Oğul Güney, Özkök’ü yalanladı

Aktör Yılmaz Güney’le aynı adı taşıyan oğlu Yılmaz Güney, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün dünkü köşe yazısında yer alan iddialarınnı yalanlayarak “Babam beni hiç dövmedi” diye konuştu.


Güney Vakfı tarafından yapılan  ve bugünnkü  Fırat News Haber Ajansı’nda yer alan açıklamaya  göre; Özkök’ün iddiaları, Fatoş Güney, oğlu Yılmaz Güney ve avukatları Hasip Kaplan tarafından yalanlandı. Güney Vakfı avukatı Hasip Kaplan, Ertuğrul Özkök’ün mahkemeye verileceğini  söyledi.


İddialarla ilgili görüşlerini açıklayan oğul Yılmaz Güney, “Babam beni hiç dövmedi, aksine düşüncelerini bana bir masal anlatır gibi aktarırdı” dedi.


Dün Özkök “Mao’yu Ezberlemeyen Çocuk” başlıklı yazısında, baba Yılmaz Güney’in, “Mao’yu ezberlemediğinde, ya da sözlerini hatırlamadığında oğlunun kulağını çektiğini “öne sürmüştü. Güney Vakfı’nda, Fatoş Güney, Oğul Yılmaz Güney ve vakıf avukatı Hasip Kaplan tarafından yapılan açıklamada, Ertuğrul Özkök’ün ayrıca Basın Konseyi’ne şikayet edileceği bildirildi.


ÖZKÖK BASIN KONSEYİNE ŞİKAYET EDİLDİ


Avukat  Hasip Kaplan; “Özkök’ü, Basın Ahlak Kurallarına aykırı davrandığı için Basın Konseyine şikayet ettik, dün noterden gazeteye tekzip gönderdik, ayrıca Yeni TCK’ya göre hakaretten Bağcılar Cumhuriyet Savcılığında suç duyurusunda bulunduk. Yine, kişilik haklarına hakaretten de İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde 100 bin YTL’lik manevi tazminat davasını açttık” dedi.


Fatoş Güney “Yılmaz Güney dünya sinemasında saygın bir yeri olan, Berlin, Locarno, Venedik, Cannes gibi festivallerde 38 tane ödül almış birisidir” diyerek şöyle devam etti:


“Yılmaz Güney 10 yıl boyunca yasaklanarak Türkiye sinema tarihinden silinmek istenmiştir. 104 adet filminin negatifi yakılarak yok edilmiştir. Düşüncelerinden ötürü yargılandığı 100 yıllık ceza nedeniyle yurdışına çıkmak zorunda kalmıştır.Bir takım çevrelerin kara kalemleri onu vatan haini ilan etmiş, 22 yıl boyunca susmamışlar, kin ve nefterlerini her fırstatta kusmuşlardır. Karalamalar, insafsız yalanlar, suçlamalar; yapanların yüzkarasıdır ve her zaman geri tepmiştir“ Kara kalemler hınçlarını alamamışlar, işi baba-oğul ilişkisine kadar indirgeyeerek bir oğulu, babasıyla ilgili en hassas duygularını kamuoyu önünde açmak zorunda bırakılmışlardır” diyen Güney, “Bu bir baba kadar bir oğul için de acı bir durumdur. Bir anne olarak bu durumdan üzüntü duyduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum, yapılanları kamuoyu önünde kınıyorum.”


BABAM BENİM İÇİN KAHRAMANDI


Oğul Yılmaz Güney ise ise şunları söyledi:


“Ben 6 – 7 yaşlarında İmralı Kapalı Cezaevinde bir hafta babamla kaldım. Bu benim için çok önemliydi. Babam, benim için bir kahramandı, beni hiç dövmedi, bana bir fiske bile vurmadı. Babam devrimci biriydi. İdealleri, ütopyaları vardı. Ülkesinin ve dünyanın tüm çocuklarının yaşayacağı daha güzel bir dünya olduğuna inanırdı. Bu inançları umutla ve sevgiyle bir masal anlatır gibi bana anlatırdı”


Özkök’ün ‘Duvar’ filmiyle ilgili sözlerine de değinen oğul Güney, şunları söyledi:


“Duvar filmi gerçekten yaşanmış bir çocuk koğuşu isyanını anlatır. Babam mümkün olduğu kadar gerçeklere yakın kalmaya çalışmıştır. Ve bunu yurt dışında yaşayan çocuklarından oluşan amatör bir kadroyla gerçekleştirmeye çalışmıştır. Bu nedenle çocuklar o endişeleri, o korkuları adeta bir profesyonel oyunculuk sergiletilerek kamera da görmek istediği duyguları onlarda yaratmak istemiştir. Bu, bilerek yapılmış bir şeydir. Film boyunca şu ifadeyi kullanmıştır; ‘Gerçekleri doğru yansıtmalıyız yoksa geçmişimiz bizden hesap sorar’ Bu bir yönetmenin karşıdakinden istediğini almak için uyguladığı bir yöntemdir, bir yönetmen hilesidir.”


ÖZKÖK’ÜN YAZISI HAYAL GÜCÜNDEN İBARET


Kendisinin de Duvar çekimlerinin setinde bulunduğunu belirten oğul Güney, “12 yaşındaydım ve çocuklara babam kendi babaları kadar yakındı ve hepsi babamı çok sever ve hayranlık duyarlardı. Bu söyledikleri iyi anlaşılsa Özkök’ün yazısının tamamen kendi hayal gücünden ibaret olduğu ortaya çıkmaktadır” dedi.


Güney, Ertuğrul Özkök’ün, Mao, Enver Hoca ve Stalin için “Hiçbir anlamı kalmamış zırvalar “ deyimini kullanmasını ise şöyle değerlendirdi:


““Fikirlerine katılalım, katılmayalım Mao, Enver Hoca, Stalin bir dönemin tarihine damgasını vurmuş insanlardır ve bu insanların idealleri uğruna milyonlarca insan ölmüştür. Bu insarlar hakkında Özkök’ün kendi deyimiyle ‘Hiçbir anlamı kalmamış zırvalar’ demesi, bir yüzyılın siyasal ve sosyolojik tarihini bir celse de hiçe sayması demektir.Bu kadar kolay olmamalıdır. Özkök’ün sözleri  bana Le Pen’in yıllar önce yaptığı bir açıklamayı hatırlattı; milyonlarca insanı katlettiği gaz odalarından bahsederken, ‘Gaz odaları tarihte bir detaydı’ demişti. Özkök de kendi mantığıyla aynı yolu izliyor; tarihin bazı sayfalarını görmemezlikten geliyor.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.