Ortada kalmak

Ortada kalmak

0
PAYLAŞ

Kimilerinin yaşamı tutarsızlıklarla doludur. Onlar budurumdan rahatsız olmazlar. Çünkü böyle birinin dünyası akıllı bir insanındünyası olmaktan çok bir çıkarcının dünyasıdır. Yaşamındaki tutarsızlıklardüşünmeden yaşadığı yılların ürünüdür. Erkek arkadaşıyla görüşen kızınaetmediğini koymaz, sonra gider çok genç bir kızın “aşk”ını parayla satın almayakalkar. Bunu bir kötülük diye yaşar mı? Umurunda değildir. Düşünmeden yaşamakbirçok bakımdan daha verimlidir. O zaten bir bilge olmayı düşünmemiştir.Bilgelik tutarlılığı gerektirir. Nedir tutarlılık?Özgeciliği savunuyorsanız bencil olamazsınız, demokratsanız her türlü baskıyakarşı durmanız gerekir, toplumcu dünya görüşüne bağlıysanız paylaşmayıbileceksiniz. Bilgece yaşayabilmek için insanın yetinmeyi bilmesi, acılarkapıyı çalınca onlara içeriye buyurun diyebilmesi, birçok şeye hatta açlığasefilliğe yoksunluğa gülerek katlanabilmesi gerekir, bunun için de yetkin birbilinç düzeyine ulaşmış olmak zorunludur. Her türlü değerin ötesine geçmişinsanın yetkin bir bilince gereksinimi yoktur.

Kimileri de orta yerde kalmıştır. Bunlar yarım yamalakbilgelerdir. Onlar ne bilgedir ne değildir. Bilgelikte yarı yolda kalmış kişiiçinde iki ayrı insan taşıyor gibidir: bunlardan biri her türlü güçlüğekatlanmak isteyen bir mert adam bir inanç adamı, öbürü katlanmaktansa kolayakaçıp rahata ererim demekten kendini alamayan bir dünya adamı. Yarım yamalakbilgede bir görmüş geçirmiş insan havası vardır, onu her zaman sevimli kılanbir sıradan adam havası vardır. Gözlerinizi bu havanın altında yatan gerçekliğediktiğiniz zaman bambaşka şeyler göreceksiniz: işini bilen, buna göre her zamanbirileriyle iyi geçinmek isteyen, söz rüşvetleri veren, yapay bir yumuşaklıkörtüsüne bürünmüş olan güçsüz bir kişilik. Belki de yüzeyde parıldayan bu“insan adam” bu sıradan adam bu mert adam imgesi onun vaktiyle olduğu ya daolmak istediği ama toplumun olumsuz koşulları çerçevesinde sonradan iyideniyiye gözden çıkardığı dirençli adamın son izidir. Bu ortada kalmış insanınüstünde çok zaman bir suskun ya da küskün insan havası vardır: değer bilmeyenbir dünyada o da değerini ortaya koyamamıştır. O suskunluk ya da küskünlüksindirilememiş bir teslim olma kolaylığının özrünü duyurur alttan alta.

Gençliğinde arkadaşlarıyla sabahlara kadar yetkin insanolmanın koşullarını konuşup tartışırlardı. Umut doluydular. Kendilerindenöncekiler bu direnci bu dürüstlüğü bu sağlamlığı gösteremedikleri içintoplumsal yaşam içinden çıkılmaz bir duruma girmiştir. Artık savaşmakzamanıdır. Bu ülkü insanı yavaş yavaş başka bir yola doğru ilerler. Kolayakaçmayla başlayan seçimlerini alışkanlık durumuna getirir. Yükümlü olduğuişlerde en iyiyi öngörmediği, “Canım bu kadarı da yeter, oldu işte!” demeyi pekgüzel öğrendiği bellidir. Nasıl olsa sırtını yaslayacağı birileri vardır. İştebu ikilemlerle dolu yaşam, sağlam görünüşler altında sürdürülen bir tür yarıbilge yaşamı giderek çekilmez olur. Yaşamını bile bile kaba tutarsızlıklarüzerine kurmuş olan öbür adam bu ortada kalmış adamdan daha mutludur. Buortadaki adam bir yanı iyide güzelde doğruda karar kılarken öbür yanıyla hepkolayı seçmiş ve seçiminin getirdiği sıkıntılara katlanmak zorunda kalmıştır.Olursa olur olmazsa kaldırır atarız formülünün pek de yarayışlı bir formülolmadığını yaşam deneyleri ona göstermiştir sonunda: çevresinde dönüp duranbudalalıklar, bir takım densiz yaratıkların sefillikleri, ne istediğinibilmeyen birilerinin çıkardığı gürültü onu iyiden iyiye zorlamaya başlar. O budurumda kendini suçlayacak mıdır? Kendini eleştirecek midir? Ben bunları hakettim diyebilecek midir? Bilinmez.

Tutarsızlığı yaşam felsefesi yapmışların yaptığınıyapabilse, toplumsal yazgının onun için öngördüğü kaba koşulların çekinmedenizini sürebilse gönlü daha rahat olacaktı. Ben altta kalmak istemiyorum, benimde doğru dürüst yaşamaya hakkım var, onun için yoldan çıkıyorum, bu yolda hertürlü sonucu kaldırmaya hazırım diyebilse, her türlü küçüklüğe kapısınıaçabilse gönlü daha rahat olacaktı. Ne olur beni hoşgör yüreğim, siz de benihoşgörün dostlarım, bu akışa uymak zorundayım diyebilse daha mutlu olacaktı.Bunu diyemeyecek kadar doğrucu bunu diyemeyecek kadar kuşkuludur. Bir ayağı bukıyıda bir ayağı öbür kıyıda yaşamak zorundadır. Sıkıntılar büyüdükçe büyür,yaşam çekilmez olur. Kısacası, dostlarım, herkes seçimlerini doğru yapmalı,arada kalmamalı. Ya bu dünya ya öbür dünya gerçeğini benimseyebilmeli. İçindehayır demeyi bilen, katlanmayı göze alan dirençli bir savaşçı taşımalı insan.Ya da ben bu kadarım beni yok sayın demek yürekliliğini gösterebilmeli.

BİR CEVAP BIRAK

nineteen − thirteen =