Ormanları arsaya dönüştüren yönetmeliğe tepki

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Bu yönetmelikle ormanlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın arsa ofisine dönüşecek…

Yapılaşmaya elverişli orman arazilerinin orman dışına çıkarılmasına ilişkin yetkiyi Cumhurbaşkanına veren yönetmeliğe tepkiler sürüyor. 7 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe giren yönetmeliğin getireceği yıkıcı sonuçlar tartışılırken, Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nden de konuyla ilgili bir açıklama geldi. Ormanların Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yeni yapılaşma hedefi haline getirilerek inşaat sektörüne ve yapsatçılara gün doğduğu görüşüne yer verilen açıklamada“Anayasa’nın 169. ve 170. Maddeleri ile 6831 sayılı Orman Kanunu`nun 2. Maddesine açıkça aykırı olarak hazırlanan bu Yönetmelikle ormanlar; deyim yerindeyse Çevre ve Şehircilik Bakanlığının arsa ofisine dönüşmektedir. Yönetmelik gecikmeksizin yürürlükten kaldırılmalıdır. Ormanı, doğayı, toprağı seven herkesi bu konuda duyarlı davranmaya ve bu konuyu gündemde tutmaya çağırıyoruz” denildi.

Orman arazilerinin yağmalanmasının yolunun açan düzenlemeye bir tepki de Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nden geldi. Resmi Gazete’nin 7 Ocak 2021 tarihli sayısında yayımlanan 3413 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun Ek 16. Maddesi kapsamında ‘Orman Dışına Çıkarma İşlemlerine İlişkin Yönetmelik’ yürürlüğe girmişti.

SINIRLARI CUMHURBAŞKANI TARAFINDAN BELİRLENECEK

Kamuoyunun tepkisini çeken yönetmelik, sınırları Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek olan, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler ile üzerinde yerleşim yeri bulunan yerler ve yerleşim yeri oluşturulması uygun arazilerin orman sınırları dışına çıkarılmasına olanak sağlıyor.

‘ORMANLAR BAKANLIĞIN ARSA OFİSİNE DÖNÜŞÜYOR’

Yönetmeliğin getireceği olası sonuçlara yönelik bir açıklama yapan Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği, “Anayasa`nın 169. ve 170. Maddeleri ile 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. Maddesine açıkça aykırı olarak hazırlanan bu Yönetmelikle ormanlar; deyim yerindeyse Çevre ve Şehircilik Bakanlığının arsa ofisine dönüşmektedir” görüşünü paylaştı.

MUHAFAZASINDA YARAR OLMAYAN YERLER ORMAN DIŞI BIRAKILACAK

Anayasa’nın 169. Maddesinde; “Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile… şehir, kasaba köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz” hükmünün yer aldığına işaret edilen Kırsal Çevre Derneğinin açıklamasında, buna karşın söz konusu yönetmelikle bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerlerin orman sınırı dışına çıkarılması amaçlandığı kaydedildi.

YÖNETMELİĞİN DAYANAĞI DA ANAYASA’YA AYKIRI

Yönetmeliğin dayanağı olan ve 2018 yılında 7139 sayılı torba Kanun ile Orman Kanunu’na eklenen Ek 16. Maddenin de Anayasa’ya açıkça aykırı olduğu görüşüne yer verilen açıklamada, “Buna rağmen, bu maddeye yönelik yapılmış olan itiraz Anayasa Mahkemesi’nin 16.07.2020 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ancak, hem Ek 16. Madde hem de bu maddeye dayanarak hazırlanmış olan Yönetmelik, Anayasa`nın 169. Maddesinde bulunan ‘aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen’ ifadesinin daraltıcı anlamını yok saymaktadır” denildi.

PARAYA ÇEVRİLEMEYEN ORMANLAR YAPILAŞMAYA AÇILACAK

Yönetmeliğin ormanlar üzerinde baskı oluşturacak maddelerinin doğuracağı olası sonuçlarına da yer verilen açıklamada şu bilgilere yer verildi: “Madde 4.C ile ‘Bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yer’in tanımı, üzerinde ağaç toplulukları bulunmayan, ormancılık faaliyetleri ve ekonomisi yönünden orman kurulmasında yarar olmayan yerler olarak belirtilmiştir.

ÜZERİNDE EN AZ 5 TANE YAPI OLAN ARAZİ ‘YERLEŞİM YERİ’ SAYILACAK

Madde 4.O ile ‘Tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olmayan arazi’ ise, toprak derinliğinin 20 cm`den az olduğu veya arazi meylinin %12’nin üzerinde olduğu araziler ile tuzluluk, alkalilik ve drenaj sorunu nedeniyle mevcut haliyle tarımsal ürün yetiştirilemeyecek araziler olarak tanımlanmıştır. Madde 4.R ile orman sınırları içerisinde en az beş adet olmak üzere toplu yapılar, özel iş yerleri, kamusal binalar ile ahır, samanlık, ambar, avlu, yol ve tesisler gibi müşterek olarak kullanılan yerler ‘yerleşim yeri’ olarak nitelenmiştir.

TALEP ÜZERİNE ARAZİLER ORMAN SINIRI DIŞINA ÇIKARILACAK

Madde 8’de ‘Bu Yönetmeliğe göre yapılacak orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine; ilgili valiliğin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Milli Emlak Dairesi Başkanlığı ve Milli Emlak Müdürlüğünün söz konusu sahanın bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğünden talepte bulunması üzerine başlanır. Her mahalle veya köy için talebin ayrı ayrı yapılması gerekir.’ denmiştir.”

ORMANLAR BAKANLIĞIN YENİ YAPILAŞMA HEDEFİ HALİNE GETİRİLDİ

Ormanların Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yeni yapılaşma hedefi haline getirilerek inşaat sektörüne ve yapsatçılara gün doğduğu görüşüne yer verilen Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nin açıklamasında, “Yakında Müteahhitlerin ormanın içinde, ağaçların arasında, kuş sesleri eşliğinde konut reklamlarını dinleyeceğimiz anlamına gelir” ifadelerine yer verildi.

‘ORMAN İÇİ AÇIKLIKLAR EKOSİSTEMİN AYRILMAZ PARÇASI’

Üzerinde ağaç topluluğu bulunmayan, ormancılık ekonomisi açısından yararsız görülen kayalık, taşlık ve verimsiz olarak nitelenen yerlerin doğal mı yoksa insan eliyle mi açıldığına bakılmayacağına işaret edilen açıklamada ayrıca şu görüşlere yer verildi: “Dahası, orman içi açıklıkların barındırdığı bitki, böcek, hayvanlar ile orman ekosisteminin ayrılamaz bir parçası olduğu göz ardı edilmiştir. Hayvanlar ve böceklerin beslenip çoğaldığı orman içi açıklıklar, orman ekosistemi için yaşamsal önemdedir. Üzerinde ağaç bulunmuyor ve ekonomik yönden orman kurulmasında yarar bulunmuyor diye orman içi açıklıkların ‘orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yer’ olarak nitelenmesi, bilim ve fen ile taban tabana zıttır.

‘TOPRAK DERİNLİĞİ 20 CM’DEN AZ OLAN ORMANI ARSAYA ÇEVİRMEK BİLİM VE ETİK DIŞIDIR’

Orman içi açıklıkların yapılaşmaya açılması ile orman ekosisteminin parçalanacağı ve sonunda yıkıma uğrayacağı gerçeği görmezden gelinmiştir. 20 cm’den daha az toprak derinliğini gerekçe göstererek ormanı arsaya çevirmek bilim, fen ve etik dışıdır. Ormanlar genellikle dağlık, sarp ve yerleşime elverişli olmayan yerlerde bulunurlar. Taşlık, kayalık bir yerde 20 cm’ye yakın toprak varsa, orada orman olur. Günümüzde orada orman bulunmaması, güçlü olasılıkla insan eliyle ormansızlaştırıldığının göstergesidir. Yeniden ormanlaştırılabilir.

‘YÖNETMELİK GECİKMEKSİZİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMALIDIR’

Yönetmelikte Anayasa’nın 169. Maddesine aykırı olarak yer alan, ‘28.04.2018 tarihi itibari ile üzerinde yerleşim yeri bulunan veya yerleşim yeri oluşturulması uygun olan’ ifadesiyle ormanların yerleşime açılması orman cinayetidir. Anayasa’ya ve Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olan bu Yönetmeliğin uygulanmasının toplum vicdanını yaralayacağı konusunda iktidarı uyarıyoruz. Yönetmelik gecikmeksizin yürürlükten kaldırılmalıdır. Ormanı, doğayı, toprağı seven herkesi bu konuda duyarlı davranmaya ve bu konuyu gündemde tutmaya çağırıyoruz.”

 

Önceki haberBunda da torpil dönemi başladı: Sağlıkçı olmayanlara aşı
Sonraki haberJohnson: Yeni mutasyon daha ölümcül olabilir
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.