Oscar’lık atlet Pistorius

Daha önce de 5-6 yastık altı hikayemi canlı yayında yaşatarak anlatan Cem Özer’in o geceki programında anlattığı hikayem, sakat bir atletin azim ve mücadele dolu hikayesiydi. Sonu şöyle bitiyordu.
Olimpiyat oyunları hedefiydi, hayatıydı… Hem talihti o yendiği, hem sistemin sakatıydı…
Şimdi Londra olimpiyatlarının pistlerinde, buna benzer bir hikaye altın harflerle spor tarihine yazılıyor. Olimpiyatlara katılan ilk engelli sporcu olan Güney Afrikalı atlet Oscar Pistorius, 400 metre elemelerinde serisini 2. bitirmeyi başararak yarı final koşmaya, yani devlerin arasında yarışmaya hak kazandı. Yarı finalde kazanması belki mümkün değildi ama, oraya kadar nasıl yükseldiğinin, engelleri nasıl aştığının azim ve ibret dolu hikayesi ile bence Londra olimpiyatlarının platin madalyalı tek atleti oldu.
1986 yılında Güney Afrika’da iki fibula kemiğinden yoksun bir şekilde doğan Oscar Pistorius, engelleri spor yaparak aşmayı hedef edindi. Spor onun dayanağı oldu. Protez bacaklarıyla ilk olarak sutopu, ardından tenis, kriket ve rugby’e merak saldı. Atletizm hayatındaki ilk önemli başarısını 2004 Atina Paralimpik Oyunları’nda 200 metrede altın, 100 metrede ise bronz madalya alarak elde etti.
Bacaklarında bulunan karbon fiber özel ekipmanlarla koşan Pistorius’un, atletizm dünyasında yavaş yavaş adından söz ettirmeye başladığı sırada, Uluslararası Atletizm Federasyonu IAAF’in “avantaj sağlayan herhangi bir ekipmana sahip bir sporcu olimpiyat oyunları’nda yarışamaz“ şeklinde uygulamaya koyduğu kuralla, 2008 Pekin Olimpiyat Oyunlarına, onca hazırlandığı halde, katılma hayalleri sona erdi. O yıl sadece Paralimik oyunlarına katılabildi ve Pekin Paralimpik Oyunları’nda 100, 200 ve 400 metrede altın madalya kazandı.
Mücadelesi sadece pistlerde rakiplerine karşı değil, ona insani hakkını teslim etmeyen sisteme karşı idi. Varolma mücadelesi olarak gördüğü davasını Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi CAS’a taşıdı. CAS’taki davasında, kullandığı protezin avantaj değil, özellikle start anında kendisine dezavantaj yarattığına dikkat çeken Oscar’ın savunması haklı bulundu ve CAS, Güney Afrikalı atlete uygulanan yasağı kaldırdı. Yapılan araştırmalar, protezin bacağa göre hafif olsa da, normal bir atlete göre kalça hareketini sağlamak için ortalama dört kat daha fazla enerji harcattığını ortaya çıkarmıştı. Evet, durum adil değildi, ama aleyhine olarak… Ve bu şartlarda katıldı yarışlara.
Oscar, Londra’ya iki farklı kategoride koşmak için geldi. Londra’da hem olimpiyatlarda, hem de paralimpik oyunlarında mücadele ediyor. Ayrıca 4×400 metre bayrak yarışında da, final koşmak için piste çıkacak.
Ne olursa olsun “ bacakları olmayan en hızlı adam “ bu yaz yalnızca Paralimpik Oyunları’nda değil, Usain Bolt ve Michael Phelps gibi, gezegenin en gözde sporcularıyla birlikte Olimpiyat sahnesinde de yer alabiliyor. Dünya’nın dört bir yanında, engellere ve baskılara karşı mücadele eden herkese büyük ilham, azimlere şevk ve mağdur doğmuşlara yaşama sevinci veriyor.
Onun şu ana kadarki başarısının spordan öte anlamlar taşıması ve ümitsizlere ilaç, sakat kafalara ders olması çok daha çarpıcı. Kafalarında engel olanlara şamar, eşit haklar için mücadele eden herkes için harika bir devrim bu. Ampute bir atletin sporun en prestijli sahnesinde yer alıyor olması insan olanları heyecanlandırıyor ve olimpiyatlara kutsal bir boyut katıyor. Zaten erdem ve ilke değil midir sporun temel amacı? Güçlüklere karşı güç kullanmak değil midir?
Dün yarı finalde, finale yükselmeye hak kazanamadı ama, birinci olan, yeni yetme büyük atlet Kirani James’in, gidip, onun isminin ve göğüs numarasının yazdığı banner’ı kendisininkiyle değiştirmesi, bu olimpiyatların ve olimpiyat tarihinin spor ötesindeki en insani ve çarpıcı mesajı oldu. İnsan olmak tam olarak ne demek bu sergilendi dün Londra’da. Kirani James, yarışın ardından “O hepimize ilham kaynağı oldu. Onunla yarışmak benim için de bir onur” açıklamasında bulundu.
Oscar, oskarlık bir iş becerdi. Ya birincilik formasına onun adını işleyen Kirani James’e ne demeli. İlahi adalet ve kas kuvvetiyle altın madalyayı aldı bugün, o altın kalbiyle. James’e olimpiyatların fair play ödülü verilmeli.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here