Çoğunluk…

Çoğunluk…

0
PAYLAŞ

Tam da kıyametin kopacağı coğrafyadaki ülkemiz muktedirleri, “yapay” kıyameti atlattıktan, yani Şirince’deki “Ters Huni Kullananlar Derneği”nin hayal kırıklığından sonra ne yapacak?
İktidar 2013’de, yol ayrımın sancılarını yaşayacağa benziyor.
Sancısız sayılacak bir on yılı geride bırakan AKP iktidarı, icraat” dağınıklığı içinde.
Parti programının dışındaki arayışlarda, vaat ettikleri ile “yaparsak iyi olur” icraatının zamanlamasında bile şaşkınlıklar yaşıyor.
“unutuldu galiba” sandıklarımız bir anda gün ışığına çıkıyor.
Misal: Dev özelleştirmeler…
Otoyolları, köprüler. Bankalar. Talih oyunlarının bir kısmı…
Sağlıktaki eksiklikler gündemden düşecek gibi değil.
Eğitim reformu “yamalı bohça”.
Ancak 32 yıldır yürürlükte olan darbecilerin Seçim Kanununa kimse el değdiremiyor.
Sanki yakan top.
Demokrasiden ileri demokrasi geçtiğini sanan ve “hamle” yaptığına inanan iktidar, keza bir başka 32 yıllık Siyasi Partiler Yasası’nın tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini içine sindiremiyor.
Bu da ikinci yakan top.
Sen git, 12 Eylül darbecilerini yargıla…
Ama onların çıkardıkları anti,demokratik yasalara elini sürme.
Sen git, yapılmış ve yapılacak tüm darbecileri, teşebbüsçüleri, heveslileri, “yaş-kuru” demeden yargıla…
Sonra gel bu iki antidemokratik yasayı ağzına dahi alma.
Üçüncüsü ve en önemlisine gelince..
“1982 Korku Anayasası”
En netamelisi de kevgire dönmüş olan yürürlükteki ANAYASA…
Darbelerin anası. Darbe anayasası…
Diyelim ki yeni anayasa için çaba sarfediiliyor.
Az da olsa yol alınıyor.
Ama bu kez de “çoğunluk nasılsa bende” denilerek başkanlık sistemiydi, olmadı yarı başkanlık sistemi denilerek amaç saptırılıyor.
Anayasa kısa olsun…
Anayasada vatandaşlık tanımı değişsin.
Din konusuna içerik verilsin…
Azınlık hakları netleşsin derken…
Hazırlanmakta olan yeni taslak yamalı bohça misali ortada…
Bütün bu aksaklıklar ve yanlışlıklar neden yapılıyor?
Kasıtlıdır demek zor.
Acemiliktir demek yanlış.
“Akıl sapması veya akıl sektirmesi var” demek de çok anlam ifade etmiyor…
Bana göre tek ve en önemli neden, “tek ses” hakimiyeti…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan başka hiçbir “kul”un kararlara karışamaması…
Oysa demokrasilerde de “kul” hakkı denmese de, sorumluluk taşıyan her siyasetçinin,
her milletvekilin, her bürokratın söz hakkı vardır ve işe yarar.
Demokrasi ortak kararlar sistemidir.
“Çoğunluğun pervasızlığı” hissini payanda yaparak, demokrasiyi çığırından çıkarmak çok kolay olabilir.
Bunun tek başına yapılması daha da kolaydır.
Ama o zaman da sistemin adı demokrasi değildir.
Adını siz koyun…

BİR CEVAP BIRAK