Kirazlı, Ağı Dağı ve Çamyurt ile birlikte Kaz Dağları’nda toplam 3500 hektarda arama ruhsatı bulunuyor. Kanadalı Centerra Gold isimli şirket de Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde altın aramak için sondaj çalışmalarına başladı.

Yine Kanadalı olan Eldorado Gold Corporation, Türkiye’deki taşeronu Tüprag Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ aracılığıyla Samsun’un Kavak ve Havza ilçeleri arasında kalan Şahin Dağları’ndaki 1975 hektar alanda 16 Ekim 2024 tarihine dek altın madeni araması yapmak için ruhsat aldı.

Kütahya’nın Gediz İlçesi’ne bağlı Karaağaç Köyü’nde çıkarılması planlanan altın-gümüş madeni için ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) olumlu kararı ise 8 Mayıs 2018’de verildi. ÇED dosyasına göre proje sahasının tamamı 534 hektardan oluşuyor. Projenin sahibi ise 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yeğeni Bahattin Özal’ın sahibi olduğu Odaş Enerji’ye bağlı Anadolu Eksport Maden firması.

Artvin’de Çalık Holding’e bağlı olan Lidya Madencilik ve Kanadalı Sandstorm Gold şirketi tarafından ortak olarak kurulan Artmin Madencilik faal görünüyor. Şirket, Artvin’in Yukarımaden ve Aşağımaden köylerinde planladığı Hod altın, bakır yeraltı maden işletmesi için kapasite artışına gidiyor. Proje ile ilgili olarak ÇED raporu da protestolara rağmen onaylandı. Lidya Madencilik ayrıca Erzincan’daki Çöpler Altın Madeni’nde Kanadalı Alacer Gold şirketiyle arama yapıyor.

İznik’te Aydınlar köyü mevkiinde bulunan bin 893 hektarlık alanda çinko, kurşun ve bakır ocağı projesi için de ÇED süreci başladı. Projeyi yöneten şirket ise Ergüden Madencilik Hayvancılık İnşaat Tarım San. ve Tic. Ltd. Şti.

Bahar Madencilik ile İngiliz Stratex International Madencilik’in birlikte kurduğu Altıntepe Madencilik Şirketi, Ordu’nun Fatsa-Ünye ilçeleri arasında yer alan 196 hektarlık bölgede 5 yıldır altın çıkarıyor. 2013 yılında faaliyete başlayan İngiliz ortaklı şirket, ruhsat sürelerinin bitmesine günler kala süreyi 5 yıl daha uzatmak için harekete geçti.

Sektörde Cengiz Holding, Eczacıbaşı Holding, Koç Holding ve Koza Altın gibi yerli şirketler de oldukça faal. Cengiz Holding’e ait Eti Bakır, Artvin Murgul ve Kastamonu Küre’de yeraltı madenciliği yapıyor. Cengiz İnşaat’ın Kaz Dağları’nda da ruhsat sürecinin devam ettiği belirtiliyor.

Koza Altın’ın ise İzmir’in Ovacık ve Çukuralan, Gümüşhane’nin Mastra, Eskişehir’in Kaymaz, Kayseri’nin Himmetdede bölgelerinde altın madeni bulunuyor. Eczacıbaşı’na ait ESAN Madencilik San. Ve Tic. A.Ş.’nin Lapseki’de Bayramdere Barajı’nın yakınında altın madeni açma girişimleri devam ediyor.

Nurol Holding’e bağlı TÜMAD Madencilik ise Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde aktif olan tek altın madenciliği şirketinin sahibi. Maden 2017’de işletmeye alındı. Aynı şirket, Balıkesir’deki İvrindi Altın ve Gümüş Madeni’nin işletmesine de sahip.

Koç Holding’in iştiraki Demir Export ise Sivas Bakırtepe Altın Sahası, Kayseri Kaş Altın Madeni’nde faaliyet gösteriyor.

Öte yandan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 60 kilometrelik uzunluğa sahip Munzur Dağları’nın tamamının ise maden sahası ilan edildiğini bildirdi. Dersim’de halihazırda 145 maden projesi bulunuyor.

Projelere neden tepki var, çevreye etkileri ne olacak?

Ruhsat verilen maden projelerine ise halk tepkili. Kaz Dağları’nda eylem devam ederken Munzur ve Fatsa da protestolara sahne oldu. Artvin, 25 yıldır Cerattepe dağlarında maden karşıtı mücadeleye sahne oluyor. Muğla’da Global Holding’e bağlı Straton Madencilik firmasının altın madeni projesi ve Balıkesir’de Demirtepe altın madeni projesi yerel halkın tepkisi sonucu iptal edildi.

Devam eden maden projeleri ormanların tamamının yok olmasına yol açmasa da parçalı hale getiriyor. Bu da orman ekosistemini yok ediyor. Sait Ağdacı, söz konusu projelerle sadece ağaçların kesilmediğini, yeraltı sularının da kirlendiğini belirtiyor. Ormanın bir ekosistem olduğuna işaret eden Ağdacı, maden projeleri dolayısıyla toprak altındaki kaynakların. toprağın altında ve üstünde yaşayan canlıların yok edildiğini vurguluyor.

Ağdacı “Kaldı ki dünya üzerinde karbon yutağı olarak iki sistem vardır, biri ormanlar diğeri denizler. İkisini de yok ediyoruz. Karbon yutaklarını yok edersek emisyon artacak ve artık nefes alamayacak duruma geleceğiz” uyarısı yapıyor.

Pelin Ünker

© Deutsche Welle Türkçe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.