Ortadoğu ve AB üzerinde oyunlar

PAYLAŞ

Attilâ İlhan’ın ilginç bir savı vardı. Ona göre, ABD’nin kuruluş dönemi Osmanlı’nın çöküş döneminden bile kısa. Bu nedenle, ABD güçlü bir devlet geleneğine sahip olamamaktadır. Bu savın birinci bölümü doğru olabilir. Zira, Osmanlı’nın duraklama dönemi Kanuni döneminden başladığına göre, gerçekten ABD’nin devlet olma dönemi Osmanlı’nın çöküş döneminden daha kısadır, denebilir. Ancak, teknoloji verimlilik artışı sağlayarak her süreci kısalttığı gibi, imparator olma dönemini de kısaltıyor olabilir. Osmanlı döneminde ne bilgisayar vardı, ne simülâsyon teknikleri biliniyordu ne de üniversitelerde siyaset bilimi bugünkü kadar ileri idi. Oysa günümüzde tüm bu olanaklar siyasetçilerin ve güçlü burjuvazinin lehine dönmüştür. Bugün bilgisayarda simülâsyon teknikleri ile yüzlerce alternatif projeler üretilmekte, A-plânından Z-plânına dek çok geniş bir seçenekler tayfı oluşturulabilmektedir. Osmanlı döneminde böyle bir olanak söz konusu değildi. O nedenle, Attilâ İlhan’ın ilginç tezini biraz ihtiyatla karşılamak gerekmektedir, diye düşünüyorum.

Diğer bir bakış açısı da, uluslararası ilişkilerdeki gelişmelerin yarattığı farklılıktır. Osmanlı döneminde varolan üretim ilişkilerinin devletleri karşı karşıya getirme nedenleri ve koşulları bugünkünden çok farklı idi. Eskiden uluslararası ilişki ve yakınlaşma devletler temelinde ve daha çok çatışma ortamında gelişiyordu. Genelde halkın bu ilişkiden pek haberi olmadığı gibi, ilişkilerin yönlendirilmesinde dahli de söz konusu değil idi. Oysa günümüzde uluslararası ilişkiler ekonomik zeminde yürütüldüğünden toplumların sermaye yapılarına bağlı olarak, sınıfsal ilişki düzeyinde cereyan etmektedir. Günümüzün uluslararası devlet politikaları ulus içi ve uluslararası  sınıfsal ilişki ve çıkarlar doğrultusunda şekillenmektedir. Bu nedenle, geçmişin yayılmacılık politikaları ile günümüzün sömürgecilik politikaları birbiri ile karşılaştırılamayacak kadar farklıdır ve o derecede de girifttir.

Günümüzün imparator adayı ABD bir yandan gelişmiş sermayesi ve burjuvazisinin dürtüleri, diğer yandan da politika alanında ülke temelinde ihtisaslaşmaya varan derin çalışmalar yapan üniversitelerinin desteğiyle oldukça güçlü ve etkili çağdaş sömürgecilik politikasını yürütebilmektedir. Çağdaş sömürgecilik politikasının geçmiştekinden çok önemli bir farkı da günümüzün etkili sömürgeleştirme araçlarının ekonomik ilişkiler kılıfında yürütülüyor olduğundan dolayı algılanamamasıdır. Bu nedenle, günümüzün “Hayalet Sömürgecilik Araçları” sömürgeci uluslara politikalarını yürütmede çok büyük avantajlar sağlamaktadır.
 ABD’nin başındaki bir dizi soruna ilâveten iki önemli sorun âcil çözüm beklemektedir. Sorunlardan biri Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ve İslâm dünyasının arasını açarak, AB üye devletlerini Büyük Ortadoğu Projesi’nden uzak tutmak, diğeri ise, bizzat İslam ve Ortadoğu ülkeleri arasında varolan bölünmeleri daha da derinleştirerek, Ortadoğu’nun yutulmasını kolaylaştırmaktır. Birinci sorun için son günlerin Hz. Muhammet karikatürü ile İslâm dünyası ile AB topluluğunun arası açılmaya, ikinci sorun için de İran’ın nükleer silâha sahip olma politikası güttüğü iddiası ile Türkiye’nin ve tüm çevre ülkelerinin gözü korkutulmaya çalışılmaktır. Öyle gözüküyor ki, her iki politika aracı da oldukça etkili bir şekilde görevi yerine getirmektedir.

Açıktır ki, Hz. Muhammet karikatürü bir karikatür olmanın çok ötesinde ve dışında çirkin ve kışkırtıcı resimdir. Niçin böylesi çirkin bir saldırı, niçin bu çirkin saldırı Türkiye-AB müzakerelerinin başladığı bir döneme denk getirildi, vs..vs..Bu sorular daha artırılabilir.

İkinci mesele olan İran’la ilgili nükleer silah iddiası da benzer muammalarla doludur. İran’ın nükleer silâh yapımı ABD’yi bu denli rahatsız ediyorsa, Pakistan veya Kore niçin aynı derecede rahatsızlık yaratmıyor ki?

Hz. Muhammet’e yönelik saygısızlık ile AB ve İslâm dünyası karşı karşıya gelmiştir. Umalım, olaylar daha da tırmanmasın! Bu olayın, fikir ya da ifade özgürlüğü ile uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığı açıktır. Halkların kutsal duygularına saldırıda fikir özgürlüğüne bu denli saygılı olan Avrupa’nın göbeğinde Türkiye’nin Ermeni soykırımı yapmadığı iddiası soruşturulmadı mı!

İran’ın nükleer silâh programı savında ise, doğal olarak Türkiye rahatsız olmaktadır. Komşu ülkenin nükleer silâha sahip olması bizi rahatsız ederken, komşumuzla ilişkimizin bozulması ve birbirimize düşmemiz söz konusu olabilir. Komşular arasındaki hoşnutsuzluktan en fazla yararı ABD’nin sağlayacağı açıktır.

Osmanlı dönemindeki üretim ilişkileri ve gelişmemiş ekonomilerin oluşmamış burjuvazi çıkarı uluslararası alanda böylesi oyunları gündeme getiremezdi. Kaldı ki, o dönemlerde günümüzün gizli sömürgeleştirme araçları da yok idi. Amaçların üretilmesinde ve uygulanmasında zamanların uzunluğu ve kısalığı değil, teknoloji ve kararların halklara yaygınlığı egemendir.

Uluslararası ilişkilerdeki çıkar çatışmalarından yararlanan günümüz sömürgeci ekonomilerinin politikalarını çözümlemek, doğal olarak, sömürülen uluslara çok şey katar. Ancak, aynı derecede önemli olan diğer bir yaklaşım da, sömürgeci politikalar karşısında müşterek politika uygulayamayan bölge ülkelerinin yanlış politikalarının analizidir. Kapitalist üretim ilişkileri ve sınıf temelinde yükselen ulus-devlet oluşumlarında uluslararası politikalar sınıfsal çıkar çatışmaları tabanında yükseldiğinden toplumlar arasındaki çatışmalar sürgit devam eder. Bu süreçten de en büyük yararı sömürgeci ileri kapitalist ekonomiler sağlar. Sömürgeci kapitalistlere karşı müdafaa konumundaki çevresel konumlu ekonomilerin devlet yapılarının çıkar çatışması üzerine değil de, çıkar birliği üzerine kurulmuş olması sömürgeci ekonomiler önünde ciddî bir engel oluşturabilir.

___________
* Prof. Dr.

 

 


 

CEVAP VER